"Seni tehlikeden uzaklaştırmalıyız."
"Hangi tehlikeden? Peşimde kim var?"
"Ah, pek kimse yok. Yalnızca Ölülerin Tanrısı ve onun yardakçılarından en kana susamışları."
Bilinçdışı, kedinin fareyle oynadığı gibi oynuyor bizimle. Daha küçücükken günah saydığımız sevinçten, mutluluktan nasıl da uzak tutuyor bizi. Yani geçmiş, geçmişte kalmıyor. Acının, hüznün ve günahın tohumları bir kere zihnimize ekilince, o zihin onu nadide bir çiçek gibi besliyor, büyütüyor, dallanıp budaklandırıyor. Pek çok hastamdan duyduğum şu cümle geliyor aklıma: "Beni gören de çok mutlu sanır. Aslında gerçekten de bugün benim çok mutlu olmam lazım ama çok istesem de olmuyor. Kendimi bir türlü mutlu hissedemiyorum ben doktor hanım. Neden acaba?" Bu sözleri kim bilir kaç kişiden duydum.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
ŞEYTAN: Girebilir miyim?
TANRI: Kimsin sen?
ŞEYTAN: Batı’nın Kralı.
TANRI: Kahrolası. Kim olduğunu biliyorum.
(Şeytan girer)
ŞEYTAN: Ey yüce mahkeme,
İlksiz ve sonsuz esirgeyici!
Nereye gönderiyorsun Colombus’u
Kötülüklerimi yinelesin diye?
Bilmiyor musun ki uzun süredir
Hüküm süren benim buralarda?
"Kartallar uçar mı bir harâbeden
Köprülerden benim yârim geçer mi
Sen neden bu kadar güzelsin, bilmem
Taşırsın yeryüzüne ebedî tohumları
Ben ise kuruyacak bir suyun mahkûmuyum
Avuçlayıp öpüyorum kumları
Bir karadelikten bakarken hayat
Meydan okuyanlar kim bu serâba
Söyle bana hindiba
Sen nasıl bu kadar ceylan koşması
Sen nasıl bu kadar yollar aşması
Sen nasıl bu kadar güneşe meftun
Sen nasıl bu kadar sahra çeşmesi."