Ne olursa olsun, başlatılmış savaşın büyüklüğü karşısın da, kişilik gücü unutulmamalı. Seçim kürsülerinde kaş çatmalarla, tehditlerle bir arada gideninden söz etmiyorum. Aklığın ve özsuyun erdemiyle tüm deniz yellerine dayananından söz ediyorum. Dünyanın kışında meyveyi hazırlayacak olan güçtür o..
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Önündeki yarısı yenmiş bifteğe baktı ve aniden, onu kas ve sinirden oluşmuş iri bir parça olarak gördü. Kan kırmızısı bir parça. Bir zamanlar yaşayan, hareket eden, yiyip içen ve sonra kafasına tokmakla vurulup öldürülen -tramvay kuyruğunda sıra bekleyenler gibi sırası gelince öldürülen gerçek bir inek olarak...Elbette, herkes biliyordu bunu. Ama çoğu zaman kimse düşünmezdi. Süpermarkette selofan kağıtlara sarılıp paketlenir, ürün ve fiyat etiketi yapıştırılırdı, fındık ezmesi veya fasulye konservesi alır gibi. Kasaba gittiğinizde bile, o eti öyle beceriyle ve hızla sararlardı ki, tertemiz ve resmi bir ürünü haline gelirdi.
Bir işçi yaşlandığında ya da bir kazaya uğradığında, hurda bir makine gibi döküntü yığınına fırlatılıyordu. Yaşamlarının sonunu, hiç de onurlu sayılmayacak bir biçimde getiren birçok buna benzer insan görmüştüm. Bu yüzden, yeni bakış açıma göre el emeği onursuz bir şeydi ve üstelik para da etmiyordu. Ne mesleğim olacaktı, ne de şef kızından bir karım. Kararımı vermiştim. Suç da işlemeyecektim. Suç işlemek de işçi olmak kadar feci bir şeydi. Kas gücü değil, beyin para ediyordu. Artık kaslarımı, kas gücü pazarında satılığa çıkarmamaya karar verdim. Bundan sonra sadece ve sadece beynimi satacaktım.
Vücudumdaki her kas sızım sızlayarak içeri giriyorum; ama kalbim hâlâ güm güm atıyor ve düşünceler beynimde fırtına gibi savruluyor. Uykusuzluk böyledir işte. Kafandaki düşünceler bütün gece yayın yapar.