Puan vermedi·288 syf.··
2019 11. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 05 Şubat 2019 00:00
Okuyan kadinlar kulubu nün #heraybiryayinevi ve #heraybiryazarbirkitap etkinliğini birleştirip, @everestyayinlari n'dan bir Ahmet Ümit kitabı olan #karkokusu ile geldim. Yarı otobiyografik bir roman olan Kar Kokusu, Türkiye'de askeri diktatörlüğün en karanlık günlerini, devrim zamanlarını anlatıyor. Kilit olan her karaktere kurgu içerisinde sırası geldikçe ayrı ayrı yer verilmiş. Yaşadıkları zorluklar, verdikleri kayıplar, aile hayatları, aşkları, gizlilikleri, gördükleri işkenceler... Beklentimi karşılayan, kopmama izin vermeyen, kendi çapımda dedektifçilik oynamama müsade edip sonunda bildiğini okuyan keyifli, ara veremediğim bir okuma oldu benim için. Dünyanın dört bir yanından gelen devrimciler, Moskova'daki uluslararası bir okulda eğitim görmek için bir araya getiriliyorlar. Komünist Partiden olan Cemil, Nejat, Can, Mehmet, Şerif, Turgut, Hikmet, Dursun, Kerem, Beşir... Türk istihbaratçılar ise onların peşinde. İşlenen bir cinayetle seyir değiştiriyor herşey. Cinayet anı ve soruşturma esnasında geçiyor bütün kurgu. Sorgular sırasında yaşananlar, iç hesaplaşmalar her zamanki gibi insanların kendi çıkarlarını doğuruyor. Bu çıkarlar için ne kadar kolay adam harcandığını hıncımdan hop oturup hop kalkarak okudum. Gözlerim onurongo ı aradığında sabahın 3'ü olmuştu. Yoktu tabi ki Şaşırsam da içime sinerek bitmesinin rahatlığını yaşadım. Alıntılarımdan bir kaçını bırakıp müsade istiyorum. Keyifli okumalarınız daim olsun... "Ayrı düşmüş insanlar için ülke bazen yalnızca bir türkü demekti, bazen buğusu üstünde sıcak bir yemek, bazen bir sokak görüntüsü, bazen de bir isim. Nereye giderse gitsin, ülkesini içinde taşırdı insan..." "Doğru yöntemi uygulayarak yitirilen zaman, yanlış yöntemi uygulayarak kazanıldığı varsayılan zamandan daha kısadır..." "Felaketler
Kar KokusuAhmet Ümit · Everest Yayınları · 20189,4bin okunma
10/10
·160 syf.··
2026 32. kitabı
Mustafa Kutlu, Türk edebiyatında özellikle “uzun hikâye” türündeki eserleriyle tanınan, modern hikâyeciliğimizin en önemli temsilcilerinden biridir. Eserlerinde toplumsal gerçekçi, gelenekçi-millî ve yer yer postmodern unsurları harmanlayan bir anlayışa sahiptir. Sevgili @mustafakutlu_ ile aynı havayı solumak bile yeterli. İnşallah bir gün karşılaşırız. Yazarın doğrudan okuyucuyla konuşuyormuş gibi yazması, günlük hayatın sıcaklığını hissettirmesi en sevdiğim özelliği. Kitap üç ayrı hikaye barındırdığı için tekdüzelikten uzak. Özellikle ilk hikayedeki #MenekşeliMektup postacının eşine olan bağlılığı ile platonik aşkı arasındaki ikilem dolayısıyla okuyucuyu etkiliyor. Kitaptaki Hikayeler 1.Menekşeli Mektup 2.Hacca Gidebilmek 3.Kar Üstüne Kan Damlar Kitapta anlatılanlar gerçek hayatta karşılaştığımız durumlar. İnsanda farklı hisler barındırması muazzam. Bu yüzden okurken sıkılmayacak ve bir an önce bitirmek isteyeceksiniz. İyi okumalar, kitap delisi öğretmenn
Menekşeli MektupMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 20125bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Rezalet Bir Çeviri
Puan vermedi
