Kış soğuk olabilir ama çocuklarla birlikte her mevsim hep sıcacık…”
Bir sabah perdenizi açıyorsunuz ve karşınızda o büyüleyici, göz alabildiğine pamuk pamuk beyazlık…
Hangimiz çocukken bu manzarayı görüp de heyecanla dışarı fırlamadık ki?
Eminim bu duyguyu çoğumuz yaşamıştır
Kitapta, sabah camdan baktıklarında her yerin karla kaplandığını gören Yağmur ve Toprak’ın bitmek bilmeyen kar keyfine, kardan adam maceralarına ve kartopu oyunlarına ortak oluyoruz.
Eski kışların o saf neşesini çocuk kalbiyle hissettiren bu hikayede bir anne olarak en sevdiğim detaylardan biri de tatlı bir dille işlenen günlük rutinler oldu: "Yüz yıkamadan olmaz. Havlu ortaya atılmaz."
Hikaye, çocuklara karda oynamanın sınırsız eğlencesini sunarken, minik yaşam kurallarını da çok tatlı bir dille hatırlatıyor.
Siz kış mevsimini ve karı özleyenlerden misiniz?
“Evet, bir gün bütün dünya, Paris’ten Çin’e
ey ilahi Saint-Simon, baş eğdiğinde öğretine,
yeniden doğacaktır Altın Çağ bütün görkemiyle, dolacaktır ırmaklar çikolata ve çayla;
nar gibi kızarmış koyunlar zıplayacaktır ovada,
tereyağda pişmiş turnabalıkları yüzecektir Seine''de; ıspanaklar doluşacaktır bol yahnili dünyaya,
kızarmış ekmek parçacıklarıyla boydan boya.
Ağaçlar komposto halinde elmalar verecektir
ve balyalarla demetler edecektir hasat;
kar yerine şarap, yağmur yerine piliçtir yağacak olan
ve gökten şalgam garnili ördekler inecektir. ”
LAUGLÉ ET VANDERBUSCH: Louis et le Saint-Simonien