Macera...
9/10
·532 syf.··
2026 22. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 14:44
Sevgili okurlar, sevgili yazarlar, sevgili Nautiluslular, sevgili Romalılar... Bilim kurgu eserlerin muciti sayılan Jules Verne'in en çok bilinen bu romanında; Kaptan Nemo kontrolündeki Nautilus isimli bir denizaltı gemisinin denizlerdeki ve okyanuslardaki maceralarına tanıklık ediyoruz. Denizaltının sürpriz konukları arasında yer alan bilim adamı Pierre Aronnax'ın ağzından anlatılan ve Aronnax, uşağı Conseil, Kanadalı mızrakçı Ned Land ve Kaptan Nemo etrafında ilerleyen romanda; kayıp Atlantis kıtasından Kızıldeniz'e, Akdeniz'den Güney Kutbu'na kadar tuzlu suların hakim olduğu her yerde maceralar hiç bitmiyor. Çocukluğumun kitabını, hayallerimin kitabını yeniden okumanın mutluluğu ile herkese bu kitabı okuması tavsiyesinde bulunuyorum. Benim için yorucu olan, sayısız balıkların ve sualtı bitkilerinin anlatıldığı, sınıflandırıldığı kısımları saymazsak kitap son derece akıcı. İyi okumalar diliyorum.
Denizler Altında Yirmi Bin FersahJules Verne · İş Bankası Kültür Yayınları · 202116,2bin okunma
7/10
·736 syf.··
Beğendi
·
2026 43. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 02:10
Moby Dick'i okurken beni en çok zorlayan şey, romanın sürekli olarak hikâyenin akışını kesen balina ve balinacılık üzerine uzun açıklamalara sapması oldu. Melville zaman zaman bir romancıdan çok bir doğa tarihçisi gibi davranıyor. Balina türleri, avcılık yöntemleri, gemicilik detayları ve dönemin denizcilik kültürü üzerine sayfalarca süren bölümler var. Bu bölümler bazen o kadar uzuyor ki insan ana hikâyenin ne olduğunu unutmaya başlıyor. İlk bakışta bu kısımların atlanabileceği düşünülebilir. Ancak ilginç olan şu ki, Melville bu teknik bilgilerin arasına insan doğasına dair gözlemlerini de yerleştiriyor. Bir bölüm boyunca balinaların anatomisinden söz ederken son birkaç sayfada insanın kibri, bilgiye ulaşma çabası ya da evrendeki yerinin belirsizliği üzerine düşündürücü tespitler yapabiliyor. Bu yüzden bu bölümler romanın ritmini bozsa da tamamen gereksiz olduklarını söylemek zor. Romanın asıl gücü ise benim için Kaptan Ahab karakterinde yatıyor. Ahab yalnızca intikam peşindeki bir kaptan değil; takıntının insanı nasıl ele geçirebileceğinin neredeyse uç bir örneği. Moby Dick'in kopardığı bacağının intikamını almak için tüm hayatını tek bir amaca indirgemiş durumda. Gemi, mürettebat, güvenlik, mantık ve hatta kendi yaşamı onun için ikinci planda kalıyor. Burada ilginç olan nokta, Ahab'ın yalnızca bir balinayı kovalamıyor oluşu. Balina zamanla gerçek bir hayvandan çok daha fazlasına dönüşüyor. Ahab'ın gözünde Moby Dick, dünyanın adaletsizliğinin, acının ve kaderin sembolü haline geliyor. Bu yüzden onun savaşı bir hayvanla değil, varoluşun kendisiyle yapılmış bir hesaplaşma gibi görünüyor. Ahab üzerine düşünürken aklıma şu soru geldi: Eğer bu intikam arzusu olmasaydı Ahab'ın hayatında ne kalırdı? Belki de onu ayakta tutan şey gerçekten de nefretidir. İnsanların çoğu
Edebiyat
Moby DickHerman Melville · Yapı Kredi Yayınları · 20217,3bin okunma
Reklam
Bir İmparatorluğun Gün Batımında: Atatürk’ün Anlattıkları
Puan vermedi·120 syf.··
2026 62. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 17:01
