Kimi için para pul, kimi için şan şöhret, kimine kıdem itibar, kimine ten sehvettir esas tuzak! İnsan neye fazlaca kıymet veriyorsa şu dünyada, evvela ondan kurtulması şarttır .
Kadim: Ezeliyyet, evveli olmamaktır. Evveli olmayana Kadim denir. Sonradan meydana gelene de Hâdis denir.
Allahü Teala Kıdem sıfatı ile vasıflanmıştır. Çünkü Allah ezelîdir, kadîmdir, varlığının başlangıcı yoktur. O'ndan önce yokluk geçmemiştir.
O'nun varlığı yanında milyonlarca seneler bir saniye bile sayılmaz. Yine gördüğümüz alemler, milyarlarca seneden beri mevcut bulunsa, yine Yüce Allah'ın ezeliliği yanında bir saniyelik bir hayata sahib sayılmaz.
Allah Kadîmdir, sonradan var olan şey Allah olamaz. Yüce Allah'dan başka ne varsa bunların hepsi hâdistir (sonradan olmuşlardır.) Bunlar Allah'ın kudreti ile yaratılmışlardır.
Artık şübhe yoktur ki, yaratılanlar yaratana mahsus Kadîm sıfatını taşıyamazlar. Onun ezelî varlığı ile beraber hiçbir şey yoktur, alemler sonradan yaratılmıştır.
Her şeyden önce, 1960-80 dönemi bir bütün olarak ele alındığında işçi sınıfının mücadeleciliği sermaye birikiminin önünde giderek büyüyen bir engelin yükselmesine yol açmıştır. Sayısı ve militanlık düzeyi yükselen grevler, toplu sözleşmelerde sürekli olarak yeni taleplerin gündeme gelişi, Türk-İş'in uzlaşmacı ve bağımlı sendikacılığından farklı bir solukla mücadeleye giren DİSK' in etkisi, sermayeyi gerek ücretler, gerekse haklar konusunda işçi sınıfına önemli ödünler vermek zorunda bırakmıştır. Giderek ücretler, Cumhuriyet tarihinde görülmedik bir tempoda yükselmiş, işçiler özellikle büyük işletmelerde yeni haklar (kıdem tazminatının yaygınlaşması, disiplin konularında söz hakkı, iş güvenliğinde gelişmeler) elde etmeye başlamışlardır.
Hallac "Enel-Hak" sözü sebebiyle idama mahkûm edildi. Ancak onun idam sırasında söylediği sözler, bu işin rûhi bir yükseliş ve vecd mahsulü olduğunu ifade etmektedir:
"Senin kulların Sana olan yakınlıklarından ve dinlerine olan bağlılıklarından ötürü beni öldürmek için toplandılar. Onları affet! Çünkü Sen bana gösterdiğin sırları, onlara da göstermiş olsaydın, hakkımda böyle düşünmeyeceklerdi. Şayet onlardan gizlediklerini benden de gizlemiş olsaydın, ben böyle sözler söylemeyecektim."
"Ey Allahım, her yerde tecelli eden Sensin. Senin bilinmen benimledir. Benim varlığımın Seninle mümkün olması, Senin kıyamının benimle caiz olmasına aykırıdır. Benim Seninle olan kıyamım Nâsût âlemindedir. Halbuki Senin kıyamının benimle caiz olması Lâhût âlemindedir. İşte benim beşeriyetim, Senin ulûhiyetinde ittihad olmaksızın yok olmuştur. Senin uluhiyetin benim beşeriyetimi temas etmeksizin ihata etmiştir. Senin Kadîm olduğuna delil, benim hâdis/sonradan olmamdır. Benim hudûsumun delili Senin kıdem elbisenin altındadır."
Toplumun en altındakilerin serbestçe yararlanabileceği yegâne kaynak zamandır. Enrico’nun, zamanı biriktirmek için, sosyolog Max Weber’in “demir kafes” olarak adlandırdığı, zamanın kullanımını rasyonalize eden bürokratik bir yapıya ihtiyacı vardı. Bağlı olduğu sendikanın ücret konusunda uyguladığı kıdem kuralları ve devletten alacağı emeklilik geliriyle ilgili düzenlemeler bu çerçeveyi sağlıyordu. Enrico bunlara bir de özdisiplinini eklediğinde, ortaya ekonomik açıdan başarılı bir sonuç çıkmıştı. Enrico, deneyimlerinin maddi ve manevi birikime dönüştüğü açık bir yaşam öyküsü oluşturdu kendisine; bu yüzden hayatı kendisi için doğrusal bir anlatı olarak anlam taşıyordu. Bir snobun belki de sıkıcı bulacağı Enrico, bu yıllan, evinde tamirat yapa yapa, taksit ödeye ödeye ilerleyen dramatik bir öykü olarak yaşantılandı.Hademe, kendi hayatını kendisinin yazdığını hissediyor ve toplumsal hiyerarşinin alt basamaklarında olduğu halde, bu anlatı ona özgüven sağlıyordu.