Unuttun mu beni, her şeyimi
Sildin mi bütün izlerimi
Hiç düşmedim mi aklına
Hiç çalmadı mı o şarkı
O sahil, o ev, o ada
O kırlangıç da mı küs bana
Hiç düşmedim mi aklına
Hiç çalmadı mı o şarkı
O sahil, o ev, o ada
O kırlangıç da mı küs bana
Sanırdım ki aşklar ancak, filmlerde böyle
Ben hala dolaşıyorum avare
Hani görsen enikonu divane
Ne yaptıysam olmadı, ne çare
Unutamadım gitti
Biliyorsun kırlangıçlar göçmen kuşlardır. Çok hızlı uçarlar. İşte o göç sırasında yüzlerce kırlangıç fırtınaya yakalanıp ölürmüş. Göçü başarıyla tamamlayan kırlangıçlar, geldikleri ülkenin sıcak gökyüzünde uçarken, yollarda kaybettikleri arkadaşlarını anımsar, acıyla, öfkeyle böyle çığlıklar atarlarmış."
Sanki yeryüzünde yalnız ikimiz vardık. Ne kadar mutlu olduğumuzu kimse asla bilemeyecek; gerçi mutlu olan bendim sadece, ama bazen düşünüyorum da, eğer kendi kendine itiraf edebilseydi, bütün söylediklerine rağmen hoşuna gittiğinin o da farkına varırdı. Bütün gece öylece oturup onu seyredebilirdim, başının biçimi, başından saçlarının özel bir kıvrımla omuzlarına dökülüşü; ne de zarifti, kırlangıç kuyruğu
denen kelebeklere benziyordu. Tül ya da bulut gibiydi omuzlarına dökülüşü, ipek teller gibi, karışık ve dağınık, ama nefis. Anlatmak
için bir şair veya sanatçının diline sahip olabilmeyi isterdim.
Ne kadar kendileriydiler.
Ne kadar kırlangıçtılar.
Ne kadar gerçektiler.
Onları kendileri olduğu için, uçtukları için,cıvıldadıkları için, katıksız kırlangıç oldukları için seviyordum.