Güzel
9/10
·352 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 30 Ocak 2026 00:00
Tek kelime ile harikaydı, asla ama asla tahmin edemedim olayı kimin yaptığını, kurgusu güzeldi, ahhh Meghan Kocasından yakın zamanda ayrılan Meghan bir gün kızından bir telefon alır, ama kızı okuldadır ve asla o saatte annesini aramazdı, telefonu açar ama ters bir durum vardır, eğer dediklerimi yapmazsan kızını bir daha göremezsin diyen tuhaf bir adamın sesi... Devamı kitapta...
Artık Çok GeçMary Kubica · Nox Yayınları · 202591 okunma
Kaçışlar,korktuğumuz şeylerdir
7/10
·134 syf.··
Beğendi
·
2026 29. kitabı
Godot'yu Beklerken Samuel Beckett adlı eseri 2.dünya savaşı sonrası her şeyini kaybetmiş varoluşsal krizler yaşayan insanın anlam arayışını ifade eden bir eser olarak kaleme alınmış. Eserde Vladımır ve Estragon Godot’u beklerler ancak Godo ne bir insandır ne de başka bir şey. Godo, insanın ümit ederek bağlandığı neyse odur. Umuttur. Bu belirsizlik içinde sadece beklerler, beklerken de hayatın karmaşıklığında, yapılması gereken şeyler, ikili ilişkilerimiz, arzularımız,acılarımız,mutluluklarımızla bir oyalanma halindeyizdir… Zamanı böyle geçiririz. Yani aslında anlam arayışı dediğimiz şey anlamsızlığın ta kendisidir. Bunu da Godot’u beklerken bir nişan gibi taşırız,anlamsızlığa anlam atfederiz. Godot’u beklemekte ki amaç aslında insanın sorumluluk almamak için sığındığı bir sığınaktır. Bir kurtarıcı bekler,ama o kurtarıcı asla gelmeyecektir. Ve bu ümitle sırf bir şey yapmamak,çaba sarf etmemek,ter dökmemek için Godot’u beklerler. Her gün aynı yerde onu beklerler. Eserde bir çocuk her gün gelip Estragon ve Vladımır’e Godot’un bugün gelemeyeceğini ama yarın mutlaka geleceğini söyler.Bu söylem insanı zamanın bekçisi yapan ve onu orada zamanın içerisinde köleleştiren umut dolu bir söylemden ibarettir. Oyunda Pozzo ve Luky vardır.Pozzo efendi, Luky ise köle rolündedir. Pozzo gücü,otoriteyi,zenginliği,mülkiyeti temsil eder ve elindeki kırbacıyla Luky’i yönlendirir. Luky ise sistemin içerisinde eriyen insanı temsil eder,muhtaç ve yönlendirilmesi gerekli olanı. Pozzo, Luky olmadan gücünü kanıtlayamaz, Luky de Pozzo olmadan ne yapacağını bilemez. Yani ikisi de birbirine muhtaçtır,sistem bunu bilerek yapmıştır. Biri olmadan bir diğeri varolamaz. Pozzo, Luky’e sahnenin bir bölümünde Estragon ve Vladımır’in isteği üzerine düşünmesini söyler Luky’de şapkasını takıp düşünmeye başlar ancak
Godot'yu BeklerkenSamuel Beckett · Kabalcı Yayınları · 202110,1bin okunma
Reklam
Gülistan...
10/10
Biraz Farsça öğrendi iseniz, daha doğrusu Gülistan’ı Farsça okuyup anlayabilecek kıvama geldiyseniz, sadece metinden ibaret kitabı kenara koyun ve buna başlayın. Gülistan’ın Farsça metni, okunuşu, neredeyse kelime kelime izahı ve nihayetinde ilgili cümleden maksadın ne olduğunun beyanı ile fevkalade bir şerh vücuda getirilmiş. Kâğıt ve cilt de gayet kaliteli. Farsça, Osmanlıca ve Arapça ile ilgilenenlere ve bilhassa edebiyat talebesine tavsiye olunur.
Gülistân ŞerhiŞeyh Sadi Şirazi · Çamlıca Basım Yayın · 20126,7bin okunma
9/10
·224 syf.··
2019 1020. kitabı
·
Sıdıka’yı zaten az çok bilen biri olarak kitaba başlarken neyle karşılaşacağımı tahmin ediyordum ama yine de kahkaha atarak okudum. Atilla Atalay’ın o kendine has mizahı, kelime oyunları ve absürt durumları burada da tam dozunda. Günlük hayatın sıradanlığını alıp öyle bir ti’ye alıyor ki, hem eğleniyorsun hem de “gerçekten de böyleyiz” diye düşünmeden edemiyorsun. Sıdıka karakteri yine sivri zekâlı, lafını sakınmayan ve çevresine ince ince ayar veren haliyle çok tanıdık. Özellikle aile içi diyaloglar bana fazlasıyla bizden geldi. Yer yer abartı var ama zaten işin eğlencesi de burada. Mizahı bazen çok ince, bazen de direkt yüzüne çarpıyor. Ancak bazı bölümlerde espriler üst üste gelince etkisi biraz azalmış gibi hissettim. Aynı tempoda ilerleyen metin bir noktadan sonra tekrar hissi yaratabiliyor. Yine de dili o kadar akıcı ki kitap su gibi akıp gidiyor. Genel olarak kafa dağıtmak, gülmek ve biraz da kendimize dışarıdan bakmak için çok keyifli bir kitaptı. Sıdıka’yı sevenler için zaten garanti; tanışmayanlar için de güzel bir başlangıç olabilir. Mizahın dozu yüksek, bol diyaloglu ve eğlenceli bir okuma deneyimi.
