tuhaf bir tedirginlik duygusu kanına süzüldü. Ki- mi zaman bir ateş onu sarıyor, akşamları yalnız başına sessiz yolda yürümeye zorluyordu. Bahçelerin huzuru, pencereler- deki dost ışıklar tedirgin yüreğine yumuşacık bir etki akıtı- yordu. Oynayan çocukların gürültüsü canını sıkıyor, Clon- gowes'da duyduğundan daha da keskin olarak, ötekilerden başka türlü olduğunu ona duyuruyordu. Oynamak istemi- yordu. Ruhunun sürekli gördüğü maddesiz imgeyle ger- çek dünyada da karşılaşmak istiyordu. Onu nerede ve nasıl araması gerektiğini bilmiyordu ama bir önsezi, kendi belir- li bir eyleme girişmeden de bu imgenin gelip onu bulacağı- nı söylüyordu. Sanki önceden birbirlerini tanımış ve buluş- mak üzere sözleşmişler gibi sessizce karşılaşacaklardı, belki kapılardan birinin önünde ya da daha gizli bir yerde. Karan- lık ve sessizliğin ortasında, yalnız başlarına kalacaklardı: Ve o üstün şefkat anında birden değişiverecekti. İmgenin göz- leri önünde solarak elle tutulmaz bir şey olacak sonra bir an içinde değişecekti.