10/10
·200 syf.··
2026 11. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 22:35
Dünyanın Son Tren İstasyonu okurken gözlerimin dolduğu, bitirdiğimde ise uzun süre etkisinden çıkamadığım kitaplardan biri oldu. Hikâye aslında kayıplar üzerine kurulu olsa da bana en çok yarım kalan vedaların ne kadar ağır olabileceğini hissettirdi. Kitap boyunca karakterlerle birlikte ben de geçmişe dönmek, söylenemeyen sözleri söylemek, yarım kalan duyguları tamamlamak istedim. Her sayfada insanın içinde sakladığı özlemlere, pişmanlıklara ve “Keşke bir kez daha görebilseydim” dediği insanlara dokunuyor. Bazı bölümlerde kendimi tutmakta zorlandım. Çünkü kitap sadece karakterlerin hikâyesini anlatmıyor; bir şekilde okuyucunun da kalbine dokunuyor. Hepimizin hayatında zamansız kaybettiği, söyleyemediği sözler bıraktığı insanlar vardır. Bu kitap bana onları hatırlattı. Son sayfayı kapattığımda içimde derin bir hüzün vardı ama aynı zamanda kabullenmenin verdiği bir huzur da hissettim. Uzun zamandır bir kitap beni bu kadar duygulandırmamıştı. Bazen bir vedanın mümkün olmaması, insanın içinde yıllarca kapanmayan bir boşluk bırakıyor. Bu kitap o boşluğa çok güzel dokunmuş.
Alıntı
Dünyanın Son Tren İstasyonuTakeshi Murase · Olimpos Yayınları · 202634 okunma
8/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2026 60. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 00:08
Başlamaya epey çekindiğim bir kitaptı ne yalan söyleyeyim. Genelde roman okumayı sevdiğim için bu tarz kitapları pek benlik değil kategorisinde değerlendiriyordum ama yanlış düşünüyormuşum. Oldukça ilgi çekiciydi. Birçok cümlesinde kendimi gördüm. Yer yer terapistimle karşılıklı bir sohbet içerisindeymişiz gibi hissettim. Yer yer de kendimi sorguladım. Bana çok şey kattığını söyleyebilirim. En basitinden bir şeyleri çözümleyebilmem konusunda yardımcı oldu. Zaten oldukça akıcı ilerliyor, uzun da değil. Bir çırpıda bitebilecek bir kitap. Gerçekliği yüzünüze vurursa ve okumakta zorlanırsanız orasını bilemeyeceğim;) Şiddetle tavsiye ederim.
Ölmek İstiyorum ama Tteokbokki de Yemek İstiyorumBaek Se-hee · Nova Kitap · 20248,5bin okunma
Reklam
8 bağımsız öykü ve 8 farklı eşyadan ibaret bataklık hikâyesi.
9/10
·145 syf.·
2026 43. kitabı
"Kendimi bildim bileli yoksullara, serserilere, üçkâğıtçılara ve şiir yazmaya başlayanlara meylettim durdum." s.89 Eser, SSCB'den göç etmek zorunda kalan Yazarın, Amerika'da açtığı tek bir bavuldaki eşyalar üzerinden ülkesindeki absürtlükleri, gündelik hayatını anlattığı otobiyografik bir eserdir. Çok beğendim, çokta benzettim. Yaşanmışlıklara, ülkenin yaşantısı ve siyasi durumları her bir insan kendi yaşadığı ülkesine benzetecektir, ki bundan %100 eminim. Yazarın Zona isimli romanını da çok beğenerek okumuştum. Bir çok eleştirilere maruz kalmış yazarın en önemli gâyesi; Eserlerinin sovyetler gibi bir devletin elinden almaması ve satışa çıkmasıydı. Baskıcı Sovyet rejimi propaganda ile yönetilirken, Dovlatov bu rejimi derin politik analizler yerine sıradan insanların trajikomik hikayeleri üzerinden eleştirir. Karakterlerin, bilakis kendisinin iç dünyasını ve de yozlaşmış ilişkileri sarkastik bir dille sert şekilde eleştirmiştir. Akıcı, sert mizaha sahip bu kitap 8 öykü ve 8 farklı eşyadan ibaret kısa bir hikâyeden ibarettir. Ayrıca eserde karakterlerin birçoğu bizzat yazarın kendi çevresinden, gazetecilik veya askerlik yıllarından olan gerçek kişiler olmuştur.
