Bir bakışta tanıdığım çürüme, toprağın üstünde olandı. İnsan hâlâ nefes alıp verirken, kalbinde ya da beyninde küflenmeye başlayan o çürümeyi biliyordum ben.
Ev aslında bir yer değilmiş.
Bir ses tonuymuş, bir nefes alış, bir gülüş, bir omuz.
Ve ben senin sesinde dinleniyordum.
Senin sessizliğinde bile anlam buluyordum.
Şimdi her şey gürültü.
Dünyanın sesi bile bana fazla geliyor.
Hayatın Mucizeleri kitabı hakkında bazı incelemeleri okudum herkes çok edebi ve güzel açıklamalar yazmış zaten..
Kitabın konusu çok güzel, kültürel harmanlamayı seviyorum. Yahudi küçük bir kızın Hristiyan bir adamla dostluğundan bahsediliyor. Bu adam ressam ve bir Meryem Ana tablosu çizmek istiyor bu kızla da bu sayede arkadaş oluyorlar. Aslında kitap genel olarak iyi ve yazarı normalde severim ama bu kitapta biraz daha farklı hissettirdi kalemi açısından. Başlarda bağ kurmak biraz zordu ama sonlara doğru bunu aşıp 3. Kişi gözünden yaşananları izlemeye başlıyorsunuz. Özellikle son sahneyi tablo gibi gözünüzde canlandırma fırsatınız da oluyor.
Ancak ben biraz sığ okumuş olabilirim, bu ikilinin arkadaşlıkları konusunda mesela. Genel durumlardan ve tükettiğim başka içeriklerden dolayı olabilir ama çok gerildim. Yazarın daha önce p*dofili iması yaptığını görmediğim için biraz rahattım ama bazen genç bir kız ve orta yaşlı bir yetişkin adamı okurken istemeden geriliyorsunuz. Bunun sebebi kızın yaşına ve gelişmemiş hormonlarına yapılan belirtmeler ya da bir sahnede adamın bir şeye sinirlendiğindeki tavrı olabilir.. Neyse ki korktuğum bir şey olmadı.