Yağmur yağıyordu ve ortalık hâlâ çok karanlıktı o sabah. Çocuk sabahçı kahvesine vardığında gazeteleri dağıtma işini bitirmiş sayılırdı. Bir fincan kahve içmek için içeriye girdi. Burası Leo adında, aksi ve cimri bir adamın işlettiği bir kahveydi. Soğuk ve bomboş sokaktan sonra kahvenin dostça ve aydınlık bir görünüşü vardı. Tezgâhın önünde birkaç asker ve dokuma fabrikasından üç işçi oturuyordu. Köşede de, kamburunu çıkarıp eğilmiş, burnuyla yüzünün yarısını bira bardağına gömmüş oturan bir adam vardı. Çocuk başına pilotların taktığı gibi bir kask geçirmişti. Kahveye girerken çenesinin altındaki tokayı açıp yüzünün sağındaki siperliği küçük pembe kulağının üzerine kaldırdı. Kahvesini içerken çoğu zaman birisi gelip onunla dostça sohbet ederdi. Ama bu sabah Leo onun yüzüne bile bakmadı; oradaki adamlardan da konuşan yoktu. Hesabı ödeyip kahveden çıkmak üzereyken birisi ona seslendi:
"Evlat! Baksana!"
Arkasına dönüp baktı. Köşedeki adam bir parmağını kıvrık tutarak havaya kaldırmış, başını sallayarak onu çağırıyordu. Kafasını bira bardağından kaldırmıştı...
Sayfa 147 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 9.Basım, Ağustos 2024·Kitabı okudu
Ohız
bin beyin tetkikine baktıktan sonra, tabii ki çocuklarımın
kask olmaksızın, kafalarına topla vurmalarına, takım
futbolu oynamalarına ve kar kaykayını yapmalarına
izin vermeyecektim. Çocuklarımın tenis, golf ve masa
tenisi oynamalarına ve koşmalarına destek veriyorum.
Beyniniz önemlidir. Ona saygı duyun ve koruyun.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Çok fazla bir ön düşünme olmaksızın insanlar
beyinlerini kafein, sigara, alkol ve ilaçlarla ve de havası
kötü olan şehirlerde yaşayarak kirletiyorlar. Bunu
yapıyor olduklarını bilmeksizin, başlarıyla futbol
toplarına vurarak, ya da takım futbolu oynayarak,
kask takmadan kar kaykayı ya da kayak yaparak veya
(kaskla bile olsa) motosiklet sürerek beyinlerine zarar
veriyorlar. İnsanlar çılgın bir tempoda çalışarak,
geçmişte kalan faaliyetleri sürdürerek, yeterli uyku
uyumayarak ve kabus bir trafikte araba kullanarak
beyinlerini strese sokuyorlar. Ve bunu algılamaksızın,
insanlar abur cubur viyecekler ve uygun olmayan
gıdalarla beyinlerini uygun beslenmeden mahrum bırakıyorlar.
İnsanın üzerinde bağışlanmış giysiler yığınından çıkan bir ceket de olsa, marka bir kazak ya da ucuz veya pahalı bir elbise ya da üniforma, kask ve siperlik de olsa aslında her zaman çıplak ve eğer her şey yolunda giderse ölmeden önce belki zaman zaman güneşten veya rüzgârdan, kardan veya sudan mutluluk duymuş olacak, güzel bir şeyler yemiş veya içmiş olacak, belki birilerini sevmiş ve birileri tarafından sevilmiş olacak.