Puan vermedi·194 syf.··
2025 27. kitabı
“Mahzendeki Sır” kurgusunu çok beğendiğim bir çocuk romanı oldu. Hikâyede Poyraz ve Selim adında iki arkadaşın başından geçen olayları okuyoruz. Poyraz daha hareketli ve özgüveni yüksek bir çocukken, Selim ise heyecanlandığında kekeleyen, daha duygusal bir çocuk. İkilinin zıtlıklarına rağmen aralarındaki dostluk, hikâyeye sıcak bir samimiyet katıyor. Poyraz’ın kendisine “Kiraz kuşum” diyen çok sevdiği bir dedesi var. Dedesinin hastalığına çok üzüldüğünden onun için bir şeyler yapmak isterken parapleji rahatsızlığı olan arkadaşları Göktuğ’a istemeden bir hata yaparlar. Bunun üzerine Türkçe öğretmenleri Nazif Bey, onlara hem Göktuğ’dan özür dilemelerine hem de kendilerini geliştirmelerine yardımcı olacak bir görev verir: Yunus Emre’nin şiirlerini tahlil edip anlamak ve sınıfta tanıtmak. Bu süreçte İnternetten hazır bilgi almaları yasaktır, sadece sözlük kullanabilirler. Kendileri için yapılması imkansız bu ödevi yapmaya çalışırken okulun deposunda buldukları gizemli bir sandık ve içindeki kask sayesinde, kendilerini bir anda Yunus Emre’nin döneminde bulurlar! Uzay Zaman Geometrisi alanında yapılan bir çalışma, geçmişe yolculuk deneyleri, bozulmuş kasklar ve kaybolan altı kask… Bu gizemli bağlantı, hikâyeye bilim kurgu havası katıyor. Yunus Emre’nin yaşadığı döneme yapılan bu yolculuk, hem eğlenceli hem öğretici bir serüvene dönüşüyor. Çocuklar hem Yunus Emre’yi tanıyor, hem de sevgi, dostluk, empati ve anlayış kavramlarını içselleştiriyorlar. Mahzendeki Sır, 6. sınıf üstü öğrencilerinin severek okuyacağı, Yunus Emre’yi tanımalarına ve değerlerimizi anlamalarına katkı sağlayacak bir roman. Bu açıdan çok çok beğendiğim bir kitap oldu. Umarım yazar, seriye aynı güzellikte, farklı değerli isimleri konu alan yeni yolculuklar ile devam eder.
Mahzendeki SırAydın Hız · Ketebe · 202533 okunma
Eli... Hasreti... Lema Şevaktani
Puan vermedi
Bu defteri neden yazdığımı bilmiyorum. Belki içimde susmayan bir sesi susturmak istedim. Belki de sustukça büyüyen o boşluğa bir şekil vermek… Bir zamanlar inandığım, sonra inancımı yitirdiğim, ardından da anlamaya çalıştığım her şey… Bu sayfalarda, dağınık bir bilinç haritasına dönüştü. Ben bir filozof değilim. Bir peygamber hiç değilim. Ben sadece bir “ikilem”im. Bilmek ile inanmak arasında sıkışmış, akıl ve kalp arasında bölünmüş bir ruhum. Yalnızca Tanrı’yla değil, kendimle de kavgalıyım. Bu yazdıklarım ne bir öğreti ne bir inanç sistemi. Sadece bir zihnin çatlaklarından sızan düşünce tortuları. Bir kask takıp kendi zihnime daldım… Ama dışarı çıkıp çıkamayacağımı hiç bilemedim. Bu defter, bir sona yazılmadı. Bir başlangıca da değil… Sadece “doğmamış bir çocuğa”, “kaybedilmiş bir inanca” ve “yarım kalmış bir aşka” yazıldı. Eğer bu sayfalar eline geçmişse, artık bu ses seninle… İçinde bir yankı bulursa ne mutlu. Bulmazsa, lütfen geri bırak. Çünkü bu defter herkese göre değil… --İkilem Medfun / 8 Şubat 2010
Alıntı
LogosophiaMurat Can Yılmaz · İkinci Adam Yayınları · 20254 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
7/10
·392 syf.··
2025 28. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 03 Ağustos 2025 01:04
