Akış
Ara
Ne Okusam?
Giriş Yap
Kaydol
“Sen hiç görmedin, su vermeye benzedik, plastik çiçeklere, hiç görmedin. Sen hiç görmedin, dans ettik durmadan kırık camlar üstünde.. Sen, öyle sana benzeyen her şey gibi, erirken avuçlarında ben, unutuyorum.” - Emre Aydın 🌹
Hâlâ beynimin sinirleri arasında kıvılcımlanıyorsun Hücrelerimin onca ölü ve kayıp duyguları içinden. Umutlar hapishanesinde Ve yaşım üniversiteliye dayanmış iken... Sana en çok sevdalarımda duruca yaşamak yakışıyor. Damarlarını yol bellemişsin gözlerimin, beliriveriyorsun. Yüreğimin onca hücre zarından geçip yaşama tutunabiliyorsa Umutlar hapishanesinde Ve yaşım delikanlılığın çağındaki ilk cevher iken... Bana en çok hatıralara vefa borcu hissetmek yakışıyor. İnsanlara şiir okumak, Aşklaraysa en çok ayrılık yakışıyor.
Sayfa 38 - Flora KitapKitabı okudu
Reklam
·
Puan vermedi
Trendeki Yabancılar PATRICIA HIGHSMITH Seviye 4 Michael Nation tarafından yeniden anlatıldı Seri Editörleri: Andy Hopkins ve Jocelyn Potter Pearson Education Limited Edinburgh Gate, Harlow, Essex CM20 2JE, İngiltere ve dünya çapında Bağlı Şirketler. ISBN 0 582 41812 7 Trendeki Yabancılar telif hakkı 1950 Patricia Highsmith Bu uyarlama ilk olarak
The Stranger
The StrangerAlbert Camus · Bokp · 2012111,8bin okunma
-Sensizlik- Şiiri
Ben kaçtığımda senden Kırık camlar yığılırdı Yüreğime Bağırırdı aşkın neşter yarası Darboğazlarda sıkışmış ...
Sayfa 104 - Göl Kitap YayınlarıKitabı okudu
Sen hiç görmedin Su vermeye benzedik Plastik çiçeklere Hiç görmedin Sen hiç görmedin Dans ettik durmadan Kırık camlar üstünde…🌾 Emre Aydın/Hoşçakal youtu.be/Uh3yhBy0m6c?si=...
Ne yazacak sözüm var Ne de haykırarak yahut fısıldayarak çırpınacak sesim , Ne kanat çırpacak gücüm var Ne de ümidi saracak kollarım , Ne dikeni sevecek hâlim var Ne gülü koklayacak mecalim ... Tükenmediyse de bitti kelimelerim Ben bundan böyle Hakka teslimim , Olana da olmayana da Gelene de gelmeyene de Sevene de sevmeyene de Anlayana da anlamayana da Yolumu açana da kapayana da Beni, benliğimle kabul edene de etmeyene de Yoluma çiçekler serene de kırık camlar serpene de Eyvallah. Allah var Allah yâr Evelallah.
Reklam
''… ‘Eğlendiniz mi?’ diye sordu Isobel döndüğümde. İlkel bir teknoloji formunun (merdiven) tepesinde durmuş diğer bir ilkel teknoloji formunu (ampul) değiştiriyordu… Yeni ampulü yere düşürdü. Ampul kırıldı. ‘Lanet olsun. Başka ampulümüz yok.’ Başka ampulümüz olmadığı için ağlayacaktı neredeyse. Merdivenden indi… yerdeki cam kırıklarına baktı. ‘Ben hallederim,’ dedim. Gülümsedi, eli elime değdi ve minnettarlığını gösterdi küçük bir hareketle. Sonra hiç beklemediğim bir şey yaptı. Sarıldı, nazikçe, ayaklarımızın altında kırık camlar. Kokusunu içime çektim. Vücuduma değen vücudunun sıcaklığı hoşuma gitti. İnsan olmanın pathosunu kavradım. Özünde yalnız, ama birliktelik mitine ihtiyaç duyan ölümlü bir varlık olmanın. Arkadaşlar, çocuklar, sevgililer. Cazip bir mitti bu. Kolaylıkla kendinizi kaptırabileceğiniz türden bir mit. …''
Domingo Yayınları
Yusufun gömleğinin üzerindeki kan, içinin yaralarını hatırlatmalı sana. Gömleği kanlanan yaralıdır unutma. Gömlek değildir kanayan .Senin yaralarından sızıyor gömleğe kan.Kanıyorsun sürekli .Kırık camlar üzerinde yürüyorsun , farkında değilsin. Ölmeye yatırmışlar seni ; bilmiyorsun . Kan[dırma]lar  içinde kalmışsın, görmüyorsun .
801 öğeden 21 ile 30 arasındakiler gösteriliyor.