Düşünce
BavulSergey Dovlatov · Jaguar Kitap · 2022248 okunma
Spoilersız bir inceleme
7/10
·104 syf.··
Beğendi
·
2026 54. kitabı
Kaplan Dağdan İnince, Şarkı Söyleyen Tepeler'in ikinci kitabı. İlk olarak belirtmeliyim ki bu kitap, ilk kitaptan çok daha güzel bir kitaptı benim için. İlk kitaba 5/10 vermiştim. İlk kitabı olan Tuz ve Fal İmparatoriçesi'ni çok beğenmeme sebebim kısaca, dünyanın içine tam olarak giremeyişim ve hikâyenin çok muğlak ilerliyor olmasıydı. Hikâye anlatıcısının biraz daha evreni bize tanıtmaya çalışmasını isterdim. Ancak bu kitapta, kendimi daha çok evrenin içinde bulabildim ve hikâyeye çok daha iyi odaklanabildim. Şunu söylemeliyim ki, Nghi Vo bence gerçekten başarılı bir hikâye anlatıcısı. Yazım dili olsun, karakterlerin eşsizliği olsun, yarattığı evrenin özgün ve ilginç olması olsun her şey bu kitapta çok hoşuma gitti. Zaten bana her iki kitabı da okutan, yazarın yazım diliydi. Bu nedenle bu kitap benim için Tuz ve Fal İmparatoriçesi'nden daha başarılı bir kitaptı. Bir hikâyenin anlatıcısına göre ne kadar farklı yorumlanabildiğini, her yeniden anlatımın aslında yepyeni bir hikâye yazmak gibi olduğunu gösterdi. Hikâyenin, anlatıcısının bakış açısına göre kaç farklı şekilde anlatılabileceğini. Tarihi olaylarda da böyledir ya bu, tarihi bir gerçeği ne açıdan yorumlayacağınız tamamen size ve bakış açınıza bağlıdır... Akıcı, kolay okunan ve bir oturuşta bitirebileceğiniz ve gerçekten keyif alacağınız bir kitap. İlk kitabı sevmediyseniz bile bence bu kitaba bir şans vermelisiniz. Serinin ilerleyen kitaplarının çok daha güzel olacağını düşündüğüm için bu kitaba puanım 7/10
Kaplan Dağdan İninceNghi Vo · İthaki Yayınları · 2023120 okunma
7/10
·56 syf.··
2026 14. kitabı
Kendimi iran sinemasında bir film izliyormuş gibi hissettim kitabı okurken. O çocuğun gözünden maneviyat duygusunun yer yer eğlenceli yer yer hüzünlü halini okumak keyifliydi.
1000Kitap
Mösyö İbrahim ve Kuran'ın ÇiçekleriEric Emmanuel Schmitt · Doğan Kitap · 20246,4bin okunma
4/10
·480 syf.··
2026 11. kitabı
Veyl Kötülerin Şehri, fikir olarak beni heyecanlandıran ama okudukça potansiyelini kullanamadığını düşündüğüm bir kitap oldu. Kitabın konusu aslında oldukça ilgi çekici suçluların toplumdan tamamen dışlanıp özel bir ada hapishanesine gönderildiği, burada işledikleri suçlara göre renklere ayrıldığı ve her bölgenin kendi öncüsü tarafından yönetildiği bir sistem kurulmuş. Katiller, hırsızlar, kaçakçılar ve diğer suçlular aynı adada kendi düzenlerini oluşturuyorlar. Ana karakter Yekta ise bir Gri yani suçunun ne olduğu kesinleşmemiş, neden burada olduğunu bilmeyen ve hafızasını kaybetmiş bir karakter. Kâğıt üzerinde bakıldığında oldukça güçlü bir distopya fikri var ne yazık ki kitap bu fikrin derinliklerine inmeyi tercih etmek yerine çoğu zaman romantik ilişkilere ve karakterler arasındaki çekişmelere odaklanıyor. En çok adanın kendisini merak ettim bölgeler arasındaki güç savaşlarını, öncülerin politik hamlelerini, insanların nasıl hayatta kaldığını, bu düzenin nasıl işlediğini görmek istedim. Çünkü yazarın kurduğu dünya buna son derece müsait. Fakat hikâye ilerledikçe bunların çoğu arka planda kalıyor ve yerlerini karakterler arasındaki flörtleşmeler alıyor. Oysa bu kadar ilginç bir evren varken sayfalar boyunca imalı konuşmalar, laf sokmalar ve romantik gerilim okumak bana büyük bir fırsatın kaçırılmış gibi hissettirdi. Dünya ile karakterlerin birbirine uymaması bize anlatılan yer katillerin, suçluların ve şiddetin kol gezdiği bir ada hapishanesi. İnsanların sürekli ölüm tehdidi altında yaşadığı söyleniyor. Fakat karakterlerin davranışları çoğu zaman bu dünyanın ciddiyetini yansıtmıyor. Özellikle bazı sahnelerde kendimi bir distopya değil de romantik gençlik romanı okuyormuş gibi hissettim. Sürekli birbirine laf atan, imalı konuşan, gereğinden fazla rahat davranan
Veyl - Kötülerin ŞehriFatma Şamata · Artemis Yayınları · 2025488 okunma
Reklam
Reklam