1980'deki askeri darbeden sonra bizim halk tiyatrosu da tutum değiştirdi. Başımız derde girmesin diye solculuğu biraz sulandırdık. Halk çadıra gelsin diye
kısa monologlarım için Mesnevi’den, eski tasavvufi hikâyeler ve masallardan,
Hüsrev ile Şirin'den, Kerem ile Aslı'dan da duygusal sahneler ve konuşmalar
aldım. Ama en büyük başarıyı, Yeşilçam’a melodramlar yazan eski bir senarist
arkadaşın “Her zaman sevilir ve tutar” diyerek önerdiği Rüstem ile Sührab’ın
hikâyesinden uyarladığım gözü yaşlı kadının monologu ile elde ettik.