Çağlarca kustunuz mermeri Ey mermer kusan ırk Ey oruçsuz tiyatro Acıkmış iftarsız acıkmışlar Güneşten başka ne bulmuşsa yemiş olanlar Doğuya hücum demek doğuya hücum var İşte size bir kent ki Yanlış yanan bir linç ampulünden Size eşsiz bir şölen var Kemiklerimin ışıklarından İyi sanat doğrusu misyonerlik Doktorluk gibi doktor (Hayır ben süryani değilim ama bir arkadaşım var) Siz Çin diyorsunuz anlıyorum Bir pirinç hastalığı falan Geçiyorsunuz da bengisulardan Bir Hızır hızarından Bir tabut pınarından Gözümün hastalığından Nasıl ki Meryem de bir çocuk sezmişti Cebrail sularından Nasıl ki yeşil sancaklar inmişti bir gün Diyarbekir surlarından Kurtarıyordunuz beni Bana bir gemi gibi yaklaşan Üsküdar akşamlarından Fatih Camii gibi aydınlıktınız Bir fakir ölüsü kadar sessiz ve sade Sağımda kırgın solumda çılgın Önümde Yakup Yusuf ve İshak'tınız Arkada kaynak suları kadar berraktınız Dün akşam üzeri güneşi siz batırdınız
Sayfa 312·Kitabı okuyor
Şiir
EBCED ve LÛGATÇE...
(...) Meselâ (Furkan'dan) rastgele bir sayfasını açıyorum: 130… Bu başlığın altında tam 87 madde (kelime) var. İlk birkaçı: "Ayn: Göz. Pınar, kaynak, çeşme. Tıpkısı, tâ kendisi. Zât. Eşyanın hakikati. Kavmin şereflisi. Diz. Altun. Nazar değme. Casus. Her şeyin en iyisi. Muayene etmek: 130. Kens: Süpürge ile süpürme: 130. Fülk: Gemi. Sandal, kayık: 130. Muayede: Bayramlaşmak: 130. Nigin: Yüzük. Mühür. Hatem: 130. Na’y: Ölüm haberi getirmek: 130. [*] Bütün bu kelimeler, Osmanlı lûgatindeki kelimelerdir. Bütün bunların ebced değeri, 130’dur. Bütün bunlar, birbiriyle müşterek bir hizâ teşkil ederler. Ve bütün bunlar, yerine göre birbiriyle, birkaçıyla, birçoğuyla tâbir edilebilirler. Nasıl yâni? Şöyle: "Dünya hayatında görülen şeyler, uyuyan kimsenin rüyâsında gördüğü şeyler gibidir; yalnız hayâldir… Böyle olunca onun tev'îl ve tâbiri lâzımdır…"
FURKAN -Lûgat-ı Salihûn-, 16 Ocak 2012, Çarpıcı Kitap·Kitabı okuyor
Deneme, İnceleme
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Kapitalizmin fikir babası Adam Smith. Sanayi Devrimi'nin daha başında lüzumsuz üretim ve tüketimin farkında. Tek biçim ve renkte tarak yeterken aynı işi gören 10 farklı biçim ve renkte tarağı lüzumsuz kaynak ve enerji tüketimidir dedikten sonra ama bu şart diyor. Sürekli yeni ihtiyaç yaratılmalı ki daha çok tüketim olsun. Onun için pembe tarak, mor tarak, puanlı tarak, dişleri sağa doğru, dişleri sola doğru tarak... İnsanlar üç, dört, beş tarak almaya kandırılmalı ki ekonomi büyüyebilsin, borçlanma devam edebilsin.
Sayfa 177 - Tuhaf·Kitabı okudu
Birûni'nin bizzat gezip gördüğü yerlerin ve ana kucağı Harezm'in coğrafyası hakkında verdiği bilgiler son derece sağlam ve güvenilir bilgilerdir. Örneğin "Birûni Ceyhun nehrinin yatağının değişmiş olduğunu Yunan kaynaklardan ve özellikle Batlamyos'tan derlediği bilgileri kendi çağındaki durumla karşılaştırarak tespit etmiştir. " Beyrûni'nin El-Asâru'l- Bâkiye'siyle Hindistan üzerine kaleme aldığı kitabı, eskimeyen ve değerini kaybetmeyen birer kaynak niteliğindedir.
Sayfa 24·Kitabı okuyor
Düşünce
Aşkta yol ne kadar uzun olursa, ince bir ruh da o kadar zevk alır
Şu halde, aşkı kurtarmak için kendini sevdirmekten ve tanımaktan vazgeçmek mi gerekiyor? Hayır, çünkü bu, kafasıyle duyulan aşklar, ilk günlerinde pek güzel olmakla beraber, sürekli olamazlar. "Aşkta yol ne kadar uzun olursa, ince bir ruh da o kadar zevk alır." Evet ama, gene gerekir ki bu yol, güzel bağlardan geçtikten sonra hedefe ulaşsın ve kıraç yerlerde kaybolup gitmesin. Aşk oralarda uyuyakalır ve açlıktan ölür sonra. "Kaynak yönünden yardım görmeye görmeye bütünlük duygusu azalır." Sevende er geç, sevilmek isteği,karşıkonmaz bir istek olarak doğacaktır.
Sayfa 49
Aşk
Atatürk ...
Ne tarihçi, ne de dil bilginiydi. Ama milletinin geçmişine yöneliş, onu insanlığın kaynaklarına götürdü. Bütün uygarlıkların kökünü bir ve başlıca dillerin türeyişinde mîlletinin ilk vatanını, aynı kaynak olarak gördü. Teoriler kurdu, teoriler bıraktı. Fakat şu bir gerçektir ki, bir zaman geldi, Atatürk, dünya yuvarlağı üstünde insanın yüzyıllık macerası m, sanki avucunun içinde seyreder gibi oldu..
Sayfa 401·Kitabı okudu
Alıntı