"Kalbe gelen düşünceleri tanımak ve iyisini kötüsünden seçmek istersen; onları şu
üç ölçüye vur ki, düşüncenin hangi türden olduğunu anlayasın:
1-Kalbine gelen düşünceyi, dinin ölçü ve hükümlerine arzet; eğer din onun hayırlı
olduğunu söylerse, o hayırlıdır; tersini söylerse o kötüdür. Gelen düşünce ruhsat
veya şüpheli şeylere giriyorsa, o da kötüdür. Eğer bu ölçüyle düşünceyi tam tanıyamadıysaan, onu salihlerin gidişatına arzet; şayet gelen düşünce onların güzel hallerine uyuyorsa o, hayırlıdır, yoksa kötüdür. Eğer bu ölçü ile de düşüncenin iç yüzü anlaşılmadı ise, onu nefsine ve arzularına arzet; şayet nefis ona tabii meyli ile meylediyorsa, o kötüdür; ancak nefis ona yüce Allah'ın rahmetini ümit ederek meylediyorsa, bu düşünce hayırlıdır.
" gelecek bizim için belirgin değil ve bilinmezdir bu sebeple sadece şu an yapabileceklerimizden sorumluyuz ve sadece şimdiki zamana hakimiz bulunduğumuz an içerisinde doğru şeyleri yapmaya başladığımızda aslında geleceği inşa etmiş oluruz"
Birden yüreğinde Sonya’ya karşı yakıcı bir nefret duydu; beklenmedik, tuhaf bir duyguydu bu; Raskolnikov şaşırdı, ürktü, başını kaldırıp Sonya’ya baktı, ama kaygı dolu, ilgi dolu, acılı bakışlarla karşılaştı gözleri. Bu bakışlarda sevgiden başka bir şey yoktu; Raskolnikov’un içindeki nefret bir hayal gibi yok oldu. Hayır, bu o değildi; şaşırmış, iki duyguyu birbirine karıştırmıştı. Bu, yalnızca o anın geldiğini gösteriyordu.