AMCA
Afedersin hayatım. İnsan hayatında bir an geliyor ki, yıllar yılı anca kanca yaşamış insanlar en olmadık şeylerden küskünlük bahaneleri hırgür vesileleri çıkarmaya başlıyorlar sırf... küllenmis ne de!... olmuş bir ateşi canlandırmak için... yirmi yaşındayken bizler, böyle mi konuşurduk?
HALA
Böyle konuşmazdık elbet, camı çerçeveyi indirirdik.
AMCA
Sahi! Hiç üşümezdik değil mi yinede...
Kendilerine daha az yabancıysalar bunun reddedilme küçük görülme ya da hata yaparak diğer insanların onayını yitirme kaygılarıyla ilişkili olduğunu seçebilirler. Birinin kendilerini incelemekte olduğunu fark ettiklerinde tedirginlikleri daha da artar. Adeta kendilerinden utanırlar. Bu nedenle çok istedikleri halde ilgi merkezi olmaktan kaçınırlar. Bakışlar onları bilemedikleri bir suçları fark edilecekmişcesine ürkütür. Söyledikleri bir söz ya da yaptıkları bir davranışın ardından kendilerini suçlu hisseder. Karşı tarafı kırmış olabileceklerini ya da yaptıkları bir hata yüzünden onaylanmadıklarini düşünürler. Kendilerine değer verildiğinde bundan hoşlanırlar ama için için buna layık olmadıklarını düşünürler. Başarılı işler yaptıkları zaman bile degersizlik duyguları varlığını sürdürür. Buna karşılık garip bir çelişki de yaşanır; Kendilerine gerçekten değer verilmediğini hissettiklerinde aslında değerli olduklarını ama bunun diğer insanlar tarafından fark edilmediğini düşünürler.