Yağmur Yahşi

Yağmur Yahşi
@uzgunbulut
10 okur puanı
Ocak 2024 tarihinde katıldı
Değirmen
Puan vermedi·144 syf.··
2025 17. kitabı
Sabahattin Ali’nin Değirmen adlı eseri 16 farklı hikâyeden oluşmaktadır. Üç bölüme ayrılmıştır. İlk bölümde aşk teması baskın gelirken ikinci bölümde toplumsal gerçekçilik ön plandadır. Genellikle 3. kişi ağzından anlatım yapılmıştır. Yazar kötü olduğunu düşündüğü eserlerini bizim yorumumuza bırakarak kitaba eklemiştir. Aslında bu kitap Sabahattin Ali’nin adım adım yükselişinin ayak seslerini gösteriyor. Değirmen adlı hikâyesi diğer hikâyeleri gölgede bırakmıştır. Değirmendeki etki diğer hikâyelerde bulunmadığı için aslında Değirmenin sona saklanması kitabın da etkisini daha fazla artırabilirdi. Değirmende içten ve samimi bir anlatım vardır. Yazar başta okuyucuyla konuşmuş ve “adaşım” diye hitap etmiştir. Bu aslında küçük bir şey gibi görünse de okuyucunun merakını artırmış ve hikâyeye aidiyet hissini büyük bir oranda artırmıştır. Aşkın gerçekliğinin çingeneler üzerinden anlatıldığını görüyoruz. Önce su değirmeni betimleniyor. Olaylar değirmen etrafında şekilleniyor. Daha sonra yazar aşk hakkında konuşuyor ve bundan sonra hikâyesine başlıyor. Sonda yazan “Sevgili bir vücutta bulunmayan bir şeyi kendisinde taşımaya tahammül etmeyerek onu koparıp atabilmek, işte adaşım, yalnız bu sevmektir.” cümlesi hikâyeyi özetler niteliktedir. Köylü–çingene ilişkisi ve çingenelerin hayatından kesitlere yer vermiştir. Kırlangıçlar hikâyesinde hayatı yaşamak ve anlamlandırmaya çalışma düşüncesine yönlendirilmiştir. İki kırlangıcın aşkından, çevrelerine karşı gözlemlerine dayanılarak dünyaya karşı bakış açıları anlatılmıştır. Aslında bunun insan üzerinden değil de hayvan üzerinden anlatılması, yazarın hayal dünyasının genişliğini gösterir. Viyolonsel hikâyesi sadakatin ve aşkın en güzel anlatıldığı hikâyelerden biridir. Mekân ve olayların, karakterlerin gelişimi ve sırası çok güçlü bir
DeğirmenSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 202555,8bin okunma
Reklam
Sırça Köşk
Puan vermedi
Sabahattin Ali’nin Sırça Köşk adlı eseri 13 farklı hikâyeden oluşur. Diğer kitaplarında olduğu gibi yine Anadolu halkının sesi olarak hikâyelerini yazar. Toplumcu gerçekçi bir anlayış benimser. Hikâyelerinde sade, açık bir dil kullanır; ancak anlattıkları yoğun bir derinlik barındırır. Kitaba adını veren Sırça Köşk adlı masalı yüzünden hapis yatar ama halkın sesi olmaktan vazgeçmez. Kitabın ilk hikâyesi olan Portakal’da insanların emeklerinin, haklarının nasıl bu kadar kolay yendiğini görüyoruz. Böbrek hikâyesinde derdine çare arayan bir adamın yine çaresizliğe düşüp yolunu kaybettiğini; bir insanın canının bile artık parayla ölçüldüğünü, paranın her kapıyı açtığını ve insanların artık vicdanın, güzel ahlakın peşinden değil; gözlerini kör eden, kalbini susturan, insanı bencilleştiren paranın peşinden gidişini anlatır. Çilli hikâyesi ise insanın içini ısıtan fedakâr bir annenin hikâyesidir. Kadınların bir obje olarak görülüp değersizleştirildiği bir dönem anlatılırken, yine o kadının verdiği hayat mücadelesi gösterilir. Daha küçük yaşta, yaşı elliyi geçmiş koca koca adamlarla evlendirilip çocuk yapması beklenir kadından. Küçük bir çocuğun hayalleri bile önemsenmez. Bir çocuktan yine bir