• Gerçekten kötü olan yanlış bir karar aldığımı kabul edince geri dönmeye cüret edemiyorum, kendimi başka bir yanlışla düzeltmeyi tercih ederim. Ama ne de olsa hayali bir düz çizgiyi izliyorum, ama onu tutturmak her zaman mümkün olmuyor ve sapmalar da çok büyük değil.
  • Kitaba sadece ufak bir açıklama getirmek için bu incelemeyi yazıyorum. Lulu, robbie, mark, gray, brian gibi karakterler var ve hepsi erkek. Aslında gerçek kişiliklerini buraya yazmam uygun olmaz kitabın bütün büyüsünü bozarım. Hepsinin kendince bir sorunu var. Gray geçmişe takılmış durumda. Lulu, robbie para kazanma peşinde. Mark ise kaybolmuş, bağlanmaktan ve sevgiden korkuyor. Brian ise paranın kaynağı gibi duruyor kitapta. Çok ince bir şekilde sistemi ve düzeni eleştiriyor aslında. Okurken iyi anlamak lazım. Kitabın son 10 sayfası çok iyi. Aslında ne için uğraştıklarını ve sonunda ne olduğunu anlıyorlar. Tabi yazar geyiğini yapmaya da devam ediyor. Tamamen para odaklı bir kitap. Yeri geliyor savaştan vuruyor, yeri geliyor açlıktan, yeri geliyor cinselliği nasıl yaşadığını ve cinselliğe nasıl baktıklarını anlatıyor. Daha fazla uzun inceleme yazamam zaten bir senaryo. 1 saate bitiyor. Okuyup, anlayabilirsiniz. Önyargılı yaklaşıp kitabın ana konusu görmekten kaçmayın, asıl konu cinsellik değil.

    En beğendiğim alıntıları paylaşmıştım ama görmeyenler için buraya ekliyorum;

    Robbie: Öyle demedim. Sanırım... Sanırım hepimizin hikayelere ihtiyacı var, hayata devam edebilmek için hikayeler uyduruyoruz.
    Ve sanırım uzun zaman önce büyük öyküler vardı. Öyle büyük öykülerdi ki, tüm hayatını onlarla geçirebiliyordun. Tanrının ve Kaderin Güçlü Elleri. Aydınlanmaya yapılan yolculuk. Sosyalizm Yürüyüşü. Ama hepsi öldü ya da dünya yaşlandı, bunadı ve tüm bunları unuttu. O yüzden şimdi hepimiz kendi öykülerimizi uyduruyoruz. Küçük öyküler. Farklı şekillerde. Ama her birimizin bir tane var.


    Lulu: Dinlemek istemiyorum. Üç yüz exi bedavaya verdin.
    Robbie: Bu önemli.
    Lulu: Hayır. Budala.
    Robbie: Sadece bir dakika dinle tamam mı? Dinle, önemli olan kısmına geliyorum. Bu gezegene yukarıdan bakıyordum. Bu dünyaya yukarıdan bakan bir astronottum. Ve Rwanda’da ağlayan şu çocuğu gördüm, neden ağladığını bilmiyordu. Kiev’deki büyükanneyi gördüm, elinde avucunda ne varsa satıyordu. Bogota ya da Güney Amerikadaki şu başkanı gördüm. Ve acıyı gördüm. Ve savaşları. Ve hep al, al, al. Ve düşündüm ki: Sikeyim parayı. Sikeyim. Satmak. Satın almak. Bu sistem. Bu orospuluk yapan dünyayı sikeyim, hadi sadece güzel olayım. Güzel. Ve mutlu.
    Anlıyor musun?
    Anlıyor musun?
    Sonra elimde sadece iki tane kaldı ve bir herif gelip dedi ki: “Ex dağıtan sen misin?” Elimde kalanları ona verdim ama o dedi ki: “İki mi? İki tane bir boka yaramaz. Elinde başka vardır.” Ve bana vurmaya başladı. Yumrukluyordu.


    Robbie: Tüm söylediğim: “ peynirli mi olsun, efendim?” ve o öylece boş boş bana bakıyordu. Gözlerimin içine dik dik bakıyordu. Ve şu... şu korku vardı gözlerinde.
    Bir daha söyledim. “hamburgerinizde peynir olsun mu efendim?” Bu ona fazla geldi. Alt dudağının titrediğini gördüm. Gözlerinin dolduğunu.
    Lulu: Bunu söyledin. Ve seni kovdular mı?
    Robbie: Birinin söylemesi gerekiyordu. Eğer sen orada olsaydın, sen de... Ona söylemem gerektiğine karar verdim. Ve dedim ki: “ Bak, burada bir tercih hakkın var. Hayatında bir kez bir tercih yapabilme hakkın var. Ve sikeyim, bunun tadını çıkar.”


    Lulu: Bir gün insanlar tüm bunların ne için olduğunu anlayacak. Tüm bu acının. Başka sır kalmayacak. Ama o zamana kadar yaşamak zorundayız. Çalışmak zorundayız. Yapabileceğimiz tek şey bu.
  • Can Kozanoğlu'nun ağırlıklı olarak çocukluk ile ilk gençlik yılları arasında dönemi anlattığı anılarından oluşan bir eser. Daha önce ismini duymamıştım. Akıcı, sade ve yalın bir anlatımı var. Kolay okunuyor. En beğendiğim bölümlerden biri Ah Şeref Ah Şeref kısmı. Şeref karakteri çok sıra dışı. Gerçek hayatta göremeyeceğiz tiplerden biri. Anlık karar veren ve anlık yaptığı şeylerden soğuyan biri. Keyif olarak okudum.

    İleri de belki devam kitabını da okurum.
  • ''Çok kişiyle konuş,az kişiyle düşün,tek başına karar al.''

    -Konfüçyüs
  • Öç almayı ve genel anlamda kendini savunmayı bilen
    insanlar, nasıl karar verirler? İçlerini öç duygusu kaplayan bu tür insanlarda, geriye söz konusu duygudan başka bir şey kalmaz.
  • Robbie: Tüm söylediğim: “ peynirli mi olsun, efendim?” ve o öylece boş boş bana bakıyordu. Gözlerimin içine dik dik bakıyordu. Ve şu... şu korku vardı gözlerinde.
    Bir daha söyledim. “hamburgerinizde peynir olsun mu efendim?” Bu ona fazla geldi. Alt dudağının titrediğini gördüm. Gözlerinin dolduğunu.
    Lulu: Bunu söyledin. Ve seni kovdular mı?
    Robbie: Birinin söylemesi gerekiyordu. Eğer sen orada olsaydın, sen de... Ona söylemem gerektiğine karar verdim. Ve dedim ki: “ Bak, burada bir tercih hakkın var. Hayatında bir kez bir tercih yapabilme hakkın var. Ve sikeyim, bunun tadını çıkar.”
  • Suç ve Ceza yı okumaya karar verdiğimde arkadaşlarım dostoyevski nin diğer eserlerini oku önce sonra suç ve cezayı oku demişlerdi. Onları dinleyerek ilk olmasa da dürüst hırsızı okudum bende.
    Akışı betimlemesi kitabın işleyişiyle çok beğenmiş ve koşarak diğer kitaplarını da okuma isteği gelmişti :)