Beklenti anksiyetesi
10/10
··
Beğendi
“Beklenti anksiyetesi, gelecekte yaşanabilecek olumsuz olaylar hakkında duyulan aşırı ve sürekli endişe hâlidir” diyor Google Al” Office dizisi bittiğinde, Better Call Saul dizisinde olduğu gibi sevdiğim, alıştığım, hayatın anlam kazandığı, kendimi odaklayabildiğim bu güzelim dizilerin sonunda boşluk yaşadım. Tekrar bu zevki alabildiğim diziler, filmler olacak mıydı? Başka hangi filmlerden , dizilerden bu zevki alacaktım. Beklenti anksiyetesi şimdi Thomas Bernhard kitapları için çalışmaya başladı. Bu samimiyette, kendi içini açabilen kitaplarla buluşabilecek miyim? Yoksunluk yaşama beklentisi ile zevk aldığım bu dakikalarda kaygı birbiri içine girdi. Yaşarken de böyle oluyor, hayatın zevklerine çok alışmamış olacağım ki, zevk aldığım bu zamanların nerede biteceğini, tekrar olacak mı düşüncesi içine çekiyor. Neyse ki bu tatlı zamanları Bu lezzetli kitapların arasına Bukowski kitapları sokuşturuyorum. Bu samimi kendi içini açan Bernhard ile temas ettiğim günleri uzatıyorum. Kimbilir Better Call Saul ve Office dizilerini 5-6 defa izlediğim gibi bu güzelim kitapları da defalarca okuyacağım.
BetonThomas Bernhard · Yapı Kredi Yayınları · 20251,410 okunma
10/10
·272 syf.··
2026 16. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 19:10
Malma İstasyonu’nun ardından okuduğum 17 Haziran, bende çok daha derin bir iz bıraktı. Her iki kitapta da benzer yaraların; sorunlu ailelerin gölgesinde büyüyen çocukların ve en acısı da çocukların birer "tercih meselesi" haline gelişinin izini sürüyorsunuz. Ancak 17 Haziran, hem kurgusu hem de ele aldığı konunun işleniş biçimiyle bence çok daha başarılı bir kitap. Okurken bir yandan hikayenin sonunu merak ettim, bir yandan da bitmesin istedim. Kitabın merkezinde bir öğretmen olan Vidar var. Vidar, okuldaki bir kavga sırasında öğrencileri ayırmaya çalışırken başını büyük bir belaya sokar. Olay anına ait video kayıtları incelendiğinde, kavga eden çocuğun sessizce ona bir şeyler fısıldadığı fark edilir. Vidar, o gizemli cümlenin izini sürerken aslında kendi geçmişinin ve travmalarının izini sürer. Roman bu noktada iki kollu bir kurguyla ilerliyor. Bir diğer tarafta Vidar, babasının ölümünün ardından evdeki eşyaları toplarken eski bir defter bulur. Defterde çocukluğunun geçtiği yazlık evin telefon numarası yazılıdır. O numarayı çevirdiğinde ise zaman aynıdır; geçmişe bağlanıp annesiyle, babasıyla ve en önemlisi kendi çocukluğuyla konuşmaya başlar. Yetişkin Vidar’ın küçük Vidar’ı yüreklendirdiği o anlar çok sarsıcı. Küçük Vidar’ın merakla "Karikatürist oldum mu?" diye sorması ve yetişkin halinin onu teselli etmek için "Hem de en iyisi oldun" demesi çok dokunaklıydı. Kitapta yetişkin bir adamın çocukluğuna dokunuşu anlatılıyor gibi görünse de beni asıl vuran kısım, küçük Vidar’ın yetişkin Vidar’la konuşması oldu. Geleceğe dair kaygılarla dolu o küçük çocuğun, gelecekteki halinin sesini duyması kimbilir ona ne kadar iyi gelmiştir... Belki de o an, büyüdüğünde tüm bu yaraların bir gün geçeceğini hissetmiştir. Çocukluğunda derin kırılmalar yaşayan Vidar’ın, geçmişe
17 HaziranAlex Schulman · Timaş Yayınları · 20261,110 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi
Esme’nin “yok oluşu”, fiziksel olarak kaybolması değil; ailesi tarafından akıl hastanesine kapatılması, yıllarca unutulması ve adeta aile tarihinden silinmesi anlamına gelir. Roman, bir kadının toplumun beklentilerine uymadığı için nasıl görünmez hale getirilebildiğini anlatır. Kadın sadece toplum geneline aykırı diye yıllarca akıl hastanesine/ yalnızlığa mahkum edilir Kadının kaç yüzyıl kaç farklı medeniyette daha adı yoktu kimbilir??
Esme Lennox Nasıl Yok OlduMaggie O'Farrell · Domingo Yayınevi · 20243,009 okunma
Puan vermedi·144 syf.··
2026 18. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 17:15
İlk şunu söyleyim: Engin Geçtan’la tanışmak için doğru kitap olduğunu düşünmüyorum. Açıkçası okurken zaman zaman zorlandım ve yer yer sıkıldım. Diğer eserlerine göre daha teknik ve akademik bir dili var. Özellikle İnsan Olmak kitabına bayılmıştım. "Hayat" da uzun zamandır okumayı düşündüğüm kitaplarından biri. Yine de Engin Geçtan’ın insan ruhuna dair gözlemlerini teknik bir dille de olsa görmek açısından tamamen boş bir okuma deneyimi de değildi.
