tuhaf bir tedirginlik duygusu kanına süzüldü. Ki- mi zaman bir ateş onu sarıyor, akşamları yalnız başına sessiz yolda yürümeye zorluyordu. Bahçelerin huzuru, pencereler- deki dost ışıklar tedirgin yüreğine yumuşacık bir etki akıtı- yordu. Oynayan çocukların gürültüsü canını sıkıyor, Clon- gowes'da duyduğundan daha da keskin olarak, ötekilerden başka türlü olduğunu ona duyuruyordu. Oynamak istemi- yordu. Ruhunun sürekli gördüğü maddesiz imgeyle ger- çek dünyada da karşılaşmak istiyordu. Onu nerede ve nasıl araması gerektiğini bilmiyordu ama bir önsezi, kendi belir- li bir eyleme girişmeden de bu imgenin gelip onu bulacağı- nı söylüyordu. Sanki önceden birbirlerini tanımış ve buluş- mak üzere sözleşmişler gibi sessizce karşılaşacaklardı, belki kapılardan birinin önünde ya da daha gizli bir yerde. Karan- lık ve sessizliğin ortasında, yalnız başlarına kalacaklardı: Ve o üstün şefkat anında birden değişiverecekti. İmgenin göz- leri önünde solarak elle tutulmaz bir şey olacak sonra bir an içinde değişecekti.
Sayfa 112 - İletişim·Kitabı okuyor
Ben yanmasam sen yanmasan biz yanmasak, nasıl çıkar karan- -lıklar aydın- -lığa..
Sayfa 184·Kitabı okudu
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Kerem Gibi Hava kurşun gibi ağır!! Bağır bağır bağır bağırıyorum. Koşun kurşun erit- -meğe çağırıyorum... O diyor ki bana: - Sen kendi sesinle kül olursun ey! Kerem gibi yana yana... "Deeeert çok, hemdert yok" Yürek- -lerin kulak- -ları sağır... Hava kurşun gibi ağır... Ben diyorum ki ona:
Sayfa 188·Kitabı okudu
Deniz kıyısında kayık karan Genç kızların ışınlarını taşıyacaktır derelere Ve çölde ilerleyen bin tonluk bir deve Gibi bize bir siteyi yüklenerek dönecektir Gün vurduğu zaman ağzına mağaranın Bizden alman vakit bize geri verilecektir Çiğnenmemiş çayırlıklardan Devşirilen yeşillikler yüzümüze sürülecektir Bir el uzanışıyla Gelecek çağlara çağdaş olacağız Uykumuzu en ulu ders olarak okutacaklar çocuklara Uykumuz korkunun ötesinde Yeni bir kımıltı demek uygarlıklara Uyudular ayakları ses çıkarmadan çakıltaşlarında Güneşte pişmeyen bir yumurta Tapınaklar için kesilen taşların biçiminde Gökten başka denizden de anlaşılan gecenin gelişinde Solan kadınlarda eriyen gülde Uyudular uyuyarak onardılar Işıttılar insan yüreğini Kentler battı kentler çıktı uyudular Mağaranın ağzını kapatan kaya Değirmentaşı gibi döndü yüzyıllarca En az gerekli gün ışığını vererek içeri En yüce bir yaşama için gerekli Kabusları süpüren umut için gerekli Rüya gören sayıklayan beyin için gerekli Kurban sanatının şehidi eller için gerekli Kelimeyi dürbün gibi geleceğe çeviren Dağ görünüşlü diller için gerekli
Sayfa 216·Kitabı okuyor
Şiir
Evrenden sonra ne geliyordu? Hiçbir şey. Ama orada her şeyin çevre- sini saran incecik bir çizgi olabilirdi. Her şeyi, her yeri dü- şünmek çok büyük oluyordu. Yalnızca Tanrı yapabilirdi bu- nu. Ne kocaman bir düşünce olduğunu düşünmeye çalış- tı ama o yalnızca Tanrı'yı düşünebiliyordu. Onun adı nasıl Stephen'sa Tanrı'nın adı da Tanrıydı. Dieu Tanrı'nın Fran- sızcasıydı ve o da Tanrı'nın adıydı ve ne zaman birisi Tan- rı'ya yalvarsa ve Dieu dese Tanrı bir Fransızın yalvardığını hemen anlardı. Ama her ne kadar yeryüzünün çeşitli dille- rinde Tanrı için çeşitli adlar varsa da her ne kadar Tanrı ya- karan bütün bu insanların çeşitli dilleriyle ne söylediklerini anlıyorsa da, sonuçta Tanrı hep aynı Tanrı olarak kalıyordu ve Tanrı'nın asıl adı Tanrı'ydı. Böyle düşünüp durmak onu çok yordu. Başı çok büyümüş gibi geldi. O sayfaya dönüp kahverengi bulutlar ortasın- da duran yeşil yuvarlak dünyaya yorgun yorgun baktı.
Sayfa 61 - İletişim·Kitabı okuyor
Ben yanmasam Sen yanmasan biz yanmasak, nasıl çıkar karan- -lıklar aydın - -lığa...
Edebiyat