“Bir Paltoyla Gelen Değişim”
Puan vermedi·56 syf.··
2026 1. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 07:47
Nikolay Gogol’un “Palto” adlı hikâyesi benim için hem sade hem de biraz iç burkan bir hikâye oldu. Hikâyede Akakiy Akakiyeviç adında, çok kendi halinde ve sessiz bir adam var. İnsanlar tarafından pek fark edilmiyor, hatta çoğu zaman yok sayılıyor. O da buna alışmış, kendi dünyasında işini yapıp hayatını sürdürüyor. Bir süre sonra eski paltosu iyice kullanılamaz hale geliyor. Yeni bir palto yaptırmak onun için basit bir ihtiyaçtan çok, hayata tutunma sebebi gibi oluyor. Çünkü o palto sadece bir kıyafet değil; biraz değer görmek, biraz da “varım” diyebilmek gibi bir şey oluyor onun için. Uzun uğraşlardan sonra yeni paltosunu yaptırıyor ve onu giydiğinde ilk defa insanlar ona farklı davranıyor. Sanki o da önemli biriymiş gibi hissediyor. Bu durum onu çok mutlu ediyor ama bu mutluluk çok uzun sürmüyor. Bir gün paltosu çalınıyor. Ve bundan sonra hayatı tamamen değişiyor. Kimse onu ciddiye almıyor, yardım etmiyor ve o da yavaş yavaş içine kapanıp hastalanıyor ve ölüyor. Bana göre bu hikâye şunu anlatıyor: İnsan bazen sadece görünüşüyle bile değerlendirilebiliyor. Oysa bir palto ya da dış görünüş değil, insanın kendisi önemli olmalı. Kısacası “Palto”, çok sıradan bir insanın bile değer görmek için ne kadar kırılgan bir durumda olabileceğini anlatan çok etkileyici bir hikâye.
PaltoNikolay Gogol · Karbon Yayınevi · 201746,2bin okunma
ATATÜRK ÜN TAVSİYESİ
10/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
·
646 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 07:27
Mükemmel bir kitap.. ATAMIZIN DA DEDİĞİ GİBİ tüm ülkelerde ders niteliğinde okutulması gereken bir kitap.. bu bir hikaye roman öykü ya da senaryo değil.. Başarılı olmak isteyen bir ülkenin yöneticilerinin vatandaşlarının neyi nasıl yapması gerektiğini anlatan bence bir BAŞYAPIT.. tabiyki dünyanın herhangi bir ülkesinde hiç kimse bunları uygulamıyor.. Ancak zamanında nasıl uygulanmış ve etkisi görünmüş onu satır satır anlatan bir eser ..
Duygu ve Düşünce
Beyaz Zambaklar ÜlkesindeGrigory Petrov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025124,7bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
9/10
·232 syf.··
Beğendi
·
2026 40. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 20:55
"İstanbul'da çok taş var; Beşiktaş, Kıztaşı, Çemberlitaş, Nişantaşı, Atlamataşı, Kocataş, Taşkasap, Taşkızak, Toptaşı, Dikilitaş, Kabataş... Evet taş çoktur, bir de yurttaş var, dedim. Yurttaş... Bilmiyorum, o nerede?" Kimse bilmiyor yerini... Vatan Sağolsun, Aziz Nesin'in kendine has yorumu ve ironik üslubuyla kaleme aldığı mizahi hikayelerden oluşuyor. Kitap, adını içindeki aynı isimli öyküden almış. Üstad, toplumun farklı kesimlerindeki çarpıklıkları, samimiyetsizlikleri ve insanların zaaflarını mercek altına almış. Kitaba adını veren 'Vatan Sağolsun' öyküsü, çıkarcı ve kirli olarak nitelendirilebilecek bir sanayicinin, kendi kişisel ve maddi menfaatlerini gizlemek için milli ve manevi duyguları genç kuşaklar üzerinde nasıl bir maske olarak kullandığını çok güçlü bir hicivle anlatıyor. Türkiyemizde her devir aşinası olduğumuz; "vatan, millet, din" gibi yüce kavramların arkasına saklanarak kendi ceplerini dolduranları ya da güç devşirenleri ifşa eden, okurken güldüren ama bittiğinde derin derin düşündüren klasik bir Aziz Nesin eleştirisi. İyi okumalar.