Kitabın çevirisi aşırı özensiz, kötü ve hatta hatalı. Ayrıca metinde çok ciddi bir eksiltme de var; yaklaşık %30 - %40 arası bir kırpma söz konusu. Çevirmen berbat bir iş çıkarmış. Bunu herhangi bir yapay zekaya - hatta Google Çeviriye bile çevirtip okumaya kalksak daha iyi sonuç alırız. Çeviriden birkaç örnek vermek istiyorum. 1-) Orijinal kitaptan bir cümle: "The garden was overgrown, full of red-flowering oleanders and with Asiatic pines round a ruined fountain." Türkçe çevirisi: "Sütunlarla dolu bahçe ise oldukça bakımlı görünüyordu. Harap olmuş bir çeşmenin etrafı çeşitli çiçeklerle doluydu." Burada "overgrown" derken = yani bahçedeki otlar büyümüş, yabani otlar sarmış, BAKIMSIZ kalmış diyor. Bunu "Bakımlı" olarak çevirmek için gerçekten kötü ve yanlış çevirmeye çaba harcamış olmak lazım. 2-) Orijinal dilde bir betimleme: "...with moving wrinkles under them as though the whole lower part of his face were on a hinge." Yani karakter konuşurken yüzünün alt kısmının / çenesinin, bir menteşeye bağlıymış gibi hareket ettiğini söylüyor. Bu zihinde kolayca canlanabilen çok güzel bir görsel betimleme. Ama Türkçe çevirisi: "Zeki gözlerinin altında kırışıklıklar görülüyordu." 3-) Kırpılmış paragraflardan bir örnek: "The Street of Tombs lies outside the walls of Pompeii. It leads from the Herculaneum Gate, descending a shallow hill like a broad trough of paving-blocks between a footway on either side. Cypresses stand up over it, and make this street of the dead seem alive. Here are the burial-vaults of the patricians, the squat altars hardly yet blackened to ruin. When this man heard his own footsteps there, he felt merely that he had got into a neglected suburb. The hot, hard light shone on paving-stones worn to ruts by cartwheels; on grass sprouting in cracks, and
Yeşil KapsülCarter Dickson · Akba Yayınevi · 19766 okunma
10/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
Öncelikle yazara tesekkür ederim. Kitap çok sürükleyici. Babasının romalılar tarafından öldürülmesi sonucu intikamını almak için yemin eden hannibal, gücü ele geçirince önce gümüş madeni olan ispanyayı ele geçirir. Çünkü ispanya gümüş madeni olarak zengin ve paralı asker almak için şart.daha sonra hiçbir kumandanın cesaret edeneyeceği alp dağlarının zirvesinde galya ya gelir. O kadar kar,çığ tehkikesi var ki yiyecekler çığ altında kalınca ölmüş asker arkadaşlarını Bile yerler. Sonra 3 savasta romayı yener. İtalyayı kuşatır. Tereddüt edip cesaret edemeyince, hannibal ın aynı taktiğini uygulayan roma scipio tarafından zorlu mücadele sonrası yenilir. Hannibal öldürülmez. Gözetim altında tutulur. Kartacadan kaçan hannibal Türkiye Gebze de romaya karsı tekrar ordular kuracakken, başka bir romalı asker tarafından esir alınmak ister. Yüzüğünde tasıdığı zehri içerek intihar eder. Belkide romalılar ondan aldığı taktikler ile imparatorluk kurdular. Kimisine göre çok zeki komutan ama sonuçta romaya yenilmiş. Hannibal büyükse, roma daha büyük diyenlerde var.scipio Kendisine tarihin en büyük askeri komutanı kim diye sorduğunda 1.sırada büyük iskender var ben 3. Sıradayım. eğer sen beni yenmeseydin 1.sırada ben olurdum der.
