Hatırlar mısın
Dört ayaklı sandalye değilken orman
Pencerende kırmızı güller açardı
Sessizce yanından geçerdi gençler
Ayak ucundaki bir çıkmaz
Serinlemek için denize çıkardı
Taş masalara dolanırdı sarmaşıklar
Yeşil bir ülke olurdun
Aslında bugün bile bilmiyorum, benim yaşamım sıvasız kerpiç bir ev gibi sağanak yağmurla süpürülüp giderken neden Franz'ın yaşamında her şeyin olduğu gibi kalabildiğini.
Bir köy okulunun iki öğretmeniyiz.Kerpiçten bir evimiz var. Okuldan eve gelince sobamızı yakıyoruz. Sobanın üstüne koyuyoruz çaydanlığı. Tıs tıs bir ses geliyor çaydanlıktan.
"Yemek yapmakla uğraşmayalım" diyor Çiğdem, "kahvaltı gibi yapıverelim hayatım."
Aslında bugün bile bilmiyorum , benim yaşamım sıvasız kerpiç bir ev gibi sağanak yağmurla süpürülüp giderken neden Franz’ın yaşamında her şeyin olduğu gibi kalabildiğini.