Bazen bazı hikayeleri okurken aynı pencereden bakarak, verilmemiş cevaplarinizi bulursunuz.
Bu hikayede tam da oyle ...
Meltem ve Selime Teyzeyi dinlerken ne de dogru dediğim notlar aldım kendime.
Aile , Geçmiş.....
İçinize dokunacak güzel bir hikaye okumak isterseniz....
....Buyrun bir kase tatlı ile kitabinizi alarak okumaya başlayabilirsiniz.
Kendini dış dünyaya, sosyal medyanın beğenilerine veya başkalarının beklentilerine kaptırıp kendi benliğinden uzaklaşan herkes için bir kendine dönme ve uyanış mesajı" bana göre. Akıcı, yormuyor.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Kitabı az önce bitirdim. İçimde tarif etmesi zor bir ağırlık var. Sayfa sayısı çok az ama etkisi gerçekten çok büyük. Şu an çok fazla şey hissediyorum…
Bu kitap beni en çok hissettirdikleriyle etkiledi. Okurken sürekli ağlamaklı oldum. Bir yandan öfkelendim, bir yandan çaresiz hissettim. Sayfalar ilerledikçe içimde büyüyen tek şey, keşke bazı şeyler farklı olsaydı düşüncesiydi.
Bir de bunun gerçek bir olaydan esinlenildiğini bilmek… Sanırım beni en çok sarsan nokta buydu. Kitabı bitirdikten sonra uzun süre bunu düşündüm ve içimdeki ağırlık daha da arttı.
Anne olduğum için bu kitap bana çok başka yerden dokundu. Çocuklarıma kızdığım anlar geldi aklıma. Sonra kendime dönüp, acaba onları gerçekten dinliyor muyum? Onların sessizliğini de duyabiliyor muyum diye sordum. Belki de iyi kitapların yaptığı tam olarak budur, sadece bir hikaye anlatmaz, insanı kendisiyle de yüzleştirir.
Sanırım Sakar, uzun süre unutamayacağım kitaplardan biri olacak. Herkese kolayca önerebileceğim bir kitap değil çünkü gerçekten çok ağır. Ama bende bıraktığı hissi de kolay kolay unutabileceğimi sanmıyorum.
"Tanrı, bedenime ruhumu üflerken nefesinden bir gökkuşağı dökülmüştü kişiliğime!"
En çarpıcı cümlelerden biriyle giriş yapmak istedim.
Öncelikle editör, ya da haşa kitap eleştirmeni değilim. O yetkinliği hiçbir zaman kendimde görmedim. Burası benim için özgür olabildiğim kişisel alanım, yeri geldiğinde kullandığım not defteri. O yüzden bu kitap hakkında birkaç kelime karalamak istedim. Bir nevi kendime not:
Beni kalbimin ta ortasından vuran o cümleyi çerçeveleyip duvarıma asmak istiyorum:
" Her şey olabilmek ile hiçbir şey olmaktan kaçamadım ve bir soluk alıp vermede geçen zamanın ellerinden kayıp gitti ellerim."
İşte bu kitap tam olarak bu cümle. Öyle derin, öylesine herkeste var olan ama saklanan yarayı sızlatan bir kitap.
Yazara: "Kalemine, yüreğine sağlık hocam. Bırakma yaz, kalemine kuvvet !" diyor ve teşekkür ediyorum.
İdealarMuhammed Daşkıran · Parma Kitap · 20263 okunma
05.02.2023
“Allah’ın Resulünde sizin için güzel bir örnek vardır.”
(Ahzab, 21).
Her şeyi hadis diye duymaktan, bir yerlerde okumaktan hiç hoşlanmıyorum. Açıkçası Kur'an'ı Kerim dışında okuduğum her şey biraz huzurumu kaçırıyor. Ama bir şeylere tutunmak gerektiğini de biliyorum bir yandan. Güvenilir birilerine,bir şeylere güvenmek şöyle bir şey, kredi 100den başlıyor, inşallah düşmez diye diye devam ediyorsun. İşte. Ben bir hadis külliyatı seçtim kendime bu düşünce ile. İnşallah yanılmamışımdır. Bu fikirle Kütüb-i Sitte'nin birinci cildini bitirdim. Kütübü sitte altı meşhur kitabın teşkil ettiği bir grup kitabı ifade ediyor. Şu an hissettiğim başlangıçta hissettiğimden daha iyi diyemem. Kafam çok dolu hiç diyemem ama karışıktı tam karıştı diyeceğim. Oturup düşündüm, acaba gerçekten her şeyi bilmek istiyor muyum diye. Bu ilk ciltte sadece hadis nasıl görülmeli, nasıl kabul edilir'i anlatıyor. Sonrasına kadar aklım yetecek mi bilmiyorum. Kesinlikle aydınlanma yaşadığım çok yer okudum. Belki şansım hiç bir şey bilmiyor oluşum. Bu tip kitapları alt yapısı olan insanlar okuduğu zaman belki de benim kadar yorulmuyorlardır ya da tam aksine. Bilemiyorum. Yani şuna kesin kanaat ettim: Bu Okyanus yeter herkese. Bu çeşme hiç kesilmez. İsteyen istediği tadı almış. Bütün bütün reddetmeme şartı ile hepsi de kendince haklı âlimlerin. Tefsir hadis akaid fıkıh siyer ne okursam okuyayım başka bir pencere açılıyor. Keşke her şeyi kafama doldursam dediğimde tek bir şey yüzünden kendimi reddediyorum. Bildiklerim çoğaldıkça, bildiğimle amel etmemem de artıyorsa iyi mi yapmış olurum? Allah yardımcımız olsun.
“ Resulüm size her ne getirdi ise onu alın, her ne yasakladı ise onu terkedin.”
(Haşr, 7)
İhtiyaç duyulan her hususta mutlaka Kur'an ve hadisten benim nezdimde delil vardır.
(İmam
Budala, benim için olaylardan çok karakterlerin zihnine yapılan uzun bir yolculuktu. Bu yüzden de öyle bir oturuşta okunup geçilecek bir kitap değil.
Ben zaten bu tarz klasik romanları bayağı uzun sürede bitirebiliyorum. Hatta bu kitabı 1-2 günde bitiren insanları görünce gerçekten şaşırıyorum. Hiç mi sindirmiyorsunuz arkadaş? Yoksa benim bilmediğim gizli bir okuma yeteneğiniz falan mı var? Varsa gerçekten öğretin.:)
Çünkü ben neredeyse her birkaç sayfada bir durup düşünüyorum. Altını çizdiğim bir cümle oluyor, üzerine kafa yorduğum bir karakter oluyor ya da “Dostoyevski bunu niye özellikle böyle yazmış?” diye kendi kendime sorgulamaya başlıyorum. Hal böyle olunca kitap da doğal olarak uzuyor.
Ama bence bu kitap tam da böyle okunmalı. Hızlıca tüketilecek bir roman değil. Sindire sindire, karakterlerle birlikte düşünerek okununca asıl etkisini gösteriyor. Ben okurken sadece Mışkin’i, Nastasya’yı ya da Rogojin’i okumadım; zaman zaman kendimden de parçalar buldum.
Belki de Budala’nın en güçlü yanı bu. Kitap bittikten sonra hikâyesinden çok, insanın içine bıraktığı sorular aklında kalıyor.
BudalaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201231,6bin okunma