Pek çok eleştiriye maruz kalan ilim adamlarından biri Islamoğlu.. ne eleştirenlerden ne göklere cikaranlardanim şahsen. Daha önce dediğim gibi biz bal arısı misali her çiçekten polen toplama derdindeyiz Mustafa islamoğlunun diğer kitaplarını okumak nasip olmadi üç muhammedi bitiremedim tabi o ayrı. bulsam okurum da ama bu eser bence okunmaya değer..
Bu kitabı lisede selma arkadaşım hediye etmişti Mustafa İslamoğluna ön yargılarım vardı bu kitabı okuduktan sonra bütün fikirlerim değişti adayışın, samimiyetin ve temizliğin oluşumunu anlatan bir kitap Hz. Meryem kıssasını hiç böyle okumamıştım.
Merhabalar,
Eser genel olarak kur' an temelli olup, belirli olayları temellendirmeye, aciklamaya çalışıyor. Bu temellendirme işleminde 5 karaketer ön plana çıkıyor. Bunlardan ikisi kadın( Hanne ve Meryem), üçü erkek( Zekeriya, Yahya ve İsa) olmak üzere ahlaklari ve Allah'a bağlılıklarıyla öne çıkan, tarihte ve İslam dininde yer edinmiş kişiler ele alınmış.
****** Bana göre eserde verilmek istenen asıl mesaj; " kadının İslam dinindeki yeri ve önemidir." Çokça duyduğumuz " İslam dini ataerkil bir sisteme bağlı" yerleşik söylemin, tamamen yanlışlığı dile getirilmeye çalışılıyor. Bunu da Kur'an da geçen olaylar ve bu olaylar içinde adı geçen kadınların, Allah'a karşı bağlılığı ve Allah'ın onları nasıl ödüllendirdigi gibi tarihsel bir süreci işleyip, Kuran'dan örneklerle acikliyor yazar.
****** Ben eserin okunması taraftarıyım. Dil biraz ağır olabilir. Kullanılan kelimelerin anlamını tam olarak bilmediğim için çokça sözlükten yararlandım diyebilirim. Belki yazar bunlar için dipnotlar geçebilirdi diye düşünüyorum fakat çok da büyütülecek bir problem değildi bu doğrusu. İyi okumalar dilerim...
Hanne Rabbinin kapisini çalarak demisti ki: “Adak dogdu. Bundan sonra onun tasarrufu bana ait degil sana aittir. Bu nedenle onu sana ismarliyorum.”
Bir annenin Rabbine adadigi Meryem in hikayesi; Adayis Risalesi.
Bizlere analigin belkide tam olarak nasil olmasi gerektigini anlatan kisiydi Hanne. O anneligin sadece yedirmek, icirmek , giydirmek olmadigini ögretiyordu . Evlatlarimiza , rahat bir geçim yada yüklü bir miras birakmak degil onlari en güvenilir kapiya emanet etmekle olacagini gosterdi ,anlatti , ögretti. Rabbinin kapisini sen yeterki çal ve iste “Emanetini bende sana emanet ediyorum onu en iyi sen korursun “ de .
Sen o kapiyi çalarsinda cevap gelmez mi hiç ?. Iste örnegi; peygamber eslerine bile Allah ,Meryem’i örnek göstermekteydi.
Ne mutlu Hanne gibi adayanlara!
Ne mutlu Meryem gibi adananlara!
Özellikle anne ve anne adaylari okusun demeyecegim, Zekeriya (a) gibi bir bahçivan ile tanismalarini istedigim baba ve adaylari ,bilhassa sizlerinde okumasi istiyorum.
Adayanlar ve adananların çok olduğu bir toplumu hiçbir zalim güç sindiremeyecektir.
Ne mutlu hanne gibi adayanlara ,
Ne mutlu Meryem gibi adananlara...
İsa'nın (as) ihya hareketi, Hanne'nin Meryem'ini Allah'a adamasıyla başlamıştır. Herkes neticeyi görür, oysa başlangıçlar daha önemlidir. Hiç şüphesiz ki Yahudiye zulmünün kırılması ve Tevhid dininin muzaffer olması, Hanne'nin başlattığı bir süreçti. Meryem'ini feda ederek, adayarak başlattığı bir süreç.. Dinin muzaffer olması, Hanne'lerin Meryem'lerini bu davaya feda etmeleri ile neticeye ulaşacak bir süreçtir. Dün böyle olduğu gibi, bugün de durum farksız olmayacaktır..
Sizlere Hanne'nin Meryem'ini Adama, feda etme kıssasını takdim ediyorum..
İyi okumalar...
Kitabı üniversitede okudum tarzını çok beğendim. Hz. Meryem'i onun adanışını bir çiçeğe benzetiyor ve Hz. Zekeriyya 'yı da bahçıvana . Çok hoşuma gitti o çiçeğin yetiştirilişi o zaman demiştim kızım olursa adı Azra Meryem olacak diye Meryem hayranı olmuştum. İmran'ın kızı Azra Meryem sen ne güzel bir insansın ne güzel bir kadın Allah' a adanmış bir ruh.