Vatan SağolsunAziz Nesin · Nesin Yayınevi · 2017413 okunma
9/10
··
16 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 20:26
youtu.be/aqT7Q1JLQpM?is=... ..Charlie’nin benliğinin tüm parçaları.. yaptığı çalışmaya odaklanmıştır.. ..bu.. güzelliğin, sevginin, gerçeğin bütünleşmiş hali.. mutluluğun ta kendisidir.. ..yaptığı şeye aşıktır.. ..kimse (bilimsel) projenin faydalı bir şeyle sonuçlanacağını ÖNCEDEN BİLEMEZ.. ..genellikle.. araştırmalarımızda neyin olduğunu değil, NEYİN OLMADIĞINI öğreniriz.. olayı devralan kişi.. en azından NE YAPMAMASI GEREKTİĞİNİ öğrenmiştir.. ..AŞKIN GİZEMİNİ anladığımı söyleyemem, ama bu yaşadığım şey.. kendimden daha büyük olan bir şeyin parçası olmaktı.. ..sen eskiden sahip olduğun bir şeyi kaybettin. senin bir GÜLÜMSEMEN vardı.. sıcacık, gerçek bir gülümseme..
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202536,7bin okunma
Agatha Christie'nin Karanlık Yüzü
10/10
·224 syf.··
2026 3. kitabı
On Kişiydiler'i diğer Christie romanlarından ayıran şey, atmosferin kendisi. Issız bir adada mahsur kalan bir grup yabancı ve giderek daralan, nefes almayı güçleştiren bir gerilim. Ada, roman ilerledikçe adeta küçülüyor; dışarısı yok, kaçış yok, güvenilecek kimse yok. Bu klostrofobik baskı, son sayfaya kadar bir an bile gevşemiyor. Christie bu romanda, onlarca yıldır "kuru ve zekâ oyununa dayalı" diye etiketlendiği kalıptan çıkıp noir'ın tam kalbine giriyor. Kapalı mekân, belirsiz ahlak, çaresizlik duygusu ve adaletin kurumsal yollardan değil bambaşka bir kanaldan gelmesi. Bunlar klasik bir dedektif romanının değil, karanlık bir gerilimin malzemeleri. Christie'nin noir yazmadığı iddiası, On Kişiydiler'i okuyunca çok zor savunulur hale geliyor. Romanın merkezinde yine o Christie sorusu var: Hukuk yetersiz kaldığında, adalet nasıl gerçekleşir? Cevap bu kez çok daha karanlık, çok daha rahatsız edici.
Polisiye
On KişiydilerAgatha Christie · Altın Kitaplar · 202143,6bin okunma
7/10
·120 syf.··
2026 62. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 13:48
Melih Cevdet Anday Mikado’nun Çöpleri Eserde; kucağında bebeği ve gidecek yeri olmayan bir kadın, bir kış gecesinde yoldan geçen bir erkek ile karşılaşır ve erkek, kadını evine davet eder. Konuşma ihtiyacında olan bu iki karakter de o geceyi birlikte sabaha erdireceklerdir. Değindikleri konuları, yaptıkları çıkarımları ve daha nicelerini duymaya ve dinlemeye davet ediyorlar okuru. • KADIN: ... Çünkü bir insandım yalnız başıma iken, buraya gelince bir konu oldum. Siliniverdim. Bir hiç yapıp çıkardınız beni. Vücudum bile küçüldü sanki, küçüldü, küçüldü, kilimin altına girecek kadar, pire kadar küçüldüm. (Sayfa 36) • ERKEK (merakla): Yani bu sahne daha önce de geçti mi? KADIN: Hiçbir sahne aynen geçmez elbet. Değişe değişe geçer. (Sayfa 47) • Kaçacak yerim yok ki... Dapdaracık oldu dünya... Tek ayak üstünde bile duramam artık... (Sayfa 51) • ERKEK: Rastlantı demek istiyorsun. Rastlantı yok bu dünyada, yok. KADIN: Öyleyse ne bu? ERKEK: Aradık birbirimizi. (Sayfa 51) • Düşünüyorum düşünüyorum, bulamıyorum. Her şey karmakarışık, hiçbirinin içinden çıkamıyorum. Ne yapacağım ben? (Sayfa 58) • KADIN: Sevginin kökünü kazımışsın içinde... Sade yalnızlığın için çalışmışsın, büyük duvarlar örmüşsün çevrene ama sonra bir de bakmışsın ki duvarların içinde kimse yok. (Sayfa 96) • ERKEK: Gözlerinin içinde bir deniz görüyorum. (Sayfa 101) • Bir gün az kaldı mutlu oluyordum. (Sayfa 109-110) Okurken bazı şeylerden şüphe etmeme ve bazı şeyleri de sorgulamama sebep oldu bu tiyatro eseri. Tiyatro okumayı özlediğimi hissettirdi bana. Buraya kadar okuduğunuz için teşekkür ederim.
Edebiyat
Mikado’nun ÇöpleriMelih Cevdet Anday · Everest Yayınları · 20212,033 okunma