selamlar herkese! Bugün Falih Rıfkı Atay’ın Mustafa Kemal’in Ağzından Vahdettin kitabından bahsedeceğim sizlere. 🫯 Bu kitap, Atatürk’ün Falih Rıfkı Atay’a anlattığı hatıralardan oluşuyor. Daha önce Milli Mücadele’nin başlangıç sürecini farklı kaynaklardan okumuştum ancak bu eser, olayları doğrudan Mustafa Kemal’in bakış açısından görmek açısından oldukça etkileyiciydi. Kitabın kalbini tek bir soru oluşturuyor aslında: Samsun’a giden o vapurun kaptan köşkünde sadece Mustafa Kemal mi vardı, yoksa o gemiyi bir şekilde Vahdettin mi yüzdürdü? Yıllardır tartışılan “Vahdettin bir vatan haini miydi, yoksa çaresiz bir hükümdar mıydı?” sorusuna burada başkalarının yorumlarıyla değil, Mustafa Kemal’in o günkü düşünceleri, endişeleri ve kararlılığı üzerinden yaklaşma fırsatı buluyoruz. Kitapta beni en çok etkileyen bölümler Almanya seyahati sırasında geçen vagon sohbetleri oldu. Mustafa Kemal’in olayları değerlendirme biçimini, dönemin siyasi atmosferini nasıl okuduğunu ve geleceğe dair yaptığı tespitleri görmek gerçekten dikkat çekiciydi. Bir yanda Osmanlı Devleti’nin son yılları, diğer yanda ise henüz şekillenmekte olan yeni bir gelecek var. Bu yönüyle kitap yalnızca tarihî olayları anlatmıyor; aynı zamanda farklı dünya görüşlerinin karşılaşmasına da tanıklık etmemizi sağlıyor. Kitabı okurken, Falih Rıfkı’nın Atatürk’ün cümlelerini aktarırken kullandığı o sade ama sarsıcı dili özellikle takip etmenizi öneririm. Yazarın, Atatürk’ün zihnindeki o berraklığı okura geçirme becerisi, eseri klasik bir biyografiden öteye taşıyıp, adeta bir "tarihi tanıklık" belgesine dönüştürüyor. Özellikle işgal altındaki İstanbul’un atmosferi, saray çevresindeki belirsizlik ve dönemin umutsuzluğu başarılı bir şekilde aktarılmış. Sayfalar ilerledikçe kendinizi yalnızca bir olayın değil, bir
1000Kitap
Atatürk’ün Bana Anlattıkları: Mustafa Kemal’in Ağzından VahdettinFalih Rıfkı Atay · Pozitif Yayınları · 20231,242 okunma
Puan vermedi·100 syf.··
2026 36. kitabı
·
19 saatte okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 03:24
İnsan insana ne kadar katlanabilir? Birbiriyle alakası olmayan bir sürü insanın mecbur kaldıkları yerdir 72.Koğuş. Açlık, korku, aşağılanma… bunlar birikince insanın sabrı inceliyor. Birine katlanmak bazen merhamet değil, zorunluluk oluyor. Ve o zorunluluk biraz daha zorlaşınca, o “katlanma” yerini şeye bırakıyor: küçük küçük kırılmalara… sonra da sertleşmeye. Bu söylediklerime uymayan bi karakter var ki... Kaptan Ahmet aynı şartlara sıkışmış insanlara rağmen vicdanı ve merhametiyle ön plana çıkıyor. 72. Koğuş Ahmet kaptan sayesinde şaha kalkıyor. Herkesin 'önce ben' dediği, hayatta kalmak için yanındakini ezmeye hazır olduğu o sefil yerde, Kaptan Ahmet tek başına bir ezber bozuyor. Sabrın bittiği insanların o bahsettiğim 'sertleşme' evresine geçtiği yerde o inadına merhameti seçiyor. Koğuştaki o çaresiz adamlara sadece ekmek vermiyor onlara unuttukları insanlıklarını hatırlatıyor. Fakat dünya ne yazık ki temiz kalplere göre bir yer değil. Paranın büyüsü koğuşa girince, Kaptan'ın o pamuk gibi sardığı adamlar birer birer canavara dönüşüyor. Finalde Kaptan’ı o koğuşun zemininde cansız yatarken gördüğümüzde canımız acıyor çünkü biliyoruz onu öldüren şey o sefalet değil o kadar kötülüğün içinde bile inatla korumaya çalıştığı o kocaman vicdanıydı.
