BU GÜNÜN TARİHİ- Bütün Yarınlara
10/10
·152 syf.·
Beğendi
·
2026 82. kitabı
Selam. ekin ✧ sayesinde başlayabildiğim ve kesinlikle hakkının verilmesine ihtiyacım olan bir kitaplayız bu gün. Bir de Balçın ile okumaya karar verince tüm bu süreç daha büyüleyici bir hâl aldı. All Tomorrows’a başlamadan önce bile beni sarsacağını biliyordum çünkü ben hortlaklardan değil, biyolojiden korkuyorum. Bir canavarın saldırmasından çok, bir gün bambaşka bir şeye dönüşebilecek olmamız fikri beni rahatsız ediyor. İnsan bedeninin ve evrimin sınırlarının ne kadar esnek olduğunu düşünmek bile ürkütücü geliyor. Bu yüzden kitabın yarattığı korku, klasik bir korku değil; insanın kendi potansiyelinden duyduğu korku. Kitabı okumaya başladığım ilk anda kendimi sanki bir Star Wars evrenindeymiş gibi hissettim; ancak bu kez yaratıkların yalnızca var olduğu değil, biyolojik olarak nasıl işlediğinin de anlatıldığı bir versiyonuydu bu. Genişletilip filme uyarlanabilecek muazzam bir potansiyel taşıyor. Üstelik bütün bunların arkasındaki kişinin henüz genç yaşlarda bu fikri ortaya atmış olması hayranlık uyandırıcı. O tasarımlar, o düşünce biçimi, o ölçekte bir hayal gücü... İnsan ister istemez etkileniyor. Daha da etkileyici olan şey ise yaratıkların yalnızca ilginç görünmesi değil, gerçekten yaşayabilecekmiş hissi vermesi. Çok büyük bir biyoloji bilgisine sahip olduğumu iddia edemem ancak bildiklerim ve sonrasında yaptığım araştırmalar sayesinde yaratık tasarımlarındaki ustalığı görebildim. Gözleri olmayan bir canlıya farklı algı organları verilmesi, ağır uzuvlara sahip bir türün vücut dengesinin düşünülmesi gibi detaylar bile yazarın konuya ne kadar hâkim olduğunu gösteriyor. Sadece biyoloji de değil; tarih, felsefe, coğrafya ve hatta sosyoloji bilgisi de satır aralarında kendini belli ediyor. Böylesine özgün, cesur ve hayal gücü yüksek bir eserin yaratıcısının Türk
Duygu ve Düşünce
All Tomorrows Bütün YarınlarC. M. Kösemen · Kara Karga Yayınları · 042 okunma
Puan vermedi·
Bir ilaç aldığınızı ve tüm kötü anılarınızdan kurtulduğunuzu düşünün. Güzel olur muydu? Ne dersiniz? İşte okuduğum kitap bize bunun hikayesini anlatıyor. Ana karakterimiz Bom unutmayı, reddediyor, anılarından kurtulmamak için bütün çabasıyla elinden geleni yapıyor. Bu esnada Natasha ile tanışıp bir süreliğine hafıza temizlemeye yarayan ilaçların dağıtılması için gönüllü oluyor ve karşılığında da ömür boyu hatıralarını saklamayı vaat olarak alıyor. Bakalım işler yolunda gidecek mi? Bom çok sevdiği dedesinin hatırasını ömrü boyunca saklayabilecek mi? Kitap boyunca yakın geleceğe dair çok fazla soru oluştu zihnimde: "Her zaman mutlu anıları mı hatırlamalıyız?" , "Sevdiğimiz şeyler için her zaman mücadele mi etmeliyiz?", "Modern dünyada biz insanlar birer av mıyız?" , "Yakın geleceği anlatan ütopik/distopik romanlarda neden hep statüler var?" ve "Biz bu sınıfsal ayrılıklardan (ayrıcalıklılar - sıradanlar) kurtulamayacak mıyız?"... Dağınık kurgusu ve yazım yanlışlarına rağmen oldukça sürükleyici ve güzel bir kitaptı. Kore edebiyatının kendine has sürprizleri ve tesadüfleri hikayenin akışı bambaşka noktalara taşıdı. Romanda anlatılanların gerekçesi ise son bölümde açıklığa kavuşturulmuş. Zihnimde hep dizi olarak hayal ettim. Kim bilir belki bir gün ekranlarda dizi olarak karşımıza çıkar. Kore edebiyatı ve distopik kitaplar seven bir gençseniz gönül rahatlığıyla tavsiyemdir.
