Puan vermedi·64 syf.··
2026 152. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 13 Mayıs 2026 15:57
Türkiye’nin İstiklal Marşı, Mehmet Akif Ersoy tarafından yazılmıştır. İSTİKLÂL MARŞI Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak; Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak. O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak; O benimdir, o benim milletimindir ancak. Çatma, kurban olayım çehreni ey nazlı hilâl! Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet bu celâl? Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helâl... Hakkıdır, Hakk’a tapan, milletimin istiklâl! Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım. Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım! Kükremiş sel gibiyim; bendimi çiğner, aşarım; Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım. Garb’ın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar; Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var. Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir îmânı boğar, “Medeniyet!” dediğin tek dişi kalmış canavar? Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma sakın; Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın. Doğacaktır sana va’dettiği günler Hakk’ın... Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın. Bastığın yerleri “toprak!” diyerek geçme, tanı!
1000Kitap
Uruk'un Ölümsüz Kralı GılgameşRobert Krugmann · Yurt Kitap Yayın · 2003151 okunma
Puan vermedi
Yeniçeri ocağının kurucu babalarından biri olan Molla Kara R üstem.   3.650.000 altınlık bir miras bırakmıştır oğluna. Bu miras oğluna 100 sene yeter diye düşünmektedir lakin oğlu 14. asırda bu serveti yer bitirir ve 22 yaşlarında kefensiz ölür. Firuze adında azatlı bir kölesi hayırsız evladini molla Rüstem’in türbesi‘ne defneder. Sayfa 23
YeniçerilerReşad Ekrem Koçu · Doğan Kitap · 2015360 okunma
Reklam
10/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2026 19. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 17 Mart 2026 02:16
"Dirileri bilmek için, tanımak için onları ve İstanbul'u sevmek için evvela ölülerini bilmek gerekir. Ve her mezarın bir hikayesi vardır burada. Ve her hikaye aşk ile başlayıp ölüm ile biter bu şehirde." #alinti Mehmet Akif Ersoy, nasıl da güzel anlatıyor; "Bastığın yerleri “toprak” diyerek geçme, tanı, Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı." dediği Milli Marşımızın mısralarında, topraklarımızın sadece bir kara parçası olmadığını kutsal bir emanet olduğunu. Vatan için, hürriyet için, Allah aşkıyla kalplerinde imanla nice şehit var bu topraklarda. Peygamber müjdesinden nasibini alan Fatih Sultan Mehmet Han'ın fethiyle, çağ kapatıp çağ açtığı bir şehir olan İstanbul'da en mukaddes şehitlerimizin başında yeri alıyor. Nice Sultanlar, nice âlimler, nice Allah aşkıyla yanan insanlar. Ve #fatihduman #dem kitabıyla "Telli Baba" yı anlatıyor bizlere. Beşeri aşktan ilahi aşka dönüşen aşkı o kadar güzel resmediyor ki satırlarında, "imanla paranın kimde olduğunu yalnız Allah bilir" demek geliyor insanın içinden. Bu öyle ilahi bir aşk ki, duyanı öğreneni de pervane misali etrafına çeken bir ışık gibi. Kimsesiz Abdullah'ı Telli Baba, geziye gelen Benjamin'i Bünyamin'e çeviriyor. Boğazın 4 bekcisinden biri olduğuna inandığımız, "Telli Baba," hakkında öne sürülen rivayetlerden yola çıkılarak yazılmış bir eser. Hem "Telli Baba" hakkında daha çok araştırma yapma şevki veriyor insana hem gerçekten topraklarımızın kutsallığını hatırlatıyor hem de "Aşkın" Allah istedikten sonra yer, zaman fark etmeksizin insanın yüreğini nasıl doldurduğunu anlatıyor. Ama şaire, şiirsel. Okurken o kadar çok alıntı yaptım ki, kitabı hep paylaşacağım sandım bir ara. Çok beğendim. Yazarla aynı fikirde olduğum bir hususta şu ki; lütfen türbe ziyaretlerimizde hurafelere yer vermeyelim. O muhterem
Alıntı
DemFatih Duman · Nesil Yayınları · 20172,654 okunma
aşkın kutlu seferi/ serzeniş şiiri incelemesi
10/10
··
Beğendi
Serzeniş Bekleyiş, La mekân zamana Hava soğuyordu... Sefaya değer ılık bahar güzleriyle, Bukle bukle şerh oluyordu.. Çiğ yıkıyordu zaman, bahar, gece Titrek dudaklar, Kızıllığa dönen yanaklar, Buz kırmaya başlıyordu ayaklar. Basamak, varlığa müptela... Ayrılıklar, Kavuşmak içindi. Müphem, asude sonsuzluğa... Sessiz, - hüsnü zan- Bir bir, bin nefes -bastı an- Bekleyiş, La mekân zamana... Boğuyor karanlığı, kırıyordu zincirleri Ah ! bekleyişler doğmayı bekliyordu. Aşkın en olunmaz ikliminde Kabule ermek. Sonra ölmek, Ölmek, şehlâ şehlâ derinden ahenkle... Sakakları terlemiş, Bulutlardan kan katre katre damlıyor.
