Dopamini tetikleyen yenilik sonsuza kadar devam etmez.Aşkı düşününce, tutkulu romantizm her zaman kaybolur ve işte o zaman bir karar anı gelir.Ya diğer kişinin o anda yanımızda bulunmasının getirdiği hoşnutlukla beslenen bir aşka geçiş yaparız ya da ilişkiyi bitirip kendimize başka bir macera ararız.Dopaminerjik etkiyi tercih etmek asgari çaba gerektirir ama etkisi kısa sürer, aynı güzel bir çikolatayı yiyip bitirmek gibi.İstikrarlı aşk, odağı beklentiden tecrübeye çeker; her şeyin mümkün olabileceği fantezisinden gerçekle ve tüm kusurlarıyla yüzleşmeye.Bu geçişi yapmak zordur ve dünya bize zor bir işten kolayca kaçmanın yolunu sunarsa, o yolu seçmeye meyilli oluruz.Bundan dolayı aşkın ilk zamanlardaki dopamin pompalaması bitince, birçok ilişki de biter.Aşkın ilk zamanları, bir köprünün başında panayırda eğlenmek gibidir.Panayırdaki atlıkarınca sizi istediğiniz kadar bir oraya bir buraya götürebilir ama en sonunda sizi yine başladığınız yere bırakır.Müzik durduğunda ve ayaklarınız yere tekrar bastığında bir karar vermeniz gerekir:Ya bir tur daha bineceksiniz ya da köprüden karşıya geçecek, daha kalıcı bir aşka ulaşacaksınız.
Psikoloji
Immanuel Kant
Filozofun günlük siyasi tartışmalara girmesinin doğru bir tutum olmadığını düşünen Kant, Platon'un ileri sürdüğü "filozof kral" anlayışından da ayrı bir yerde durmaktadır. Öyle ki politik güce sahip olmak, insanın sağlıklı akıl yürütmesinin önünde önemli bir engel teşkil etmektedir. Kendi ifadesiyle: "Çünkü güç sahibi olmak, kaçınılmaz olarak aklın özgür karar vermesine zarar verecektir."
Felsefe
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Seçim
Hayatta en sıkıntı verici olan şey insanın seçim yapmak zorunda olmasıdır. Ya onu ya bunu! Oysa önemli olan hem ona hem diğerine sahip olabilmektir; çünkü biri olmadan diğeri eksik kalır ve anlamını yitirir
Sayfa 172 - Vakıfbank Kültür Yayınları, 2. Baskı,İstanbul, 2026
Edebiyat
Bir kadın yalnızlığa çekilmeye karar verdiyse eğer, öldürmüştür içinde kalan o son sevgi kırıtılarını.
Müşterilerime, atacaklarını anne baba ve aile üyelerinin görmemesini sağlamalarını özellikle tavsiye ediyorum. Bun­da utanılacak bir şey olduğundan değil. Ev toplamakta yan­lış bir şey yoktur. Ancak, çocuklarının nelerden kurtulduğuna tanık olmak özellikle aileler için son derece sıkıntılıdır. Çocuklarının atılmayı bekleyen onca yığının ardında bıraktıklarıyla hayatlarını sürdürüp sürdüremeye­cekleri, onların endişelenmesine neden olur. Ayrıca çocukla­rının kendi ayaklarının üstünde durarak yaşamlarına dair ka­rar alabildiklerini görmek onları mutlu etse de, geçmişe dair giysileri, oyuncak ve anıları çöp yığınında görmek fazlasıyla acı verebilir. Çöpünüzü gözlerden uzak bir yerde tutmanız düşünceli bir davranıştır.
Sayfa 61 - Epsilon
Kişisel Gelişim
Maddi değere ek olarak, sahip olduklarımızı daha değer­li kılan üç faktör vardır: işlev, bilgi ve duygusal bağımlılık. Bir de bunlara nadir bulunma özelliği eklendiğinde, hangisinden vazgeçeceğimize karar verirken daha da zorlanırız. Çoğu kişi kullanmakta olduğu şeyleri (işlevsel değer), işe yarar bilgi içerenleri (bilgisel değeri) ve duygusal bir bağ kurduğu eşyaları (duygusal bağımlılık) atmak­ta zorlanır. Bunlar kolayca elde edilmesi mümkün ol­mayan veya yerine yenisini koyamayacakları (nadir bulunma) şeylerse, bunlardan ayrılmak çok daha zor bir hal alır.
Sayfa 58 - Epsilon
Kişisel Gelişim