Ali Hazelwood’un diğer kitapları gibi bu kitapta çok güzeldi. Her kitabında olduğu gibi bu kitapta da ataerkil toplumda kadınların iş hayatını ve zorluklarını anlatmasını beğendim. İlk sayfalarda Nöromühendislikle ilgili kavramlar, NASA ve Marie Curie hakkında bilgiler kafamı karıştırdı. Kitabın her yerinde Marie Curie ile ilgili bir şey olması bir yerden sonra beni biraz sıktı. Ama okurken alışıyorsunuz. Kitabımız yanlış anlaşılmalarla başlıyor. Bee ve Levi, NASA’nın astronotlar için kask tasarlama projesiyle yıllar sonra karşı karşıya gelirler. Bee’nin en çok emin olduğu şey Levi’nin kendisinden nefret etmesidir. Levi ise Bee’nin Tim adındaki nişanlısıyla evlendiğini düşünmektedir. Yanlış anlaşılmalar eşliğinde projelerini yürütürken Bee aynı zamanta Twitter’da “WhatwouldMarieDo” adlı binlerce takipçili bir hesabı anonim bir şekilde yönetmektedir. Kadınların iş hayatındaki zorluklarını anlattığı ve çözüm aradığı bu sayfada ayrıca lisansüstü eğitim sınavlarının olumsuzluklarını da ortaya koymaktadır. Ama Twitter’da tanıştığı “Shmac” adlı hesabın Levi olduğunu bilmemektedir. Kitabın gidişatı Aşk Hipotezi kitabına oldukça benziyor. Bee’nin “Biz birlikte olamayız..seninle sadece arkadaşız Levi!” Tripleri kitap boyunca aşırı sinirlenmeme sebep oldu. Adamın evinde kalıyorsun bi zahmet arkadaştan fazlasısın yani. Aşk Hipotezi ve Şah ve Mat kitabını daha çok beğendiğimi söylemeliyim. Ama bu kitapta karakterlerin etkileşimi çok güzel. İyi okumalar!
1000Kitap
Beyindeki AşkAli Hazelwood · Nemesis Kitap · 20221,410 okunma
“Ben,aldandığımı anladım..”
10/10
·382 syf.··
2025 29. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 20 Mayıs 2025 22:34
Saat kaç? Gerçekten kaç? Bilebilen varsa beri gelsin. Çünkü Tanpınar, bu kitapta zamanın kendisini bir şaka malzemesi gibi kullanıyor. Hem acı, hem tatlı, hem saçma, hem hakikat gibi bir şey bu zaman. Benim için Saatleri Ayarlama Enstitüsü yıllar önce ,dokuz yıl önceden bahsediyorum,Kim Milyoner Olmak İster yarışmasında ilk kez ismini duyduğum, kütüphane raflarında defalarca görüp yanına yaklaşmaktan korktuğum, hayatımın bu zamanının en güzel tesadüflerinden biri olan insanın bana tanıştırdığı bir romandı. Ama sonra sadece bir roman olmaktan çıktı. Saatler önce, son sayfalardayken “inceleme bile yazamam” dediğim kitap, sonuyla birlikte zihinsel bir ayna oldu bana; kelimeler kendiliğinden dökülmeye başladı. Hani bazen düşünürsün ya: “Ben nereye aitim?” Geçmişe mi, geleceğe mi, yoksa arada bir yerde, o hiç gelmeyen şimdiye mi? İşte Tanpınar, bu kitabında o “arada kalmışlığı” alıp kurumsallaştırıyor. Saatleri ayarlama işiyle uğraşan dev bir enstitü kuruyor. Ama işin komik tarafı, ne saat doğru, ne insanlar doğru, ne de zamanın kendisi. Kitaptaki Hayri İrdal’la biraz da arkadaş olduk diyebilirim. Hani pek hırsı olmayan, kaderini kabullenmiş ama kendi içinde de derin bir hesaplaşma yaşayan o adam… Onunla çay içesim geldi. Sohbet edilesi bir adam çünkü; kafası karışık, ama bizim gibi karışık. Hani bir yudum içtiği çayı bile sorgulayarak içer, onu içerken de hem şimdide hem gelecekte hem geçmişte bulunabilir. Bir de Halit Ayarcı var. Tam bir sistem sihirbazı. Modernleşmenin tiyatrosunu yazıyor, yönetiyor, oynuyor ve hep başrolde. Onunla motosiklet turuna çıkmak istemem mesela. Kask tak dese, altında bin oyun vardır. Hem seni düşünür, hem özgür olmanı ister, kendini göstermenı ister, hem de sen tüm kontrol sende sanarken, o direksiyonda olan kişidir. Tanpınar, bu romanda
Saatleri Ayarlama EnstitüsüAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 202353,1bin okunma
Puan vermedi·272 syf.··
2025 21. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 15 Nisan 2025 16:22
