7/10
·416 syf.··
Beğendi
·
2026 156. kitabı
𝐁𝐢𝐫 𝐃𝐞𝐦𝐞𝐭 𝐒𝐞𝐯𝐠𝐢 Herkese Selamlar... Sizlere çok sevdiğim kalemden yepyeni bir kitap ile geldim. Öcelikle kapağına bayıldım. Bu soft renkler ve bu tasarım gerçekten şahane olmuş. Yazarın kalemine aşinayım o duruluk, o anlatım ve o akış gerçekten her zaman beni mutlu ediyor. Ama diğer kitaplarına nazaran bu kitapta duyguları ne yazık ki alamadım. Hızlı ilerleyen bir akış vardı ve karakterler başladıkları gibi değildi. Olaylar çok çabuk gelişti ve nasıl olduğunu anlayamadan sonlandı. Diğer yandan alt tema olarak harikaydı. Hayallerinden vazgeçmeyen bir kadın, sadece doğurmak ile anne okunmayacağını gösteren bir kadın vardı. Nahif ve içimize bir iz bırakacak duru bir hikayeydi. Demet ve Ömer Demet annesi öldükten sonra okulu bırakıp babasına bakmak zorunda kalır. Babası ise eşinin vefatından sonra kendini alkole verip kızına eziyet eder (nedense o baba sonradan bir değişti. Sanki onu zorla çalıştırıp parasını alkole yatıran o değil, arkadaşlarını eve çağırıp kızını tedirgin eden o değil, abisinin oğlu ile evlendirmek isteyen o değil gibi) Demet iş yerinde rahatsizlaninca işten çıkarılır. O akşam babası ile amcasının oğlu ile evelenmesi üstüne yaptığı tartışma ile komşusuna kaçar. Allah'ın hikmeti nasibi ayağına gelir. Komşunun abisinin oğlu evlenmek ister sizi tanıştırayım der. Demet ise kabul eder ve ertesi akşam için karar verirler. Ömer eşi tarafından aldatılan bir askerdir. Beş yaşındaki oğluna eziyet eden ve acımadan sokaklarda bekletilirken o vatanı koruma görevindedir. Bir görev dönüşü ise acı gerçek ile yüzleşir. Annesi bu acıdan felç geçirir (ona da bir ayar oldum başta nasıldı sonra kızı istemede nasıl, kitap biterken nasıldı neyse insanlar değişir diyorum) Oğlu ile yepyeni bir hayat kurmak ister. O gece evde olan amca oğlundan kaçan Demet nasıl olduğunu
Bir Demet SevgiMelek Kaş · Efsus Yayınları · 2024130 okunma
Puan vermedi·272 syf.··
2026 48. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2026 11:20
Aslında hepimizin zaman zaman sığ sulara düşen öz değerimizi yeniden keşfetmemiz için yazılmış oldukça samimi ve derinlikli bir rehber niteliğinde. Yazar, öz saygıyı sadece havalı bir kavram olarak değil, mutluluğun ve sağlıklı ilişkilerin temelindeki görünmez çapa olarak tanımlıyor. Kitap, günümüzde pek çoğumuzun yaşadığı o yetersizlik hissinin, aslında kendimize nasıl davrandığımızla doğrudan ilişkili olduğunu çok naif bir dille anlatıyor. İlişkilerimizde neden sınırlarımızı koruyamadığımızdan, başkalarının onayına neden bu kadar ihtiyaç duyduğumuza kadar pek çok içsel düğümü bir bir çözmeye çalışıyor. En önemlisi de, öz saygının sabit bir kader değil, üzerine çalışıldıkça güçlenen, tıpkı bir kas gibi zamanla geliştirilebilecek bir yetenek olduğunu bizlere hatırlatıyor. Kendi değerini dışarıdaki başarılarda değil, kendi içindeki şefkatte bulmayı öğrenmek isteyenler için adeta bir yol haritası çiziyor; hatalarımızla, eksiklerimizle ve tüm insan