Duygu ve Düşünce
72. KoğuşOrhan Kemal · Everest Yayınları · 20247,5bin okunma
Puan vermedi
Matrak adam şu Bukovski, ağzı bozuk, kaba deli dolu, yazarken filtresiz, ancak zeki. Mizahın her daim zeki insanların yeteneği olduğunu düşünürüm. Anılarını paylaştığı bu kitapla hem gülüp hem düşüneceksiniz veyahut hipodrama koşacaksınız ...
Kaptan Yemeğe Çıktı ve Tayfalar Gemiyi Ele GeçirdiCharles Bukowski · Parantez Gazetecilik ve Yayıncılık · 20181,446 okunma
7/10
·232 syf.··
Beğendi
·
2026 59. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 16:57
Merhaba arkadaşlar. Jules Verne serüvenimiz kaldığı yerden devam ediyor. Dünyanın Hakimi (Efendisi) eserinde bizleri neler bekliyor. Hızlıca başlayalım. Bu eserde bizler özellikle hızlı arabaların konu edildiği bir döneme geçiyoruz. Kitap 1904 yılında yayımlandığı için araba bulmanın güç olduğu bir devirde adeta hızlı araçların gündeme getirilmesi bile Jules Verne’nin düşünce gücünü açığa çıkarıyor. Bu defa Amerika’ya uzandığımız eserde bizler Carolina – Morganton'a konuk oluyoruz. Burada insanlar yüksek ses nedeniyle uykularından uyanırken aynı zamanda da Great Eyrie adındaki bir dağdan gelen parlak ışıklara şahit oluyorlar. Hemen Washington emniyetinden Müfettiş Strock da görevlendirilir bu konuda ve detaylara bakmak için harekete geçer. Onun göreve gelmesi sonrası çok hızlı bir araba yanında aynı şekilde bir gemi, uçak ve denizaltı da hikayeye dahil oluyor. Tam, bu hikaye nereye gidiyor diye sorgularken bir de gizemli diyebileceğimiz ‘Ulusa Sesleniş’ konulu diyebileceğimiz mektuplar ortaya çıkıyor. Kitaba devam ettiğimizde Jules Verne’nin çok farklı düşündüğünü, 4 farklı bölgedeki 4 farklı aracın 4 ayrı mesaj ama genelden baktığımızda da bir bütünlük içeren gönderme yaptığını gözlemliyoruz. Burada biraz ‘Biyoloji’ işin içine girdiği için 4 element olarak değerlendirme yapıldığını ve kitabın buna göre şekillendiğini ekleyelim. Ancak çok önemli bir detay var ki bundan mutlaka bahsetmemiz gerekiyor. FBI olarak bildiğimiz büronun öncü kuruluşu olan Soruşturma Bürosu 1908 yılında kurulurken Verne kitabı bundan birkaç yıl önce kaleme alıyor. Yani tamam teknolojik yenilikler hadi biraz beklenti biraz hayal gücüyle denk geldi diyebiliriz ama bu noktada bu kadar ufak ve önemli bir detayı es geçemeyiz. Verne bence yalnızca tahmin yürütmüyordu. Bildiği kısımlar da vardı.
Dünyanın HâkimiJules Verne · Alfa Yayınları · 2021184 okunma
Reklam
Reklam