Puan vermedi·192 syf.··
2026 4. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 16:12
“Ben, toplumdaki değerlerin ikiyüzlülüğünü, sahteliğini ve gülünçlüğünü gördüğümden beri, gülünç olmayan tek tutamağı arıyorum: Gerçek sevgiyi! Bir kadın. Birbirimize yeteceğimiz, benimle birlikte düşünen, duyan ve seven bir kadın!” (s. 183) Sürekli diğer insanlardan farklı olduğunu vurgulayan ve bir arayış içinde yaşayan C., çocukluğunda babasıyla yaşadığı sorunların ve teyzesine duyduğu sevginin etkilerini hayatı boyunca taşımaktadır. Hayattaki temel amacı olan arayışını ise yukarıdaki alıntıda açıkça ifade etmekte ve bu bölüm, romanın ana düşüncesini özetlemektedir. Kitapta zaman zaman anlatıcı ve anlatım tekniğindeki geçişler nedeniyle okumakta zorlandığım yerler oldu. Ancak hikâyenin etkileyiciliği ve C.'nin iç dünyasının başarılı şekilde yansıtılması bu zorluğu geri planda bıraktı. Genel olarak keyifle okuduğum ve düşündüren bir eser oldu. Okumayanlara tavsiye eder, keyifli okumalar dilerim.
Aylak AdamYusuf Atılgan · Can Yayınları · 201971,1bin okunma
8/10
·216 syf.·
2026 61. kitabı
Umarım karanlığı gördüğünüz kadar parlak ışığı da görürsünüz. Umarım yorgun omuzlarınız hafifler ve özgürce yürürsünüz. Umarım yalnız olmadığınızı ve özel olduğunuzu hep hatırlarsınız. Uzun yıllardan sonra(yaklaşık 25 yıl:)) tekrar bir çizgi roman okudum. Bir çocuk kitabı gibi görünse de aslında tam da yetişkinlere hitap eden bir kitap. İnsanların zihnindeki iç sesleri, çelişkileri ve duygusal mücadeleleri sevimli bir tavşan aracılığıyla anlatıyor. Bir yanda cesaret veren, umut aşılayan ses; diğer yanda kaygılandıran, eleştiren ve korkutan ses... Aslında ikisi de bize ait sesler. Kitaptaki çizimler ve mizahi anlatım, derin konuları ağırlaştırmadan aktarıyor. Özellikle mükemmel olma baskısı, sürekli mutlu görünme zorunluluğu ve kişinin kendisiyle kurduğu ilişki üzerine verdiği mesajlar oldukça etkileyici. Genel olarak, Omzumdaki İki Arkadaş kendini anlamaya, iç seslerini tanımaya ve onlarla barışmaya çalışan herkesin keyifle okuyabileceği, kısa ama uzun süre akılda kalan bir kitap. Çocuklar için eğlenceli bir hikâye, yetişkinler için ise küçük bir farkındalık yolculuğu. Şimdiden okuyacak olanlara keyifli okumalar dilerim.:))
Duygu ve Düşünce
Omzumdaki İki ArkadaşLee Suyeon · Yuzu Kitap · 2025435 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
6/10
·336 syf.··
2026 29. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 12:51
Hüseyin Rahmi’nin Metres’i, alışılmış mizahı ve toplumsal eleştirisiyle keyif veren bir roman. Özellikle kitabın başlarında bolca Fransızca kelime ve cümle kullanması, dönemin alafranga Beyoğlu ortamını yansıtmak için bilinçli bir tercih olsa da dipnotlara fazla bakmam gerektiği için okumamı biraz yavaşlattı ve adaptasyonu zorlaştırdı. Bu da roman için, gereksiz yere uzatılmış hissi vermesinde etkili oldu.Yine de eğlenceli tarafı ağır basıyor. Karakterler canlı, diyaloglar eğlenceli ve Hüseyin Rahmi’nin o bildik iğneleyici üslubuyla yanlış Batılılaşma, mirasyedilik, para-şehvet ilişkileri ve aile çöküşünü başarılı şekilde hicvediyor. Orta kısımda tempo biraz düşse de genel olarak sürükleyici ve düşündürücü. Başlardaki Fransızca yoğunluğu biraz yorucu olsa da, keyifle okunan, dönem İstanbul’unu ve zaaflarımızı güldürerek ele alan klasik bir Hüseyin Rahmi romanı.