halimizle kendimizi kucaklamamızın ne kadar iyileştirici olduğunu vurguluyor. Öncelikle, eğer hayatın akışında kendini sürekli başkalarıyla kıyaslarken buluyorsan, hayır demen gereken yerde “evet” diyerek kendi sınırlarını ihlal ediyorsan veya aynaya baktığında kendine karşı oldukça acımasız bir yargıçtan farkın kalmadığını hissediyorsan, bu kitap sana çok iyi gelecek. Hayatındaki o içsel huzursuzluğu dindirmek, toksik ilişkilerin yarattığı yorgunluğu atmak ve en önemlisi kendi hayatının başrolünde başkalarının alkışına ihtiyaç duymadan da mutlu olabilmeyi öğrenmek istiyorsan senin için harika bir dönüm noktası olabilir. Kendine daha şefkatli bir gözle bakmak, duygusal olarak daha dirençli olmak ve hayatındaki tüm ilişkileri çok daha sağlıklı olacaktır. Sadece teorik bilgilerden oluşan sıkıcı bir kişisel gelişim kitabı değil;
Öz Saygı DersleriYoon Hong Gyun · Timaş Yayınları · 202661 okunma
Reklam
Akıcılığı Baltalayan Nörolojik Terimler :))
6/10
·192 syf.··
2026 44. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 14:04
Kitabın bende bıraktığı en güçlü intiba şu oldu: "Mutluluk bir piyango değil, zihinsel bir kas sistemidir." Yazar, kaderci veya tamamen polyannacı bir yaklaşımı reddediyor. "İyi düşünmek" derken saf bir iyimserliği değil, "gerçekçi ve işlevsel" düşünmeyi kastediyor. İnsanın kendi beyninin kölesi değil, efendisi olması gerektiğini çok net formüle etmiş.Ancak yazarın daha önce başka kitabını da okumuştum ve o kitabını da okurken aynı şeyi hissetmiştim. Tarhan'ın akademik ve tıbbi geçmişine bakmıştım kitabını daha bitirmeden. Çünkü bu kitabında da yaşadığım gibi mesleğinin önlüğü kelimeleri örtüyor ve kelimelerin örtülü olduğu bölümlerde dil ağırlaşıp akıcılığını kaybediyor. Nörolojik terimler (serotonin, dopamin yolları, prefrontal korteks vb.) akıcılığı çok fazla baltalıyor. Kelimeleri yazarken bile şuan bayıyor. :) Ayrıca kitap içinde bazı kavramların (özellikle "özbilinç" ve "irade" vurgularının) çok sık tekrarlandığını, bunun da kitabın hacmini gereksiz büyüttüğünü düşünüyorum. Yazarın bu kitabını da okuduktan sonra başka kitabını okur muyum, ıssız bir adada tek başıma sadece O'nun kitabı kalsa o zaman okurum :)) o da okumayı sevdiğim için. Huzurla demlenmeniz dileğiyle akıcı kitaplarınız bol olsun arkadaşlar :)
İyi Düşün, İyi Hisset, İyi OlNevzat Tarhan · Aile Yayınları · 202594 okunma
10/10
·216 syf.··
2026 8. kitabı
·
25 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 20:13
Kitab mı bitdi,yoxsa mən mi bitdim bu,hələ də müəmmalıdır. Göz yaşlarımın,“kaş ki”lərimin və bəzən də peşmanlıqlarımın müşayiəti ilə oxudum bu kitabı.Ailənin ananı axtarması,onun yoxluğunu hiss etdikcə keçirdikləri peşmanlıq və xatirələr əsərin əsas xəttini təşkil edir.Onlar ananı itirəndən sonra onun evdə və həyatda nə qədər böyük rol oynadığını daha yaxşı anlayırlar.Hər hissədə oxucuya ailə bağlarının və ana sevgisinin nə qədər dəyərli olduğu hiss etdirilir. Özümü o hadisənin bir parçası kimi hiss edirdim.Xoşbəxt yaşamaq,rahat yaşamaq arzusu ilə çırpınarkən,mənim üçün çox şeyini fəda edən anamı da xəyallarıma daxil etmişdimmi?Gələcək planlarımda onun rahatlığı üçün nəsə düşünmüşdümmü?—deyə özümü sorğulayıb tükəndim.Kitab o qədər dərin izlər buraxır ki,bitirənə qədər anamın gözlərinə baxıb dəfələrlə şükür edib,gülümsəmişəm.Hər birimizə sevdiklərimizin,sevənlərimizin qədrini vaxtında bildiyimiz bir həyat arzulayıram.♡