sevgili kitap dostlarım size çok ilginç ve bir o kadar da etkisinden kurtulamayacağınız bir kitapla geldim..CESUR YENİ DUNYA.. Bu kitabı ben 5 günde bitirdim.. tabii bazı yerlerinde sıkılmadım değil.. kitabın ilk 15 sayfası sunus ve önsozlerle dolu.. Bu da kitabı biraz elinizden koymanıza sebep oluyor ama bu kitabı merak edip aldıysanız hele de bir arkadaşınız hediye ettiyse Bu kitabı kesin bitirmeliyim Ben de bu kitap ne gibi etkiler yaratacak diye Ben merak ettim doğrusu.. Sevgili kitap severler Bu kitapta sizi 26 yüzyıla götüreceğim 26 yüzyıldaki üreme teknolojisi uyku öğrenimi sayesinde kökten değiştirilmiş Bir toplumu okuyacağız bu kitapta.. Bu yeni dünyada insanlar genetik mühendislik ve alfa Beta Gama delta ve epinson adı altında 5 adet kast sistemi ile şartlanma yollarına ayrılacak ve her bir kask belirli iş için yerleştirilecek tabii ki amaç istikrar ve mutluluğu sağlamaktır Bu dünyada doğal doğum yok bebekler kuluçka ve şartlandırma merkezine üretilir ve anne karnındayken ait olacakları kasta göre genetik olarak manipüle edilirler... Bu kitapta aile bağları ve derin duygusal Bağlar ortadan kaldırılmıştır.. Yazar bu kitapta bilimsel ilerlemenin ve toplumsal mühendisliğin sınırlarını zorlayan görünüşte ütopik olan bir toplumun distop ya'ya dönüştüğünü anlatır Bu kitapta görsel duygular ağır basar. Bize gelecek hakkında bilgiler verir ve düşündürür Cesur yeni Dünya'nın insanlarınin yemekleri kapsüldür kahvenin yanında bile kapsül yiyorlardı Ayrıca helikopter yerini saksipoptere Tanrı yerini forda bırakmıştır bu dünyada. . Buradaki cesetlerden kullanışlı fosfol kaynakları kullanılmaktadır. Ayrıca çocukken insanların önüne gelenle ilişkiye girmesi uyku yönetimi yoluyla telkin edilmiştir.. Soma adlı bir hap sayesinde insanların mutlu ve hayattan zevk
Cesur Yeni DünyaAldous Huxley · İthaki Yayınları · 202173,3bin okunma
Puan vermedi·712 syf.··
Beğendi
·
2024 99. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 24 Aralık 2024 00:23
Bilim kurgu edebiyattır. İyi bilim kurgu iyi edebiyattır. Tıpkı edebiyat gibi onun da iyisi ve kötüsü, banali ve felsefi olanı, insanı düşünmeye ya da uyumaya sevk edeni vardır. Kendiside büyük ustalardan olan Oscar Scott Card'ın seçmiş olduğu 27 yazar ve 27 öykü. Bilim kurgu sevenlerin bayılacağı bir seçki. Bilim kurgu türünün bu önemli yazarları dönemlerine göre üç bölüme ayrılmış. Altın Çağ: Bana Joe deyin - Poul Anderson - çeviri Tuğçe Atacı: Avatar filmini anımsattı bana. Tekerlekli sandalyede bir sakat başına taktığı bir kask aracılığıyla Jüpiterli yarı insan yarı kedi yaratıkla beyin dalgaları aracılığıyla gezegenin yaşamını incelemesi. Jüpiter'in zor koşullarında yaşam olması bana pek mantıklı gelmiyor; diğer yandan daha zor koşulların bulunduğu bir gezegen de yok. Siz Zombiler... - Robert A. Heinlein - çeviri Merve Akçay Beyin yakan bir öykü. İsmine yanılmayın içerisinde zombiler yok. Zaman paradoksunu tema olarak almış. Zamanda yolculuk yapıp geçmişteki kendinizle etkileşime geçtiğinizi düşünün. Bundan çok daha fazlası. Bazı kitapları çok beğenip bir zaman sonra tekrar okuruz. Bu öyküyü bitirir bitirmez tekrar okuma isteği duydum ki; iki kere okudum.:) Heinlein'in başka kitaplarını araştırıyorum şimdi listeme eklemek için. Ezgibent - Lloyd Biggle Jr. - çeviri Ayşe Su Akaydın Günümüzde müziğin nereye vardığını bakarsak nereye varacağını anlatmış bu öykü. Ezgibent yani besteci. Müziğin bilgisayar tarafından yazılıp sözlerin sadece reklamlardan oluşan bir zamanda gerçek bir müzisyen çıkıp unutulan eski tarz sözler ve manuel müzikle milyonları kendine hayran bırakması. Tabii bu kaçınılmaz olarak birilerini fazlasıyla rahatsız edecek. Yalnızlığın Uçan Dairesi - Theodore Sturgeon - çeviri Pınar Uysal Yalnızlık. En kötüsü tüm dünyayı karşınıza aldığınızdaki
Yüzyılın En iyi Bilimkurgu ÖyküleriKolektif · İthaki Yayınları · 2018165 okunma