Hafıza BakımıBora Jin · Yuzu Kitap · 202558 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Sana Çiçek Getirdim Algernon
10/10
·325 syf.··
Beğendi
·
2026 43. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 14:36
Zeka sahiden her sorunun cevabı mıdır? İnsan bazen en çok anladığında yalnızlaşmıyor mu? Bazı kitaplar bittiğinde hikâyeyi değil, kendini düşünmeye başlarsın. Algernon'a Çiçekler tam olarak böyle bir kitap. Zekânın insanı mutlu edip etmediğini, sevginin ne kadarının anlayışa bağlı olduğunu ve insan olmanın aslında ne demek olduğunu sorgulatıyor. Charlie'nin değişimini okurken bazen umutlandım, bazen gururlandım, bazen de içim parçalandı. Ama en çok da şu gerçeği düşündüm: İnsanların bizi nasıl gördüğü ile gerçekten kim olduğumuz arasında sandığımızdan çok daha büyük bir uçurum var. Son sayfayı kapattığımda boğazımda bir düğüm kaldı. Çünkü bu kitap zekâ hakkında gibi görünse de aslında yalnızlık, kabul görme ihtiyacı ve insan kalabilme mücadelesi hakkında. Bazı hikâyeler unutulmaz. Bu da onlardan biri. Algernon'a çiçek bırakmayı unutmayın...
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202536,9bin okunma
6/10
·392 syf.··
2026 43. kitabı
Kitabın konusu, karşı konulamaz bir çekiciliğe sahip. Zaten severim böyle ada, deniz, kar, fırtınalı kurguları. Her şey, bir reality şov için beş çiftin ıssız bir adaya gelmeleriyle başlıyor. Tüm masrafları karşılanan cennet gibi bir koy. Deniz, kum ve güneşin cazibesine kapılan bu çiftler, yaklaşan fırtınadan habersiz güne mutlu bir şekilde başlıyor ancak bu büyüleyici başlangıç kısa sürede yerini kâbusa bırakır. Bir gece gelen yıkıcı bir fırtına yüzünden, kendilerini buraya getiren mürettebatla iletişim kuramayan bu grup, hayatta kalabilmek için birbirine tutunmak zorunda. En temel ihtiyaç olan suyun giderek azalması ve çiftler arasındaki gerilimin tırmanmasıyla birlikte, bu şov hayatta kalma savaşına dönüşür. Kitap, Survivor hissi verirken, aynı zamanda “Sineklerin Tanrısı”nın ilkel güç dengeleriyle harmanlanmış. Fırtınanın uğultusu, adanın tekinsiz atmosferi ve karakterlerin giderek artan çaresizliği okura başarılı bir şekilde yansıtılmış. Ancak okur, yüksek tempolu bir gizem ya da sürprizlerle dolu bir gerilim beklememeli. Kitap daha çok, güçlü olanın ayakta kaldığı; pasif olanların ise kaçınılmaz bir şekilde elendiği sert bir düzeni gözler önüne sermiş. Finalinde de bir sürpriz ya da sarsıcı bir son beklemeyin çünkü yazar baştan bazı kartlarını açtığından katil kim sorusu sordurmuyor. Daha çok kim hayatta kalacak sorularıyla ilerliyor kitap. Ha okunmalı mı? Bence okunur ancak fazla beklentiye girmeden alın elinize derim.
