Merhaba herkese.
İlk olarak demek istediğim bu bir incelemeden çok benim kalbimden geçenler olacaktır ve Asil serisi hakkında bir sürü spoiler içerecektir.
Emma Chase`in kalemi çok mehşur ve onun kalemiyle ilk kez dava özetleri serisiyle tanıştım özelliklede Onay kitabı ve Sonsuz novellası o kadar güzel ve aynı zamanda dokunaklıydıki yazarın diğer kitaplarıylada meraklandım ve dexin son olarak çıkardığı Asil kraliçe dikkatimi çektiğinden Asil serisini baştan okuyayım dedim.
İlk kitabı Asil teklifti ve ben bu kitabı okuduğum zaman seriye başlamama neden olan Asil Kraliçe kitabını okuyamayacağımı, okusam bile onun mutlu sonunu görsem bile üzgün olacağımı anladım. Çünkü, Asil teklif, Kraliçe Lenora`nın uçak kazasında kaybettiği evladından olan torunu Prens Nicholas hakkında. Ve Asil Kraliçeyse Kraliçe Lenora hakkındaymış, eskiye dayanan bir hikaye, yani biz bu ilk kitaplarda aslında Asil Kraliçede verilmiş olacak olan mutlu sondan sonrasındaki hüzünleri ve geriye kalanların nasıl kendi mutlu sonlarını yazdıklarını okuyoruz.. Bilmiyorum, 4. Kitabını okumadan onun hakkında bu kadar şey görmüş olmak beni bu kanıya vardırdı ve kötü hissettirdi. Kitapta bir kısımda Prens Henry şöyle diyor. “Sarah, en iyi mutlu sonların düğünle bittiğini söyledi. Fakat eğer bir kraliyet düğünü gördüyseniz, aslında hepsini görmüş sayılırdınız. Dantel kolları olan beyaz bir gelinlik, askeri üniforması içindeki şık damat, altın işlemeli at arabaları, kalabalık ve sevimli nedimeler...Gerçek hikâye ise bundan sonra başlardı. Sadece bir avuç insanın bildiği ve çok daha azının görebildiği hikâye...” Galiba ben de artık gerçek hikayesini gördüğüm için Asil Kraliçeyi okuyupta hüzünlü olamayacağımı düşünemiyorum.
Asil teklif kitabı tam çerezlikti ve Prens Nicholas tam bir lider gibi davranıyordu,