Biliyorsunuz yahudilerin ibadethanelerine kadınlar giremez ama H.z Meryem'in annesi ona hamileyken evladını hizmet etsin diye ibadethaneye adamış. Kız olunca doğan bebek napacağını bilememiş ama Hz. Zekeriyya araya girmiş ve O İmran'ın kızı diyerek içeri aldırmış ve ömrünü orda geçirmiş. ibadetle. ....
Rol model diyorsunuz ya işte tam bir rol model. Kızım için olsun istediğim bir model. Daha sonra Hz. Zekeriyya o küçük kız gibi bir evladı olsun istiyor ve Hz. Yahya dünyaya geliyor aynı zamanda Hz.İsa'ya arkadaş. Hz. İsa ve Hz. Yahya ise erkekler için rol model. Ahlaklarıyla insanlıklarıyla ve tebliğleriyle. velhasılı kelam güzel bir kitap.
Adayış risalesi Hz Meryem ve annesini konu alan bir risaledir.
Hz Zekeriya ise hem Peygamberliği hem de yaşlılık döneminde bir çocuk sahibi olmaları.
Hz Yahya ve Yahudilerin Hz Yahya ile imtihan ve gelişen olaylar bir Kur’an-i bir bakışla okumak,
Kitabı yıllar önce de okumuştum
Şimdi de okudum
-benim için daha anlamlı artık bu kıssa-
Kitap kurandaki Meryem Kıssasın kuran ışığında tarihiyle yansımasını bize sunmuş
Meryem roma ataerkil dönemde kadın biri olarak Rabbi tarafından seçilmiştir
Ve üstün kılınmıştır
Kadın başına bir de
Kuran böylesine bir perspektif ile bize kadının değerini bir kEz daha bize hatırlatmıştır
Ben kitabı genel olarak sevdim
Fakat kitabın sonunda yazarın saçmaladığını düşündüm şöyle ki,,
Kitap boyunca meryem üzerinden ataerkil sistemi eleştirip,
Kitabın sonunda
1. Kadının değerinin anne olarak ele alması
2. Kadının yalnızca eşine ve çocuklarına hizmet eden bir varlık olarak tanımlaması
Bu iki mesele beni rahatsız etti
Şöyle ki anne olamayan kadınlar var bunlar eksik kadın mı yani?
Hayır bir kadın ya da erkeğin değeri erdemli /takvalı davranması ölçüsünde kıymetlidir anne ya da baba olmak çok sonraki alınan sıfatlardır
İkinci mesele kadının bu dünyadaki gayesi benim kendi fikrim ve inancım açısından kulluk olarak düşünüyorum.
Asıl gaye ve başarı bu doğrultuda olmalı..
Bu yüzden yazarın bu iki görüşü beni rahatsız etti
Bunu belirtmek istedim
Onun dışında kitap iyiydi
Mustafa İslamoğlu, ilk Arapça ve temel dinî eğitimini babası Ahmet İslamoğlu'ndan aldı. Kayseri Yüksek İslâm Enstitüsü'nde başladığı yüksek öğrenimine Kahire'de El-Ezher Üniversitesi İslam hukuku fakültesinde devam etti. Ancak El-Ezher'deki eğitimini tamamlamadan bıraktı.
Yazı hayatına edebiyatla başladı. İlk makaleleri 1980'de Millî Gazete'de, 1982-83 yılları arasında Yeni Devir gazetesinde yayımlandı. Anadolu'da Vakit, Selam, Ribat, Yeni Şafak, Meydan, Özgün Duruş gibi gazete ve dergilerde makaleleleri, Mavera, Aylık Dergi ve Dergâh gibi dergilerde de edebî eserleri yayımlandı.
Mustafa İslamoğlu'nun şiirlerinden oluşan ilk kitabı Heyelan, 1987 yılında Aylık Dergi Yayınları tarafından yayımlandı. 1989 yılında İslâmî hareket önderleriyle yaptığı sohbetleri Öncülerle Konuşmalar başlığı altında kitaplaştırıldı.
Bu dönemde Mısırlı yazar Safinaz Kâzım'ın Fî Mez'eleti's-Sufur vel Hicâb başlıklı eserini Kadının Özgürlüğü başlığıyla Türkçe'ye tercüme etti. Anadolu İslâmî Hareketleri başlıklı dizisi 1991 ile 1993 yılları arasında yayımladı. Bu serinin ilk cildini Hasan Ali el-Beyyûmî ile birlikte Arapça'ya da tercüme etti.
1998 yılında Tefsiru-l-Kur'ân Te'vilu'l-Furkān başlıklı görüntülü ve sesli tefsir derslerine başladı, 200 ders olarak tamamlandı. Hayat Kitabı Kur'an başlığı verilen meâl çalışması da bu faaliyet ile eş zamanlı olarak tamamlandı. 2008 yılında başlayan Esmâ-ul Hüsnâ dersleri de 2012 yılında tamamlandı ve üç cilt olarak yayımlandı.
Yazar, 1997 yılında İnsan Hakları İzleme Örgütü'nün Helmann-Hammet Ödülü'ne layık görüldü.
Mustafa İslamoğlu, kendi kurduğu ve İslâmî İlimler Akademisi adını verdiği okulunda tefsir usûlü dersleri vermeye devam ediyor. Yazar, evli ve beş çocuk babasıdır.