Aşkın Kutlu SeferiF. Bengisu Develi (Derûnî) · Od Kitap · 20252 okunma
Yeni Dünya
Puan vermedi·128 syf.··
2025 16. kitabı
Sabahattin Ali'nin Yeni Dünya adlı hikâye kitabı 13 farklı hikâyeden oluşmaktadır. Bu eseri 1940’lı yıllarda kaleme almıştır. Benim en çok hoşuma giden şeylerden biri karakterlerin gerçekçiliği ve derinliği oldu. Yeni Dünya’nın yalnızlığı, insanların vefasızlığı, çamaşırcı kadının ve küçük Hasan’ın hayat mücadelesi insanın ruhuna işliyor. Yazarın bu güçlü anlatımı varken kendinizi onların yerine koymamak elde değil. Hikâyelerin girişlerinde ve kimi zaman sonlarında yol teması görüyoruz. Bir Mesleğin Başlangıcı ve Uyku hikâyesinde karakterler Sivas’a doğru yol almaktadır. Ayran ve Yeni Dünyada ise karakterleri yolda, ölümün eşiğinde ya da ölmüş biçimde betimlemiştir. Yol temasıyla ilgili olarak genelde şartların zor olduğu, yolların bozuk, engebeli ve at vb. hayvanlarla ulaşım sağlandığı görülüyor. Burada aslında yazar yine dönemin şartlarını anlatmış. Hatta ilk hikâyesinde bu yol sorununa değinmiştir. Asfalt Yol hikâyesinde bir köy öğretmeninin gözünden alt ve üst sınıf arasındaki ilişki, yapılan haksızlıklar, paranın nasıl gözü boyadığı, insanların nasıl işine geliyorsa öyle yargılara varmalarını anlatmış. Isıtmak İçin hikâyesinde söylediği “Dünyada kendisi için hiçbir şeyi olmayan bir insanın bile başkalarına yardım edecek bir şeyi vardır... Hiç olmazsa bir tek sözü...” cümlesi insanlık için hâlâ umudu barındırır niteliktedir. Sulfatada ise doktorun kendi mesleğini yapmaktaki acizliği ile karı kocanın aşkı güzel harmanlanmış. Ancak çabaların bir türlü sonuç alamaması üzücü. Hasanboğulduda ise Emine’nin Hasan’ın boğulma hikâyesini anlatırkenki duyguları o kadar gerçekçi ve derindi ki başta Hasan’ın sevdiği dağlı kızın Emine olduğunu düşündüm, belki de öyledir... Ayrıca koşmalar hikâyeyi özetler nitelikte ve karakterle kurulan empatiyi daha da artırdığı için daha çok
Yeni DünyaSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 202533,7bin okunma
Bir Osmanlı Subayının Gözünden Birinci Dünya Savaşı
9/10
·192 syf.·
2026 9. kitabı
Abdullah Oğlu Şakir Osmanlı’nın en büyük savaşı 1. Cihan Harbi’ni yaşamış bir nefer. Büyük savaşta toprağa verdiğimiz adsız ve kefensiz binlerce şehit düşünüldüğünde eli kalem tutanların daha çok olması beklenir. Çatışmalar, zaruret anları, tarifsiz acılar, eşsiz kahramanlıklar akla geldiğinde okumuş olan askerlerimizin birçok olay, durum ve kişiyi meçhul olmaktan çıkaracağı tahmin edilebilir. Şakir Bey’in Anadolu topraklarını, savaş psikolojisini, cephenin durumunu anlatan notları ise fazlasıyla kıymetlidir. Hatıratların zamana can verdikleri, cephedeki Şakir Bey’in notlarından anlaşılır. Ama savaşın stratejik yönü o kadar baskındır ki cephenin sosyal yönü çoğu zaman baskılanır. Şakir Bey’in anlatısında da harp notları, krokiler, çatışma sahaları vb. derken savaşın askeri taktik yönüne dair değiniler vardır. Ama bunlarla birlikte bir Osmanlı subayının bakış açısı en yalın haliyle mevcuttur. Üstelik ana metin sadeleştirilmiş, transkribe edilmiş ve orijinal haliyle birlikte okura sunulur. zafer saraç Harb-i Umumî'de Anadolu, Suriye ve Filistin Hatıratı Zafer Saraç Şâkir Bin Abdullah
Edebiyat
Harb-i Umumî'de Anadolu, Suriye ve Filistin HatıratıŞâkir Bin Abdullah · Ötüken Neşriyat · 20255 okunma
Reklam
Reklam