Çok erken bir yaşta önemli bir keşif yaptım: Kitap okumanın zevki, eğer kişi onun gerçek sahibiyse, isteğe bağlı olarak büyük oranda artırılabilir ve tazelenebilir. İlk olarak, kitabı okumanın yerini ve zamanını, kendinizi onu bir kütüphaneye ya da yasal sahibine iade etme gerekliliğiyle sınırlanmış hissetmeden seçebilirsiniz. Okurken, herhangi bir paragrafı beğendiğinizde, ne zaman dönerseniz dönün onun -aynı kelimelerin, aynı satırların, aynı sayfaların- her zaman orada olacağını bilmenin rahatlığını yaşarsınız. Ve hatta kitabı fiilen okumadığınız zamanlarda, ona kitaplıkta bakmak bile güzel ve değerli bir nesneye sahip olmanın zevkini anımsatır.
Öğretmen konuşuyor:
“Söz güç demektir, iktidar demektir. Sözcükler dünyayı ve insanı değiştirirler.
Kim bilir kaç kez duyduk: 'Başımıza gelen güzel şeylerden kimseye söz etmemeliyiz, çünkü başkalarının kıskançlığı mutluluğumuzu elimizden alır.’
Hiç de öyle değil. Fatihler, hayatlarında meydana gelen mucizelerden gururla söz ederler. Siz kendiniz pozitif enerji yayarsanız, bu enerji daha çok pozitif enerji çekecektir kendine ve gerçekten sizin iyiliğinizi isteyenlere neşe verecektir.
Kıskançlara, mağluplara gelince, eğer onlara bu gücü verirseniz size zarar vermekten başka bir şey yapmayacaklardır.
Korkmayın. Duymak isteyenlere hayatınızın iyi şeylerini anlatın. Dünyanın Ruhu'nun sizin neşenize ihtiyacı var."
Çok erken bir yaşta önemli bir keşif yaptım: Kitap okumanın zevki, eğer kişi onun gerçek sahibiyse, isteğe bağlı olarak bü yük oranda arttırılabilir ve tazelenebilir. ilk olarak, kitabı oku manın yerini ve zamanını, kendinizi onu bir kütüphaneye ya da yasal sahibine iade etme gerekliliğiyle sınırlanmış hissetme den seçebilirsiniz. Okurken, herhangi bir paragrafı beğendiği nizde, ne zaman dönerseniz dönün onun -aynı kelimelerin, ay nı satırların, aynı sayfaların- her zaman orada olacağını bilme nin rahatlığını yaşarsınız.
Etrafınızdakilere kulak verin.. kendileri ve çevreleri hakkında fikirlere sahip olduklarını vurguluyorlarmış gibi kesin tabirlerle konuştuklarını duyacaksınız.Ancak bu fikirleri analiz etmeye başladığınızda, atıfta bulundukları gerçekliği pek yansıtmadıklarını fark edeceksiniz ve eğer daha derine inerseniz, bu gerçekliğe ilişkin fikirleri düzenlemek için hiçbir girişimin mevcut olmadığını keşfedeceksiniz.Tam tersi söz konusudur.Bu nosyonlar vasıtasıyla birey gerçekliğe, kendi hayatına ilişkin kişisel görüşünü engellemeye çalışır.Hayat başlangıçta insanın anlayamadığı bir kaostur.Birey buna inanır, fakat kendini her şeyin şeffaf olduğu bu korkunç gerçeklikle yüz yüze bulmaktan korkar ve bunu bir fantezi perdesiyle örtmeye çalışır.Fikirlerinin doğru olup olmadığı onu endişelendirmez; insan, fikirleri varlığının savunması için siperler, gerçeği korkutup kaçırmak için korkuluklar olarak kullanır.
سُبْحَانَ الَّـذ۪ٓي اَسْرٰى بِعَبْدِه۪ لَيْلاً مِنَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ اِلَى الْمَسْجِدِ الْاَقْصَا الَّذ۪ي بَارَكْنَا حَوْلَهُ لِنُرِيَهُ مِنْ اٰيَاتِنَاۜ اِنَّهُ هُوَ السَّم۪يعُ الْبَص۪يرُ
Bir kısım ayetlerimizi kendisine göstermek için, kulunu bir gece Mescid-i Haram’dan, çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa’ya götüren O (Allah) Yücedir. Gerçekten O, işitendir, görendir.
İsra 1
وَقَضَيْنَٓا اِلٰى بَن۪ٓي اِسْرَٓائ۪لَ فِي الْكِتَابِ لَتُفْسِدُنَّ فِي الْاَرْضِ مَرَّتَيْنِ وَلَتَعْـلُنَّ عُـلُواًّ كَب۪يراً
Kitapta İsrailoğulları’na şu hükmü verdik: "Muhakkak siz yer(yüzün) de iki defa bozgunculuk çıkaracaksınız ve muhakkak büyük bir kibirleniş-yükselişle kibirlenecek-yükseleceksiniz.
İsra 4
فَاِذَا جَٓاءَ وَعْدُ اُو۫لٰيهُمَا بَعَثْنَا عَلَيْكُمْ عِبَاداً لَنَٓا اُو۬ل۪ي بَأْسٍ شَد۪يدٍ فَجَاسُوا خِلَالَ الدِّيَارِۜ وَكَانَ وَعْداً مَفْعُولاً
Nitekim o ikiden ilk-vaid geldiği zaman, oldukça zorlu olan kullarımızı üzerinize gönderdik de (sizi) evlerin aralarına kadar girip araştırdılar. Bu yerine getirilmesi gereken bir sözdü.
İsra 5
ثُمَّ رَدَدْنَا لَكُمُ الْكَرَّةَ عَلَيْهِمْ وَاَمْدَدْنَاكُمْ بِاَمْوَالٍ وَبَن۪ينَ وَجَعَلْنَاكُمْ اَكْثَرَ نَف۪يراً
Sonra onlara karşı size tekrar ’güç ve kuvvet verdik’, size mallar ve çocuklarla yardım ettik ve topluluk olarak sizi sayıca çok kıldık.
İsra 6
اِنْ اَحْسَنْتُمْ اَحْسَنْتُمْ لِاَنْفُسِكُمْ وَاِنْ اَسَأْتُمْ فَلَهَاۜ فَاِذَا جَٓاءَ وَعْدُ الْاٰخِرَةِ لِيَسُٓؤُ۫ا وُجُوهَكُمْ وَلِيَدْخُلُوا الْمَسْجِدَ كَمَا دَخَلُوهُ اَوَّلَ مَرَّةٍ وَلِيُتَبِّرُوا مَا عَلَوْا تَتْب۪يراً
Eğer iyilik ederseniz kendinize iyilik etmiş olursunuz ve eğer kötülük ederseniz o da (kendi) aleyhinizedir. Sonunda vaad geldiği zaman, (yine öyle kullar göndeririz ki) yüzlerinizi ’kötü duruma soksunlar’, birincisinde ona girdikleri gibi