çocuğa bakması istenen, kadının değil erkeğin namusunun kale alındığı, gelecek ışığı yavaş yavaş söndürülen kadınlarımızın çığlıklarını duyurmaya çalışır Sabahattin Ali. Yazarımız, halkın yoksulluğunu ve çaresizliğini anlatırken Bahtiyar Köpek hikâyesinde kendini eleştirip anlattıklarının dışına çıkarak mutlu bir köpek resmetmiştir. Bir köpeğin mutluluğu, istediği ya da istemediği her şeyin etrafındaki kişiler tarafından gerçekleşmesiyle mükemmelleştirilmiştir. İnsan hayatında ise bunun mümkün olamayacağı mesajı verilmiştir. Çirkince’de ise yazarımız tezatlığı muazzam bir biçimde
Sırça KöşkSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 202069,7bin okunma
Yeni Dünya
Puan vermedi·128 syf.··
2025 16. kitabı
Sabahattin Ali'nin Yeni Dünya adlı hikâye kitabı 13 farklı hikâyeden oluşmaktadır. Bu eseri 1940’lı yıllarda kaleme almıştır. Benim en çok hoşuma giden şeylerden biri karakterlerin gerçekçiliği ve derinliği oldu. Yeni Dünya’nın yalnızlığı, insanların vefasızlığı, çamaşırcı kadının ve küçük Hasan’ın hayat mücadelesi insanın ruhuna işliyor. Yazarın bu güçlü anlatımı varken kendinizi onların yerine koymamak elde değil. Hikâyelerin girişlerinde ve kimi zaman sonlarında yol teması görüyoruz. Bir Mesleğin Başlangıcı ve Uyku hikâyesinde karakterler Sivas’a doğru yol almaktadır. Ayran ve Yeni Dünyada ise karakterleri yolda, ölümün eşiğinde ya da ölmüş biçimde betimlemiştir. Yol temasıyla ilgili olarak genelde şartların zor olduğu, yolların bozuk, engebeli ve at vb. hayvanlarla ulaşım sağlandığı görülüyor. Burada aslında yazar yine dönemin şartlarını anlatmış. Hatta ilk hikâyesinde bu yol sorununa değinmiştir. Asfalt Yol hikâyesinde bir köy öğretmeninin gözünden alt ve üst sınıf arasındaki ilişki, yapılan haksızlıklar, paranın nasıl gözü boyadığı, insanların nasıl işine geliyorsa öyle yargılara varmalarını anlatmış. Isıtmak İçin hikâyesinde söylediği “Dünyada kendisi için hiçbir şeyi olmayan bir insanın bile başkalarına yardım edecek bir şeyi vardır... Hiç olmazsa bir tek sözü...” cümlesi insanlık için hâlâ umudu barındırır niteliktedir. Sulfatada ise doktorun kendi mesleğini yapmaktaki acizliği ile karı kocanın aşkı güzel harmanlanmış. Ancak çabaların bir türlü sonuç alamaması üzücü. Hasanboğulduda ise Emine’nin Hasan’ın boğulma hikâyesini anlatırkenki duyguları o kadar gerçekçi ve derindi ki başta Hasan’ın sevdiği dağlı kızın Emine olduğunu düşündüm, belki de öyledir... Ayrıca koşmalar hikâyeyi özetler nitelikte ve karakterle kurulan empatiyi daha da artırdığı için daha çok
Yeni DünyaSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 202533,7bin okunma
Kuyucaklı Yusuf
Puan vermedi·222 syf.··
2025 7. kitabı
Sabahattin Ali’nin Kuyucaklı Yusuf romanı, 1937 yılında yazdığı ilk romanıdır. Yazar, 1931 yılında cezaevinde tanıştığı Yusuf isimli bir mahkûmun hayatından esinlenerek bu eseri kaleme almıştır. Ömrü yetseydi kitabın aslında üç cilt olması planlanıyordu. Romanın sonunun sanki devam edecekmiş gibi bitmesinin sebebi de budur. Kitap, Yusuf’un anne ve babasının öldürülmesiyle başlar. Bu giriş, okuyucunun dikkatini daha ilk sayfalardan çeker. Yusuf’un anne ve babasının ölümü karşısındaki psikolojisi ise şu sözlerle anlatılır: “Bir felakete sükûnet ve itidalle tahammül edenlerin