MECAZİDEN İLAHİYE AŞK
10/10
·420 syf.··
2026 18. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 14:57
Elif Şafak'ın en çok duyduğum kitabı olma özelliği sebebiyle her zaman okumayı düşündüğüm bu eseri sonunda okuyabildim. Uzun bir süre kitaplığımda bulunan bu kitabı keşke daha önce okumuş olsaydım diye düşündüm. İçerik olarak gayet doyurucuydu. Konusuna gelecek olursak yayınevinde işe başlamış olan Ella karakterimizin incelemek için aldığı Aşk Şeriatı kitabını okuması ve kitapla birlikte hayatında yaşadığı olaylar örgüsünü içeriyordu. Kitap içeriğinde tarihimizde önemli yerleri olan Mevlana Celaleddin Rumi ve Şems-i Tebrizi'nin serüvenleri anlatılırken Aşkın İlahi ve mecazi olmak üzere iki kısma ayrıldığını öğreniyoruz. Okumayı düşünen veya şu an karar veren herkese mutlaka okumalarını öneriyor ve keyifli okumalar diliyorum.
Tasavvuf
AşkElif Şafak · Doğan Kitap · 200976,6bin okunma
10/10
·464 syf.··
Beğendi
·
2026 19. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 13:27
Küçük Mucizeler Dükkanı serisinin üçüncü kitabı. Öğretmen olan evli iki çocuğu olan Susannah Nelson annesinin hastalığı haberiyle annesinin yaşadığı yere gelir. Babasını kaybeden Susannah genç kızken sevgilisinden ayrılmasına neden olduğunu düşündüğü babasına kızgınlığı hep devam etmiştir. Ne zamandır aklında olan eski sevgilisi Jake'in peşine düşer. Seneler önce ölen ağabeyi Doug, Jake ve babası ile gerçekleri öğrenir. Susannah yaşamında değişiklik yapmaya karar verir. Öğretmenliği bırakıp, Küçük Mucizeler Dükkanının yanındaki dükkanda çiçekçi dükkanı açmaya karar verir.
Bahçemde Yeşeren UmutlarDebbie Macomber · Martı Yayınları · 20124,149 okunma
Reklam
7/10
·448 syf.··
2026 15. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 26 Mayıs 2026 16:25
Selamlar. Bu kitabı sevdim mi sevemedim mi bilmiyorum. Okurken keyif aldım, kitap akıcıydı ama diğer yandan bazı şeyler önceki kitaplara nazaran çok hızlı işlenmiş gibi geldi bana. Ben önceki kitapları dark romance’ten çok psikolojik gerilim olarak nitelendirmenin daha doğru olduğunu çünkü bu kitaptaki karakterlerin de olayların da romantize edilmemesi gerektiğini düşünüyordum. Bu kitapta ise olaylar tamamen romantizme dönüyor. İki kitap arasındaki bu değişimin böyle birden olmasını ben pek sevemedim Elder ve Pim’in ilişkisinin gelen olarak ne kadar tartışmaya açık olduğu hepimizin malumu. Bir önceki kitabın sonunda yaşananlardan sonra Pim’in Elder’a bir mektup yazması ve otelden ayrılmasını okumuştuk. (Pim’in yanına hiçbir şey almadan oteli terk etmesi saçmalıktı ama bu kısmı geçeceğim.) Pim’in yaşadığı aydınlanma çok ani geldi bana. Bir önceki kitapta Pim “Yalnız başıma bu dünyada ayakta kalamam” gibi bir motivasyonla