SıdıkaAtilla Atalay · İletişim Yayınları · 20081,041 okunma
Kanadı kırık bir kuş olmak ya da kadın olmak...
8/10
·152 syf.··
2026 38. kitabı
·
10 saatte okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 23:59
Bir kız çocuğu; doğduğu evde önce babasız kalmış, sonra annesi onu görmeyi unutmuş, babalığı dövüp sövmüş, zengin bi eve hizmetçi diye satmış. O evde başına gelmeyen kalmamış. Ama hiç dur diyememiş kimseye, yapma diyememiş çünkü başkaldırı nedir hiç bilmemiş. İtaat etmiş hep. Öleceğini öğrendiğinde bile bir kelime edememiş hakime mahkeme salonunda, işlemediği bir suçtan hem de. Oysa suçu olmayan tek kişi oyken. O hakim, çocukluğundan beri horgörülen. Herkesin sidikli dediği, kokan bi çocuk o da. Ne bilsin o yaşlarda kendine bakmayı. Ev denemeyecek bi evde kendine bakacak hali olmayan annesi ona da bakamamış, temizleyememiş, giydirememiş. Ama o şanslı sayılanlardanmış bir şekilde bulmuş yolunu, kurtulmuş o evden. Onu aşağılık görenler önünde ceket ilikler olunca bu gücü sevmiş belli ki. Çocukluğunun hıncını da, aşağılanmanın nefretini de önündeki biçareden çıkarmış. Kadınlara ölesiye kinli zaten, anasında başlamış bu kini. Karısında devam etmiş ama onlara gücü yetmemiş zamanında. Diğeri de kendini yeni keşfeden, kimliğini bulmaya çalışan yeniyetme. Düşünmeden soyunmuş kurtarıcılığa. Kendine bi karakter arayışında, olan yine kadına olmuş sonunda. Toplumun utancı deriz, ama kimse toplumun bir parçası olduğunu kabul etmez. Herkes parmakla diğerini gösterir. Kendimize bakmayı hatırlatan bir kitap...
Asılacak KadınPınar Kür · Can Yayınları · 202611,6bin okunma
6/10
·293 syf.··
2026 12. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 11 Nisan 2026 11:39
Bu kitabı okurken herkesle aynı şeyi hissetmedim. Hamnet’i okurken en çok düşündüğüm şey hikâyenin kendisinden çok çevirisiydi.Kitabın konusu zaten uzun zamandır karşıma çıkıyordu. Bu yüzden okumaya başladığımda kendimi hikâyeye bırakmak yerine ister istemez çeviri tercihlerini takip ederken buldum. Özellikle “duygudaşlık”, “flu”, “yenişemiyorlar” gibi bazı kelime seçimleri okuma ritmimi sık sık böldü. Kimi okurlar için oldukça doğal gelebilir ama benim kulağımı tırmalayan kullanımlar oldu.İlginç olan şu ki, bazı bölümlerde dil son derece akıcı ve etkileyiciyken bazı bölümlerde sanki bambaşka bir metin okuyormuşum hissine kapıldım. Hatta yer yer ilk kısmı başka, ikinci kısmı başka biri çevirmiş gibi düşündüm. Noktalama hataları da bu hissi güçlendirdi.Bu yüzden kitabın ilk bölümlerinde karakterlerle duygusal bir bağ kurmakta zorlandım. Sürekli metnin kendisine değil, metnin Türkçesine takılıyordum. Kitap bana biraz fazla “çeviri kokan” bir metin gibi geldi.Fakat yaklaşık bir hafta boyunca elimde süründürdükten sonra bir noktada çeviriyi düşünmeyi bıraktım. Metnin kusurlarıyla uğraşmak yerine hikâyenin içine girmeye karar verdim. İşte o zaman Hamnet’in anlatmak istediği şeye yaklaşabildim. Sonuç olarak benim için Hamnet kusursuz bir okuma deneyimi olmadı. Ancak çeviriyle yaşadığım mesafeye rağmen yas, aile ve kayıp üzerine anlattıklarıyla aklımda kalan bir kitap oldu.
HamnetMaggie O'Farrell · Domingo Yayınevi · 20249,4bin okunma
Reklam
Reklam