manzarası, o felaket için ağlayıp çırpınanların manzarasından çok daha korkunç ve ezicidir.” Yusuf, küçük yaşta olgunlaşmış; hatta kaymakamın evine taşındıktan sonra adeta bir baba rolüne bürünmüştür. Kuyucak’tan Edremit’e taşındıktan sonra kendini oraya ait hissetmeyen Yusuf, serbest ve istediği gibi büyür. Kaymakamın küçük kızı Muazzez ile kaderleri kesişir ve ikisinin de karakter gelişimi bu noktadan sonra başlar. Olay akışı akıcı ve hızlı ilerler. Ana karakterler kadar yan karakterler de roman için büyük önem taşır; her birinin olay örgüsündeki rolü belirgindir. Yusuf ise bir türlü kendi kimliğini bulamaz, duygularını rahatça dışa vuramaz. Toplum içinde kendini var edemez ve hayattaki amacını anlamaya çalışır. Aslında kitap boyunca, sınanan bir gencin yaşadığı olaylara verdiği tepkilerle benliğini adım adım inşa edişini görürüz. Romanın geneline bakıldığında yazar; güçlü kesim tarafından suçların örtbas edilmesini, zayıfın sesini çıkaramamasını, cinayetlerin ve tecavüz olaylarının gizlenişini yalın, sade ama ustalıkla ifade etmiştir. Bir çocuğun hayatı ve yaşadığı dönemin gerçekliği, Sabahattin Ali’nin edebi kişiliğiyle birleştiğinde okuyucu, birinin hayatını film şeridi gibi izliyormuş hissine
Kuyucaklı YusufSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025210,5bin okunma
SPOILER ICERIR
8/10
·168 syf.··
2026 1. kitabı
Kürk Mantolu Madonna 2019 Ankara Sabahattin Ali’nin kaleme aldığı bu roman, Rasim’in gizemli bir adam olan Raif Bey’le yollarının bir şirkette kesişmesiyle başlar. Raif, hayatta birçok şeyi tecrübe etmiş, bundan dolayı da her şeyi derin bir sükûnetle karşılayıp insanlarla olan bağı yok denecek kadar az olan zayıf bir kişidir. Raif’in hayatı kitabın en başından başlanmayıp Rasim’in merakı üzerinden olay gelişimi sağlanmıştır. Başlarda şirket içindeki alt-üst ilişkisi bariz bir şekilde görülmektedir. Müdür, yani Hamdi, yetkisini ses çıkaramayan insanlar üzerinde kullanıp kendini bu şekilde tatmin eder. Eline en ufak bir şey geçtiğinde bile kendini diğer insanlardan üstün kılma nezaketsizliğine kapılır. İnsanları bir zavallı olarak görmeye başlayıp en ufak iyiliğini merhamet sanar. Başka çaresi olmayan kişiler ise bu yalancı merhamete içten içe göz yumarlar. Ancak Hamdi’nin Rasim’e şirkette iş vermesi, gencin hayatında derin izler bırakacaktır. Raif’in ölmeden önce yakmayıp bu adama bıraktığı günlük, Raif’in bunca senedir içinde tutup tek bir kelime dahi edemediği geçmişidir. Babası, Raif’i gençliğinde Berlin’e gönderir ve Raif, gördüğü otoportreye hayran olur. Otoportre sahibi olan Maria Puder’e âşık olur. Maria özgür, kendi ayakları üzerinde durabilen güçlü bir bireydir. Erkek egemen dünyasına boyun eğmez. Kadınları küçültme, aşağılama ve bencillik gibi eylemleri reddeder. Belki de Raif’in Maria’ya aşkının en büyük sebebi, kendinde bulunmayan bu dik duruş ve irade gücüdür. Raif, Maria’yla birlikte bir ruha da sahip olduğunu görür ve onunlayken kendini bulur. Ancak Maria’da eksik olan bir şey vardır: Raif’in onu sevdiğine dair inanç. Maria, başlarda Raif’e olan aşkını kabul etmek istemez çünkü karşısındaki adamın da diğerleri gibi olmasından korkar. Bu yüzden de uzun
Kürk Mantolu MadonnaSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025375,8bin okunma
Reklam