Her insan biraz korkaktı aslında,hiç kimse hiç bir zaman tamamen korkusuz olamıyordu.Belki de cesur olup olmadığımıza değil de hangi konularda cesur,hangi konularda korkak olduğunuza bakmamiz gerekirdi....
“… Yaşamın Ucuna Yolculuk’ta da hüzün, duygusallık, gizli bir eleştiri, geçmişin korkusuyla geleceğin ürküntüsü, umutla umutsuzluk sarmalı dev bir yumak oluşturur. Okumanın sadece sözcükleri değil, sözcük aralarındaki sessizlikleri de okumak olduğunu bilmeyenler için büyük bir tuzaktır Tezer Özlü’nün bu kitabı.”
(Güven Turan)
Tahammül edemiyor. Hiçbirine. Kendini kayboluşun ağına yakalanmış; ne yana dönse ağa daha çok yakalanacakmış, bir şekilde mutlaka ısırılacak, o iğne bir yerine sokulacakmış gibi hissediyor. İşte yine burada, bu şehirde, bu evde ve bir daha asla kurtulamayacağından korkuyor...
Çoğu insan endişelerini örtebilmek için sürekli olarak meşguldür; onların eylemciliği kendilerinden kaçmanın bir yoludur. Hareket etmedikleri takdirde bir şeyler ters gidecekmiş ya da meşguliyet kişinin ne kadar önemli olduğunun bir kanıtıymış gibi sürekli acele ederek yalancı ve geçici bir canlılık hissederler.
Çünkü milletçe heyecanımız, vücudumuza fazla geliyor. Dağları yerinden oynatmak istiyoruz, ancak, coşkuyla ve pek iyi niyetlerle girdiğimiz her hamulenin altında, maalesef kemiklerimiz kırılıyor. Sadece arzu etmekle olmuyor işte azizim, olmuyor.