Anksiyete - Gülen Yüzüm Kaygılı Ruhum #okudumbitti
“Anksiyete - Gülen Yüzüm Kaygılı Ruhum”u bitirdiğimde, sanki uzun süredir içimde sessizce büyüyen düğümlerden biri çözülmüş gibiydi. Kitap, kaygıyı dışarıdan gözlemleyen bir uzmanın soğuk anlatımıyla değil; onu yıllarca yaşamış birinin sıcak, empatik kalemiyle anlatıyor. Belki de en çok bu yüzden etkiledi beni.
Pandemiyle birlikte hayatımıza giren o görünmez baskıyı, sürekli yetişme zorunluluğunu, herkesi memnun etmeye çalışırken kendimize yabancılaşmayı o kadar tanıdık örneklerle anlatıyor ki, okurken birçok yerde “Evet, bu tam olarak benim yaşadığım” dedim. Yazar, kaygının ne olduğunu yalnızca açıklamakla kalmıyor; onun köklerine inmeyi, kendimizle ilişkimize yeniden bakmayı ve özdeğerimizi dışarıdan değil içerden kurmayı hatırlatıyor.
Kitabın en sevdiğim yanı ise adım adım ilerleyen yapısı oldu. Yüksek kaygıyı bir “kader” gibi değil, tanınabilir ve yönetilebilir bir süreç olarak ele alıyor. Her bölümde farkındalığı artıran sorular, günlük hayatta uygulanabilir öneriler ve küçük ama etkili alıştırmalar var. Kitabı okurken sadece bilgi edinmiyorsunuz; kendi davranışlarınızı, düşüncelerinizi ve tetikleyicilerinizi fark etmeye başlıyorsunuz.
Yazarın dili sade, akıcı ve yargılamayan bir tonda. Özellikle “kendine saygı” ve “kendinle kurduğun ilişki” üzerine söylediği şeyler uzun süre zihnimde dolaştı. Bana iyi gelen, nefes aldıran bir okuma oldu. Kaygıyla boğuşan, nereden başlayacağını bilemeyen herkes için hem yol açan hem de güç veren bir rehber niteliğinde.
Eğer kendinizi son zamanlarda sürekli tetikte, huzursuz ya da yetersiz hissediyorsanız, bu kitap gerçekten sizi anlayan bir dost gibi eşlik ediyor.
Bana çok iyi geldi.
@dr.lalitaa
@ucuncugozyayinevi
#anksiyetegüdenyüzümkaygılıruhum #anksiyete