Yalnızlıkla, işsizlikle beslenen, karanlık bir umursamazlığa gömüldüm. Bu yalnızlık içinde aşkım büsbütün alevleniyor, gitgide daha dayanılmaz oluyordu. Kitap okumaya, edebiyata olan ilgimi de yitirdim. İçim karardıkça kararıyor, aklımı kaçırmaktan ya da kendimi haytalığa vurmaktan korkuyordum
İblîs-i la’îne, Ebû Cehle, Ebû Lehebe ve Peygamber efendimizi “sallallahü aleyhi ve sellem” inciten, Ona cefâ ve ezâ eden ve bu hak olan dîne, düşmanlıklar, ihânetler, hıyânetler yapan, Kureyşin azılı kâfirlerine la’net etmek, islâmın îcâblarından olurdu. Düşmanlara la’net etmek emr edilmeyince, dostlara la’net sevâb olur mu?