Elder’ın yanında kalmaya kararlıyken bu kitapta Elder’a inanılmaz aşık olduğunu fark ediyor ve ona bu işkenceyi çektiremeyeceğini düşünerek gitmeye karar veriyor. Hangi ara bu kadar aşık oldun ?! Hadi onu da geçtim neyine aşık oldun ? Sana sürekli ültimatom veren, benim gemimde kalacaksan benim dediğimi yapacaksın modunda takılan, düşüncelerini sanki hakkıymış gibi talep eden, sana tecavüz etmiş bir adamın neyine, hangi ara bu kadar aşık oldun ? Yani bütün bu yaşananlar düşünüldüğünde Pim’in bu aşık halleri ve ben onu iyileştirebilirim tripleri bana inanılmaz saçma geldi. Önceki kitaplarda Pim’in gücüne, kararlılığa, ayakta kalma ve adapte olabilme yeteneğine ne kadar hayran kaldıysam bu kitaptaki birbirinden manasız düşüncelerine o kadar sinir oldum. Pim zeki bir kadındı. Bu kitapta ise inanılmaz aptalca kararları var. Pim’le ilgili saçma bulduğum
ThousandsPepper Winters · Pukka Yayınları · 2025140 okunma
7/10
·184 syf.··
2026 4. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 12:37
Nanami, ortaokula giden meraklı ve kitapları çok seven bir kızdır. Annesini küçük yaşta kaybetmiş, babasıyla birlikte büyümüştür. Babası onu sık sık şehrin büyük kütüphanesine götürür. Kütüphanenin görevlisi olan Bay Hamamura, dışarıdan bakıldığında aksi ve huysuz görünse de aslında iyi kalpli bir adamdır. Bir gün Nanami, kütüphanedeki bazı kitapların gizemli bir şekilde kaybolduğunu fark eder. Durumu Bay Hamamura'ya anlattığında, onun sadece abarttığını düşünür ve kitapların ödünç alınmış olabileceğini söyler. Ancak Nanami bu açıklamayla yetinmez. En yakın arkadaşı İtsuka ile kütüphanede buluştuğunda bu durumu paylaşır. İtsuka, Nanami'nin gözlem gücüne güvenir ve gerçekten sıra dışı bir şeyler olmuş olabileceğini söyler. Bunun üzerine Nanami kaybolan kitapların sırrını araştırmaya karar verir. Araştırması sırasında Fransız edebiyatı bölümünde şüpheli bir kişi fark eder ve onu takip eder. Takip ettiği kişi gizli bir geçitten geçince Nanami de peşinden gider. İşte o sırada karşısına Tekir adlı konuşan bir kedi çıkar. Tekir, Nanami'nin uzun zamandır aradığı kişi olduğunu düşünmektedir. Nanami ve Tekir, kaybolan kitapların izini sürerken Rintaro ile tanışırlar. Rintaro, bir sahaf dükkânının sahibidir ve daha önce Tekir'e yardım etmiş cesur bir gençtir. Birlikte, kitapları yok etmek ve onların değerini unutturmak isteyen gizemli Gri Adam'a karşı mücadele ederler. Nanami, Tekir ve Rintaro; cesaretleri, dostlukları ve kitaplara olan sevgileri sayesinde kütüphaneyi ve kitapların dünyasını korumak için unutulmaz bir maceraya atılırlar. Bu yolculuk boyunca kitapların insan hayatındaki önemini, dostluğun gücünü ve inandıkları değerler uğruna mücadele etmeyi öğrenirler.