Kimbilir?Engin Geçtan · Metis Yayınları · 2018550 okunma
10/10
·724 syf.·
2026 46. kitabı
Oğuz Atay ’ın TUTUNAMAYANLAR romanı Türk Edebiyatında ilk post modern roman değildir; ilk modern romanıdır. Oğuz Atay’ın bu kitabı modern akımın roman türündeki karşılığıdır. Oysaki Türk edebiyatına modern akım, öykü ile girmiştir ve aslında çok uzun zamandır vardır. Bu bağlamda öyküde Modernist akım ellili yıllarda ortaya çıkmıştır diyebiliriz. Modern Türk romanı açısından önemli bir kırılma noktası kabul edilir. Biçimsel cesareti, ironisi ve yabancılaşma temasını işlemesi nedeniyle çok sevilir. Ancak birçok okur için gereğinden fazla dağınık, zorlayıcı ve kendine hayran bir metin gibi görünür. Sevenleri onu başyapıt olarak görürken, sevmeyenleri romanın çevresindeki kültü daha büyük bulur. Bilinç Akışı Yöntemi Bilinç akışı yöntemi, oluşturulan roman kahramanın zihninden geçenleri, zihninden geçtiği gibi romana aktarma çabasıdır. Modern romanların zor anlaşılmasını sağlayan en önemli unsurdur. Şöyle açıklayalım: Realist bir romanda kahramanın saatlerce düşüncelere daldığını ve saatlerce aynı düşünce etrafında düşünce ürettiğini okuruz. Ancak Modernist roman kahramanı öyle saatlerce aynı konu üzerinde fikir üretemez. Çünkü bilinçten akan şey, o karmaşa, sapmalar olduğu gibi yansıtılır. Buna bilinç akışı denir. Ama Modernistler, sadece bilinç akışı yöntemini kullanmazlar. Modernistler bir konuya odaklanmış iç konuşma, iç monolog tekniği denilen bir konuşma aktarımını gerçekleştirirler ki bunu da ilk kez onlar ortaya çıkarmıştır. Bunlara iç diyalog yöntemi denilebilir. Mesela bazen kendi içimizde muhayyel bir kişiyle konuşuruz, kavga ederiz, kendi kendimize sorular sorarız ki iç monolog da tam olarak budur. Modernist yazarlar, zihinden geçenlerin dolaysız aktarımı konusunda oldukça önemli yenilikler gerçekleştirirler. Modernist yazarlar için insanın fiziksel
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202474,9bin okunma
Puan vermedi·166 syf.··
2026 117. kitabı
Şimdi düşünün ki sevgi dolu bir mesajı eşinize göndereceğiniz yere, yanlışlıkla iş arkadaşınıza gönderiyorsunuz. Normalde böyle bir durum düzeltilip gülüp geçeceğiniz anlık bir dalgınlığın ötesinde vücut buluyor. Çünkü iş arkadaşınız da size sevdiğini söyleyen bir mesajla cevap veriyor. Çok zor bir durum olsa gerek. Konu bu kadar basit değil. Çünkü bundan sonra artık sizin de müdahale edemeyeceğiniz saplantılı bir hale bürünüyor. Böyle bir durumda elbetteki bir takım seçenekler var. Mesajın yanlışlıkla geldiğini söylemek, hiç cevap vermemek ya da isteksizce de olsa ufak bir gülen yüz simgesi göndermek. Peki Adam ne yaptı derseniz maalesef son seçenek olan gülen yüz simgesi gönderdi, bunun nelere yol açabileceğini bilmeden. Adam onu sevmiyordu, en azından kendine sürekli bunu söylüyordu. Eşine karşı büyük bir sevgi bir ilişkilerinin bulunma korkusunu taşıyordu aynı zamanda. Ama insan bazen sevmediği birine değil, içinde ilk kez fark ettiği eksik parçaya çekilirdi belki de. O andan sonra vicdanıyla kalbi arasında ince, karanlık bir yol açıldı. Çünkü yanlışlıkla başlayan bazı hikayeler, insanın en gizli yalnızlığını ortaya çıkarıyordu kimbilir. Yanlışlıkla gönderilen birkaç kelimelik bir dalgınlık, birkaç saniyelik bir hata, karşı taraftan gelen sıcak cevap ile içinde yıllardır unuttuğunu düşündüğü bir boşluğu uyandırdı belki de. İstemsizce bir durumun içine düşmüştü. Uzaklaşmaya çalıştıkça sanki daha çok içine çekiliyordu bu durumun. Ama insan bazen en çok kaçmak istediği duygunun içinde nefes aldığını fark eder. İş arkadaşıyla kurduğu o yasak yakınlık, önce küçük bir sır gibi başladı, sonra içinden çıkmak istemediği karanlık bir girdaba dönüştü. Çünkü bazı insanlar aşkı değil, kendilerini yeniden hissettiren duyguyu severdi. Ve adam, her mesajda biraz daha
Yanlış HedefDomenico Starnone · Tersine Kitap · 2026133 okunma