Bu yürüyüş ömrünün sonuna kadar böylece sürmeliydi ve Melâhat orada, kapının karanlık çerçevesi içinde hep işte böyle, böyle mizacı, kendi arzusu ve Süleyman'ın otuz yıllık bekleyişi, otuz yıllık aranışı ile belirmiş olarak gülümsemeliydi. Melâhat onu, işte hep böyle gülümsiyerek beklemeliydi. Melahat gülümsemeliydi. Melahat, işte hep böyle, bir ışık gibi, bir aşk gibi gülmeliydi. Fakat hayır.. Melahat gülmesin! Melahat yok olmalıydı, Melahat asla, asla var olmamalıydı. Bu acı, bıçak yarası gibi acı, dayanılmayacak kadar acı bir şeydi. Bu bağırtacak, ağlatacak, dövünecek kadar acı bir şeydi. Melâhat artık gülmesin! Mahvolalım der gibi kucaklaştılar. Melâhat'in boynu onun sol koluna yaslanmıştı: Başı arkaya doğru atılmıştı ve saçları, koyu kestane renkli saçları, bir çağlayan gibi, bir şelale gibi akıyor ve Kel Melâhat'i yere doğru çekiyordu.
Sayfa 90·Kitabı okuyor
Al Allah delini, zapteyle Köroğlu kulunu.
(…) Bir anda ortalık savaş alanına döndü ki, kırılmış kolun bacağın hesabı yok… Meydanda iniltiden geçilmiyor. At kişnemeleri, yere düşen atların, insanların kütürtüleri, kırılan kılıçlar, mızrakların şakırtıları dünyayı almış… Nigar Hatun da arabasının içinde mavi bir yıldız gibi balkıyarak sevincinden deli olarak Köroğlunun düğün alayını perişan edişini seyreyliyor. Köroğludur, Kel Vezirin oğluna baktı ki, Kel Vezirin oğlu: “Ula içinizde hiç erkek yok mu? Şu deli aşığı vurun ha, öldürün ha…” deyip duruyor. Köroğlu el ele vurup kıs kıs güldü.  “ Boyun altında kalsın ula Kel Vezirin oğlu. Boynun altında kalsın ula senin. Ula sen erkek değil misin?” Arabaya yanaştı. Telli Nigarı arabadan çekti aldı, attı Kıratın terkisine. “Gel Nigar seni kocakarıya vermişler, erkeğe değil,” deyip güldü. 
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Behey ki behey…
Kel Vezirin değnek oğlu atın üstünde durmaya bile korkuyor. Dokunsan düşecek. Ulan itoğlu. Telli Nigar gibi gelin senin neyine. Telli Nigarın ışığının parlaklığı senin o çipil gözlerini kör eyler. Sen onun gibi bir kızın dengi misin behey yürekten yoksun, behey surattan, elden ayaktan yoksun. Behey sümülü uyuz… Behey ki behey… Hay dünya sen yerin dibine batasın, batasın da Allahın kahr-ı gazabına uğrayasın. Şu oğlan bir Vezir oğlu olmasaydı Telli Nigarın yanına yaklaşabilir miydi? Elini tutabilir miydi? Köroğlu gibi bir şah yiğidin nişanlısına şöyle göz ucuyla bakabilir miydi?
Sayfa 72·Kitabı okuyor
"Eğer kel kalırsan, söz veriyorum ben de saçlarımı kazıtacağım."
Sayfa 59·Kitabı okuyor
Sen saçlarını her gün tarıyorsun diye kel olana tarak satamazsın. Saçı olmayana da tarak istemiyor diye kızamazsın. Herkesin eksiği, kaderi, günahı farklı... Saçını taramayana kızarken, bir gün sen kel kalırsın...
Kel’in göğüs kafesinde bir çiçek gibi, beklenmedik bir ağrı filizlendi. Onun gibi olmak istiyorum, diye düşündü Kel. Dünya, sanki benim hayallerim ve tutkularımla şekillenecekmiş gibi dolaşmak istiyorum. Parmaklarımla yıldızlara dokunabilecek ve istediğim de sanki oyuncaklarımmış gibi onları aşağı çekebilecek güçte görünmek istiyorum. İnsanın arzuladığını hiç bilmediği bir şeyi istemesi garipti.