Yaşamak güzel şey doğrusu üstelik hava da güzelse hele gücün kuvvetin yerindeyse elin ekmek tutmuşsa bir de hele tertemizse gönlün hele kar gibiyse alnın yani kendinden korkmuyorsan kimseden korkmuyorsan dünyada iyi günler bekliyorsan hele iyi günlere inanıyorsan üstelik hava da güzelse Yaşamak güzel şey, Çok güzel şey doğrusu!
Tekbir Tekbir ehad ehad Allahu Ekber İnsan sormadan edemiyor: Bu ne mel‘un bir bağnazlık, ne garîb tahammülsüzlük ne acınası bir kendini bilmezliktir? Nâfiz BASAN İslamın ilk müezzini idi Bilali Habeşi Ya Ebubekir dedi sormadan edemedi Ey beni kölelikten kurtaran iman ehli Neden böyle acınasıdır cehil olanların işi Ebubekir cevapladı ey kahraman sahabe Zulme dayanmak çetin iştir mekkede Bağnaz ve yobazların işi zulumdür elbette Cehiller lehebler zulmeder her devirde Hz Bilal ve Hz Ebubekir duaya durdu Sevdalık çekerek bulduk iman yolunu Ey Allahım yüceler yücesi ulular ulusu Kolaylaştır sevda ile aşk ehlinin yolunu İnsan saklar sevdiğinin hatırasını Ya Resullullah ayazdır senden sonrası Dinermi Ebubekir ve Bilallerin acısı Ey Bilal oku bize o bülbül sesinle ezanı Kul Nefsani uy imama deki Allahu Ekber Bağnazlık kendini bilmezlik devam eder Mescidi ancak Bilaller Ömerler inşa eder
Din
Reklam
sen o baygın sevgilerin adamı değilsin. sana yaşamak düşer çarkların gövdesinde bin demir kapıyla hesaplaşmaktan omzun çürümelidir bin çeşit güneşle ovulmalıdır gaddar ellerin yürü yangınların üstüne, kendi alevini de getir çarpıntısız dakikası olur mu devrimcinin ki ölüm her yerde uyanıktır alestadır korkunun yardakçıları tez kızaran güllerden kendini sakın sevgiler ürkütsün seni, aşk ayrı- Aşktır diye geri geldin o çekiç seslerine bıraktın vazgeçilmez ırmakları gönlüne kar yağdırıyorsa çocuk sesleri yetsin dikkat et hiçbir şey ıslatmasın namluları Mazot/İsmet Özel
Edebiyat
Gidersen kim sular fesleğenleri
Gidersen yıkılır bu kent, kuşlar da gider Bir nehir gibi susarım yüzünün deltasında Yanlış adresteydik, kimsesizdik belki Sarışın bir şaşkınlık olurdu bütün ışıklar Biz mi yalnızdık, durmadan yağmur yağardı Üşür müydük nar çiçekleri ürpeririken Gidersen kim sular fesleğenleri Kuşlar nereye sığınır akşam olunca Sessizliği dinliyorum şimdi ve soluğunu Sustuğun yerde birşeyler kırılıyor Bekleyiş diyorum caddelere, dalıp gidiyorsun Adını yazıyorum bütün otobüs duraklarına Öpüştüğümüz her yer adınla anılıyor Bir de seni ekliyorum susuşlarıma Selamsız saygısız yürüyelim sokakları Belki bizimle ışıklanır bütün varoşlar Geriye mapushaneler kalır, paslı soğuklar Adını bilmediğimiz doslar kalır yalnız Yüreğimize alırız onları, ısıtırız Gardiyan olamayız kendi ömrümüze her akşam Gidersen kar yağar avuçlarıma Bir ceylan sessizliği olur burada aşklar Fiyakalı ışıklar yanıyor reklam panolarında Durmadan çoğalıyor faili meçhul cinayetler Ve ölü kuşlar satılıyor bütün çiçekçilerde
Buz kesmiş bir çocuk, üşür her adımda, Kar adamlarının bile istemediği yanında. Ne sıcak bir yuva var ne de bir liman, Ayazla büyümüş kalbi, sessiz ve yaman.
Şiir
Orta Doğu siyasetini ve Türkiye’nin yakın tarihini takip eden pek çok kişinin paylaştığı en büyük paradokslardan biri: Büyük güçlere veya iç siyasetteki dönemsel aktörlere bel bağlamanın yarattığı kronik hayal kırıklığı döngüsü. Siyasi süreçlerin sürekli aynı tıkanma noktasına gelmesi ve aktörlerin ders almıyormuş gibi görünmesi dışarıdan bakıldığında gerçekten büyük bir kısırdöngü hissi yaratıyor. Uluslararası ilişkilerde "güven" diye bir kavram yoktur; yalnızca geçici çıkar örtüşmeleri vardır. ABD veya İngiltere gibi küresel aktörlerin bölgedeki Kürt aktörlerle (özellikle Suriye ve Irak hattında) kurduğu ilişki hiçbir zaman kalıcı bir müttefiklik olmadı. Kürt hareketi, ABD’nin kendilerini tamamen "kar kara kaşı gözü için" desteklemediğini biliyor. Ancak bölgede hayatta kalabilmek, IŞİD gibi tehditlere karşı alan kazanabilmek ve diplomatik meşruiyet devşirebilmek için bu küresel gücü bir kaldıraç olarak kullanmaya çalışıyorlar. Bu kumarın bedeli her zaman ağır oluyor. ABD kendi küresel çıkarları (örneğin NATO dengeleri veya Türkiye ile ilişkileri) gerektirdiğinde bölgedeki yerel ortaklarını anında gözden çıkarabiliyor. Kürt siyasi hareketi, küresel güçlerin (ABD/UK) bölgesel planları ile bölgesel devletlerin (Türkiye, İran, Irak, Suriye) statükosu arasında sıkışmış durumda. Birine yaslandığında diğeri tarafından cezalandırılıyor; kendi içine kapandığında ise tamamen izole oluyor. Eğer bu kısırdöngü kırılacaksa, çözüm aktörlerin niyetlerine veya sözlerine "güvenmekten" geçmiyor. Çözüm, siyasetin zeminini değiştirmekte yatıyor. Siyasetçilerin veya hükümetlerin iki dudağı arasından çıkacak sözler yerine; uluslararası standartlarda, Meclis çatısı altında kalıcı, şeffaf ve geri dönüşü zor hukuki mekanizmalar (gerçek anlamda bir çerçeve yasa) şart koşulmalı. Söz uçar,
Sosyoloji
Reklam
Reklam