Hem gönlünden geçeni, hem de kendine yakışanı yapacaktı Tacettin. Kim ne derse desin, ne pahasına olursa olsun evlenecekti Patricia’yla. Ailesinin şiddetle karşı koyması, kasaba ahalisinin en insafsız dedikodularla kazan kaynatacak olması umurunda bile değildi.
Doğan Kitap·Kitabı okuyor
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Asılanı ıslatan bu yağmura Taşların yaklaştığı bir düğün dünyasında Gölgeni büyüttün sen boyuna Bir kav evine döndün Yanık bir azık oldun ezik çakmaklara Anne merdivenden indi yalvarışlarla Dostun ölümünü yeni öğrenen bir yüzdü artık baba Yüz çizgileri derindi zaten daha derin oldu Ayakkabı çıkarılmadan giyildi yeniden Unutuldu iyice fark edilmiş kuşluk ikindisi - Kuşluktu ama ikindi gibi - Alıp götürüyor o arkadaş kuşkusuz Birlikte boyadığımız iplikleri şimdi demek ki Gidiyor ama kim gibi Zekeriya gibi mi İsa gibi mi Baba düşünüyor Yeni bir Dicle kıyısından dönmüş olarak Sırtında kırların ilk ırmak izleri Bu yürüyüş bir düşünüş gibi Kafanın bir duvarından bir duvarına Kasaba kuzeyinin sülükle döğmeli sularına Karınca köylerine cin yurtlarına Hızırın içinden geçmeye çalışan bir şeytana Çocuk ve süt umulan peri yurdu bir pınara Pazartesinden pazara Cumartesinden cumaya Eve varıldığında İçinde bir Yunan heykeli büzülmüş gibi Ölümün kıyısında kıvrılmış örtüler Örtüler birdenbire artar çoğalır nerd"vse ürer bir evde Bir göz yeni örtülmüşse size
Şiir
Herkes hak eder mi?
Kim olursa olsun, herkes iyi davranılmayı hak eder...
Sayfa 223 - Can Yayınları, Marco·Kitabı okuyor
Alıntı
Sartre, Heidegger ve Camus bir bara girerler. Sartre derin bir iç çekip der ki: "Hayatın hiçbir anlamı yok, her şey bomboş. Garson, bana bir bira ver!" Heidegger ekler: "Asıl mesele 'Varlık'ın kendisidir ama o da Hiçlik'te gizlidir. Garson, bana da bir bira!" Camus masaya vurur: "Hayat tamamen absürttür dostlarım! Anlamsızlığa karşı tek başkaldırı yaşamaya devam etmektir. Garson, bana da bir bira!" Garson biraları getirir, masaya bırakır ve şöyle der: — "Madem hayat bu kadar anlamsız ve boş, hesabı kim ödüyor? Yoksa varoluşsal olarak hesabı da mı Hiçlik'e yazıyoruz?"
"Kim bir mecliste oturur ve orada bir sürü faydasız ve mânasız sözlerle vakit öldürür de, o meclisten kalkmadan önce: 'Sübhâneke Allâhümme ve bi-hamdike. Eşhedü en lâ ilâhe illâ ente. Estağfiruke ve etûbü ileyke: Allahım! Seni her türlü noksan sıfatlardan tenzih ve hamdinle tesbih ederim. Senden başka bir ilâh olmadığını kesinlikle belirtirim. Senden bağışlanmamı diler ve Sana tövbe ederim' derse, o mecliste yapmış olduğu hataları bağışlanır." (Tirmizî, Daavât 39).
Sayfa 1187 - İfav·Kitabı okuyor