Mükemmel ÇiftRuth Ware · The Kitap · 202669 okunma
10/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2026 159. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 00:00
"ELMA CADISI PETRONELLA 4" "Başarıya giden yollar her zaman o kadar kolay olmuyor. Bazen farklı yollar denemek gerekiyor." Elma Cadısı Petronella serisinin dördüncü kitabı; Pastakreması ailesiyle birlikte yepyeni bir maceraya eşlik ediyoruz. Hızla sonbahara hazırlanırken, gizemli bir ziyaretçi değirmen evine kötü bir haber getirmesiyle başlıyor her şey. Bu kez işler hiç de iç açıcı değil. Çünkü değirmen evi satılıyor! Bu haberi duyan Petronella, Luis, Lea ve elma adamlar büyük bir şok yaşıyor. Sevimli değirmen evleri artık onların değil mi? Peki ya kötü fırıncı Kabasurat? Kabasurat, değirmen evini satın alıp yıkmayı planlıyor! Kendi iş planlarını yaparken, Pastakreması ailesi tüm güçleriyle değirmen evini korumaya çalışıyor. Bunun üzerine ikizler hemen Petronella’dan yardım istiyor. Petronella, ikizler ve elma adamlar, tüm güçleri ve zekâlarıyla değirmen evini korumak, Pastakreması ailesinin yuvasını kaybetmesini engellemek için ellerinden geleni yapıyorlar. Ama işler elbette hiç kolay ilerlemiyor. Çünkü Kabasurat’ın da boş durmaya hiç niyeti yok. Onun da kendi sinsi planları var. Acaba kim galip gelecek? Değirmen evini kaybetme korkusu var evet… Ama Petronella ve arkadaşları pes etmiyor. Kitap, umudun ve sevginin sımsıcak bir hikâyesiyle bizleri kucaklıyor. · Petronella – Elma cadımız yine cesur ve yaratıcı · Luis ve Lea – Sadık dostlar · Elma adamlar – Onlar olmadan macera tamamlanmaz ki! · Kabasurat – Yine planlar peşinde, yine kötü fırıncımız Her kitapta bambaşka bir olayın olması, sürekli yeni bir şeylerin gelişmesi, heyecanımı dipdiri tuttu. Hiçbir kitapta "Aa bu olayı daha önce de görmüştük" dediğimiz bir tekrara rastlamadım. Yazar, her seferinde farklı bir macera sunmayı başarıyor. Hikâyede küçük cadının başına gelenler genelde kendi yaptığı bir şeyin
Edebiyat
Elma Cadısı Petronella 4: Sihirli Şapka ve Arı SaldırısıSabine Stading · The Kitap Çocuk Yayınları · 20254 okunma
10/10
·134 syf.··
Beğendi
·
2026 36. kitabı
Herkese merhaba Bugün sizlere çok güzel bir tavsiye ile geldim, çünkü bu hikaye bizim hikayemiz. Burada yazanlar senin, benim, hepimizin yaşadığı ve yüzleşmekten korktuğu gerçekler. Yazarımızın da dediği gibi " Karanlıkla yüzleşmek cesaret ister" ve o cesaret biz yok zannetsek bile aslında hepimizin içinde var. Topulumumuzun en büyük sorunlarından biri kim olursak olalım kendi hayatımıza yön vermek yerine bize biçilen hayatı yaşamaya mahkum edilmek ve olması gereken bu diyip sessiz bir kabullenişe geçmek, hâl böyle olunca da istemediğimiz bir yaşamın içine sürüklenmemiz kaçınılmaz oluyor. Ama aslında yapmamız gereken zor da olsa, herkesi karşına almak zorunda da kalsan cesaret edip yıllardır süregelen tabuları yıkmaktır. Evet bu yol zor bir yol çoğu zaman düşeriz, kırılırız, hatta yalnız kalırız ama günün sonunda prangalarımızı kırmış ne istediğini bilen özgür bir insan olarak yaşamamıza devam ederiz. Bu yola çıkmadan önce kendimize sormamız gereken sorular var. Bugün gerçekten yaşadım mı, yoksa sadece günü mü geçirdim? Güvende kalmayı mı seçeceğim, yoksa gerçekten yaşamayı mı? Ben kimim ve aslında ne istiyorum? Çünkü değişim ilk önce içimizde başlar. Ben değişirsem, sen değişirsen ve biz herşeyden önce kendimizi sevmeye başlarsak önce daha mutlu bir insan, sonra daha mutlu bir ebeveyn oluruz. Yazarımızın dediği gibi "hayat hiç kimse için adil değil." Ama bunu değiştirmek bizim elimizde. Kimin Hikayesi Bu yazarımızın kendi içine yaptığı ve kırıldığı yerden yeniden güçlenerek kalktığı bir yolculuk. Ve şimdi Aylen hanımın bana sorduğun soruyu bende sizlere soruyorum. Sizin sesiniz nerede susutu? Eğer kendi sesinizi duymaya ve kendi yolunuzda yürümeye hazırsanız bu güzel kitabı mutlaka okumanızı tavsiye ederim.
Kimin Hikâyesi Bu?Aylen Durmush · Elpis Yayınları · 202510 okunma