Edebiyat
MetresHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202546 okunma
Puan vermedi·88 syf.·
Beğendi
·
2026 60. kitabı
Fransız yazar Molière, bu kez hem kıvrak zekâsı hem kurnazlığı hem de oyunlarıyla ön planda olan bir karakterle karşımıza çıkıyor: Scapin. Molière , okuduğum eserlerinin birçoğunda otoritenin körlüğü ile zekânın ışığını karşı karşıya getiriyor. Gerçeği gören, akıl veren ve olayları çözen kişiler çoğu zaman ya yakın bir akraba ya da o kişilerin yanında çalışan yardımcılar oluyor. Cimri'de La Flèche, Hastalık Hastası’nda Toinette, Tartüf’te Dorine gibi karakterler bunun en güzel örnekleri. Scapin'in Dolapları ’nda ise bu yardımcı karakter öyle güçlü ki hikâyenin merkezine yerleşiyor. Scapin, bir hizmetkâr olmanın ötesine geçerek; entrikaları, hazırcevaplığı ve insanları tanıma becerisiyle bütün olayların yönünü değiştiren, oyunun gerçek kahramanı haline geliyor. Octave ve Léandre’nin gizli aşkları, babalarının katı iradesiyle çatışırken çözüm Scapin’in dolaplarında bulunur. O, hileyi adeta bir sanat gibi işler; yalanı gerçeğe dönüştürür, korkuyu mizaha çevirir. Argante ve Geronte gibi kendini güçlü gören karakterler bile Scapin’in kurduğu oyunlar karşısında çaresiz kalır. Hatta bazı yerlerde okurken içimden “Scapin, sen neymişsin böyle?” diyesim geldi. :) Öyle hızlı düşünüyor, öyle ustaca planlar yapıyor ki; onun düzenbazlıklarını okurken hem güldüm hem de zekâsına hayran kaldım. Molière’in beni en çok etkileyen yanı da burada ortaya çıkıyor: Gücü makamda, parada ya da yaşta aramıyor. Bazen en doğru sözü söyleyen, en özgür düşünen kişi; toplumun küçük gördüğü biri olabiliyor. Kahkahaların, entrikaların ve yanlış anlaşılmaların ardında Molière yine insan doğasına dair ince gözlemleriyle, zekâ dolu kurgusuyla bu eserini de büyük bir keyifle okuttu bana.
1000Kitap
Scapin'in DolaplarıMolière · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025821 okunma
Puan vermedi·167 syf.··
2026 100. kitabı
·
19 saatte okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 10:26
Daha önce de yazar Barış Bıçakçı' nın birkaç kitabını okumuş ve sevmiştim. Bu kitap da Bizim Büyük Çaresizliğimiz altını çizip alıntıladığım cümlelerle doluydu. Konusu ilk bakışta klasik bir aşk üçgeni gibi görünse de ( 2 erkek * tek kadın) , yazar hikayedeki iki adam arasındaki dostluğu daha göz önünde tutmuş , bu nedenle klişe aşk hikayelerinden farklıydı. Zaten yazarın dilini seviyorum; bu yüzden kitabı da büyük bir keyifle okudum.
Bizim Büyük ÇaresizliğimizBarış Bıçakçı · İletişim Yayınevi · 202010bin okunma
Puan vermedi·144 syf.··
2026 23. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 10:28
Edebiyat tarihi, zengin ve konforlu hayatından sıkılıp heyecan arayan burjuva kadınları ile hayatın sillesini yemiş, cebi delik melankolik adamların hikayeleriyle dolu galiba. Yanılgı romanında yine bu bayat klişeyi anlatmış yazar. Bir yanda Birinci Dünya Savaşı’nın cephelerinde gençliğini, ruhunu ve  ailesinin tüm servetini bırakıp dönmüş, Paris’te sefil bir ofis işine mahkum olmuş Yves Harteloup. Karşısında ise paranın, servetin ve zengin kocası Jean’ın sağladığı o korunaklı, steril dünyada sıkıntıdan patlamak üzere olan Denise Jessaint. Güney sahillerinin o rüya gibi atmosferinde bu yasak aşk filizlenirken iki karaktere de yer yer hak verdim. Denise’e hak verdim çünkü etrafı tamamen hissiz, tek derdi para ve statü olan robotlarla çevrili, hayatında ilk defa nefes aldığını hissediyor. Yves’e de hak verdim, savaşın o cehenneminden sonra sığınacak bir şefkat limanı, yaralarını saracak zarif bir eldi istedigi.. Ama haksız oldukları yerler daha fazlaydı elbette, en başta yasak bir aşkı yaşamak bütün haklılıklarını haksız kıldı benim gözümde. Denise’in durumu bir varoluşsal sancıdan ziyade, lüksün getirdiği bir şımarıklık ve tatminsizlikti aslında. Yaşadığı hayatın sterilliğinden şikayet ederken, o hayatın sunduğu hiçbir maddi konfordan da vazgeçmeye niyeti yoktu. Yves’i gerçekten sevdiğinden mi, yoksa monoton hayatına bir heyecan katmak, kendini bir roman kahramanı gibi hissetmek için mi seçtiği şüpheli çünkü. Yves kendi monotonluğunu kıracak bir oyuncak, hissiz dünyasından kaçış sağlayacak geçici bir macera mıydı onun için?Gerçek sorumluluklar kapıyı çaldığında o steril dünyasına geri döneceğini bilmenin rahatlığıyla hareket etmesi, onun bu aşkta haksız ve samiyetsiz oldugunun kanıtıydı aslında. Yves ise savaşın faturasını ve kendi hayal kırıklıklarını Denise’e kesti bi
YanılgıIrene Némirovsky · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024704 okunma