Kütüphaneyi Kurtaran KediSosuke Natsukawa · Athica Yayınları · 202556 okunma
5/10
·352 syf.··
Beğendi
·
2026 47. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 12:30
I never thought that one day I would read and finish this book, but here I am — I read it, I finished it, and just as I expected, it turned out exactly that way. The Love Hypothesis is a book full of clichés but with the “I’m going to break the clichés” kind of attitude. I’m not even sure where to start. I don’t know if I actually liked the book, but I enjoyed reading it. It flowed really well, so I can’t complain about that part. However, Olive constantly talking about how big Adam was started to annoy me. I wanted to tell her, “Yes, we get it, he’s a big guy. You don’t have to remind us every ten seconds!” After that, their dialogues… I don’t know, they felt really ridiculous to me. It was less of a romantic comedy and more of a romantic nonsense kind of story. But it was the type of book that didn’t require much thought, was easy to read, and flowed nicely. I already know that once I finished it, I wouldn’t think about it again. The movie adaptation is coming. I’m not sure if I’ll watch it, but maybe I will just to clear my mind and have something easy to watch. Bir gün bu kitabı okuyup ve bitireceğimi hiç düşünmezdim ama işte buradayım, okudum ve bitirdim ve tahmin ettiğim gibi oldu. Klişelerle dolu ama ben klişeleri yıkmaya karar verdim havası ile love hypothesis kitabı. Nereden başlasam emin değilim. Kitabı beğendim mi, ondan bile emin değilim ama okurken keyif aldım, yani akıp gitti okurken. O kısımda bir sorun yoktu ama olive'in sürekli adam ne kadar büyük demesi sinir bozucuydu. Kendisine gidip evet anladık, o büyük biri. Bunu her on saniyede bize hatırlatmana gerek yok! Sonrasında aralarındaki diyaloglar, bilmiyorum çok saçma geldi. Romantik komediden çok, romantik saçmalıklar üzerine bir kurguydu ama kafayı yormayan, akan ve bittiğinde bir daha
The Love HypothesisAli Hazelwood · Berkley Books · 20214,930 okunma
Puan vermedi·280 syf.··
2026 20. kitabı
Romanın merkezinde, Beyrut’ta yaşayan 72 yaşındaki Aaliya Saleh yer alıyor. Hikâyenin başında, kullanma talimatını okumadan saçına fazla miktarda uyguladığı bir şampuan yüzünden saçları maviye dönmüş Aaliya ile tanışıyoruz. Ancak anlatı doğrusal ilerlemiyor; Aaliya’nın zihni ne kadar karmaşıksa hikâye de o kadar parçalı bir yapıda ilerliyor. Sürekli geçmişe dönüyor, anılar arasında dolaşıyor ve okuyucuyla sohbet eder gibi hikâyesini anlatıyor. Aaliya Beyrut’ta doğmuş. Henüz iki yaşındayken babasını kaybediyor. Daha sonra annesi, dönemin gelenekleri gereği Aaliya’nın amcasıyla evleniyor. Böylece üvey kardeşlerle, “amca-baba” dediği bir adamla ve ayakta kalmaya çalışan annesiyle geçen zor bir çocukluk dönemi yaşıyor. Henüz 16 yaşındayken evlendiriliyor. Dört yıl süren mutsuz ve yalnız evliliğinin ardından boşanıyor. O dönemin Beyrut’unda boşanmış ve çocuksuz bir kadın olmak kolay değil. Toplum tarafından dışlanması beklenirken Aaliya tam tersine kendi hayatını kurmaya karar veriyor. Bu noktadan sonra ailesine, çevresine ve toplumun dayattığı kurallara karşı sessiz bir direniş başlatıyor. Aaliya’nın hayatındaki en büyük tutku kitaplar oluyor. Yıllarca Beyrut’ta bir kitapçıda çalışıyor ve İngilizce ile Fransızcadan Arapçaya çeviriler yapıyor. Tolstoy, Pessoa, Calvino gibi önemli yazarların eserlerini çeviriyor. Fakat ilginç olan şu ki bu çevirilerin hiçbirini yayınevlerine göndermiyor. Tam 22 yaşından itibaren her yılın ilk günü yeni bir çeviriye başlıyor ve tamamladığı metinleri kutulara koyup evindeki küçük hizmetçi odasında saklıyor. Yıllar içinde 37 roman çevirmiş olmasına rağmen bunların hiçbiri yayımlanmıyor. Roman boyunca yalnızca Aaliya’nın kişisel hikâyesini değil, Lübnan’ın çalkantılı tarihini de görüyoruz. Özellikle Lübnan İç Savaşı ve Ortadoğu’nun siyasi
Lüzumsuz KadınRabih Alameddine · Budala Kitap · 2021494 okunma
Reklam
Reklam