Anam Sənə ƏmanətKyung-sook Shin · Yənbu · 2019357 okunma
8/10
·336 syf.··
Beğendi
·
2026 29. kitabı
Kerem Kaş / Kayıp Cesetler Şüphe ve merak duygusunun okuru esir aldığı olaylar zincirinde sonuca ulaşmak için elinizden bırakmadan okuyacağınız bir kitap KayıpCesetler İki kimliği olduğu bilinen, fotoğrafına ve kim olduğuna ulaşılamayan ve kırmızı bültenle aranan Pera çetesinin meşhur patronu Akrep. Herkes onun peşindeydi. İsmi gazetelerden düşmüyor ama kimse tarafından da tanınmıyordu. Ta ki ordudan emekli Sermet beyin bir kahvehane masasında kendisi gibi emekli olan arkadaşı Rıfkı beye “Akrep benim yakın bir akrabam” diye fısıldayana kadar. İki emekli arkadaş, farklı duygular ve farklı beklentilerle Türkiye’nin yıllardır peşinde koştuğu Akrep’e bir tuzak kurarlar. Biri gönüllüydü bu işe diğeri ise sürüklendi bilinmezliğe. Düşünülmeyenlerse,“zamansız her ölümün ardında derin sorular bıraktığı” ve polisliği bırakmasına rağmen kişisel bir sebebten dolayı senelerdir Akrep’i arayan Tolga Ateş’in bu davayı soruşturmasıydı. Zamansız ölümler, kaybolan cesetler, yönlendirmeler ve şaşırtmalar arasında suçluyu bulmaya çalışmak heyecanınızı artırırken, şüphelilerin sayısı arttıkça sayfaları çevirme hızınız da katlanıyor. Bir yerden sonra olayın nasıl sonuçlanacağını tahmin etsem de asıl nedenini anlamam finale kadar sürdü. Tolga Ateş ile tanışmak ilginç bir deneyimdi ama ben en çok Akrep’in gizemine kapıldım. Okurken sürekli onu çözmeye odaklandım ve sanırım bu yüzden yazarın ters köşesine de güzel yakalandım. Hem hızlı ilerleyen hem de merak duygusunu sürekli canlı tutan kitapları seviyorsanız kaçırmayın derim. Yazarın kalemini ve sıra dışı karakterimiz Tolga Ateş’i severek okudum. Diğer maceralarını da okumak için sabırsızlanıyorum. Keyifli okumalar…
Kayıp CesetlerKerem Kaş · Herdem Kitap · 202123 okunma
Kambur
Puan vermedi·72 syf.··
2026 28. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 01:12
#okudumbitti Kambur - Hunchback Saou Ichikawa Kambur, ağır kas hastalığı nedeniyle hareket kabiliyeti son derece kısıtlı olan Shaka adlı bir kadının hikâyesini anlatır. Shaka, dijital dünyada anonim kimliklerle var olur, erotik metinler yazar, forumlarda tartışmalara katılır ve toplumun “normal” kabul ettiği hayatı dışarıdan gözlemler. Yazar Saou Ichikawa, fiziksel engelli bir yazar olarak bu romanı kendi deneyimlerinden besleyerek kaleme aldığı bilinmektedir. “ama unutmamalı lotus çiceği, en parlak haline çamurun kalbinde ulasir.”
KamburSaou Ichikawa · Beyaz Baykuş Yayınevi · 2025509 okunma
Reklam
Reklam