HannibalPatrick N. Hunt · Kronik Kitap Yayınları · 2019426 okunma
Teneke kitap incelemesi
10/10
·158 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 05 Mayıs 2026 10:27
Herkese Merhaba Teneke kitabının incelemesini sizlerle paylaşıyorum. Herkese keyifli okumalar dilerim. Yaşar Kemal’in Teneke romanı, hem yazarın külliyatında hem de Türk edebiyatında toplumcu gerçekçi akımın en saf ve çarpıcı örneklerinden biridir. Çukurova’nın bereketli topraklarında geçen bu kısa ama yoğun roman, bürokrasi, ağalık düzeni ve halkın cehaletle imtihanını işler. ## 1. Konu Özeti Roman, idealist ve genç bir kaymakam olan Fikret Irmaklı’nın, Çukurova’nın bir kasabasına tayin olmasıyla başlar. Kasabada çeltik (pirinç) ekimi yapan nüfuzlu ağalar, daha fazla kâr elde etmek için yasalara aykırı olarak tarlalarını su altında bırakmakta, bu da sıtma salgınına ve köylülerin mağduriyetine yol açmaktadır. Genç kaymakam başlangıçta ağaların oyununa gelip onların "misafirperverliğine" kanarak çeltik beyannamelerini imzalar. Ancak bir süre sonra halkın dramını ve ağaların acımasızlığını fark edince onlara karşı amansız bir mücadeleye girişir. ## 2. Temalar ve Çatışmalar • İdealizm vs. Düzen: Kaymakam Fikret Bey, devletin adaletini temsil etmeye çalışan idealist bir figürdür. Karşısında ise rüşvet, torpil ve siyasi bağlantılarla örülmüş, kemikleşmiş bir ağalık düzeni vardır. • Halkın Çaresizliği ve Yanılgısı: Romanın en trajik yönlerinden biri, Kaymakam'ın köylü için mücadele etmesine rağmen, köylülerin ağaların korkusuyla veya kışkırtmasıyla Kaymakam'a sırt çevirmesidir. • Doğa ve İnsan: Yaşar Kemal’in vazgeçilmezi olan Çukurova doğası, burada hem bir bereket kaynağı hem de ağaların hırsı yüzünden bir hastalık (sıtma) yuvası olarak betimlenir. ## 3. Sembolizm: "Teneke" Ne Anlama Gelir? Romanın adı olan "Teneke", hikâyenin sonunda Kaymakam kasabadan ayrılırken köylülerin ve ağaların arkasından çaldıkları tenekeleri temsil eder. • Aşağılama: Kasaba halkı, düzeni
Edebiyat
TenekeYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 201712,4bin okunma
Özel Mülkiyet Bizi Çürütür
8/10
·182 syf.·
2026 12. kitabı
1844 El Yazmalarıyla Marksizme giriş yaptım.Kar Marksa göre kapitalist toplumun temel çeliskisi emek-sermaye çelismesinden kaynaklanıyor.İşci, İşine hayatını (gerçek anlamda) koymasına karşın karnını bile doyuramıyor insanca bir hayat yaşamayı geçtim çocukları bile açlıktan ölüyor eğer kendisi kuru ekmek yiyorsa şansli sayılıyor, ne kadar üretirse kendisi o derec fakirleşir.Karl Marksın Politik İktisatçılar dedigi liberal iktisatçılar ve düşünürler bu düzeni mesrulaştırmak için çalışıyorlar(aslında hâla da var bunlar)Kitabin bel kemiğini "yabancılaşma" kavramı oluşturuyor işçi üretim üzeirnde kontrolünü kaybettiği zaman kendine topluma ve ürettiği ürüne yabacılasır, kendisi için çalışmadığı zaman insanlığını kaybediyor, fabrikada patron için çalısan bir hayvandan bir makineden farksız bir robot oluyor.Düşünmesi, yaptığı iş yaratıcılık kullanması değil sadece önüne verilen işin yapması isteniyor böylelikle işci makineleşiyor.Butun varlığını ürettiği metaya koyup karşılığında bunun çok çok az bir kısmını kazanabiliyor.böylelikle kendi emeğine ve dünyaya yabancılşıyor.İşci 4 şekilde yabancılaşır 1)Ürettiği Ürüne yabancılsşır Çünkü ürettiği şey ona ait değildir. 2)Üretim Sürecine Yabancılaşır Çalışmak artık yaratıcı bir faaliyet değil hayatta kalma aracıdır. 3) insani özüne yabancılaşır Üretim sürecinde bilinci ve yaratıcı yönünü kullanması istenmez böylelikle makine parçasına dönüşür. 4) Diğer insanlara yabancılsşır Çünkü herkes rekabet içindedir ve herkes (işçi patron fark etmez) herkes diğerini insan olarak değil rakip olarak görür.Kapitalizm insan ilişkilerini bozar. İnsanlar hem kapitalizm yüzünden yabancılaşıp hem de birbirini insan değil elde edilecek nesne gözüyle bakarlar.Gunumuzde buna bir de sosyal medya ayağı eklendi. Karl Marks sadece bunu
1844 El YazmalarıKarl Marx · Birikim Yayınları · 2021603 okunma