Puan

7.610 üzerinden
69 kişi
Puan vermedi·253 syf.··
2021 6. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 11 Ocak 2021 21:54
Ben şimdi ne okudum!!! Realistliğinden bu eseri sayesinde artık hiç şüphe etmeyeceğim sevgili Stendhal, olmamış tatlım bu. Seni kim ikna etti bilmiyorum, hiç mi arkadaşlarına falan okutmadın bastırmadan, diye kendi kendinize tribe girebileceğiniz bir eser. Hatta zaman zaman ba ba ba ba laflara bak sen dedirten.. Yani siz elbette sevebilir, hatta bayılabilirsiniz. Fakat kek tarifi verir gibi aşk tespiti mi yapılır? Esere kristalleşme gibi etkileyici bi benzetme ve betimleme ile giriş yapılmış. İnsanı okumaya ikna eden kısım belki de bu kısım, ay hadi şans vereyim galiba güzel bi şey falan derken, bi anda ne okuyorum, Stendhal sana daha fazla ne kadar sinirlenebilirim, diye okumaya devam ederken kendinizi bulacaksınız. Eserde güya aşka dair beynelmilel açıklamalar yapılmış, bunlardan bazıları yazarın kendi deneyimleri imiş. Eeee Şerife ne diyosun diyeceksiniz? İnanın aynı soruyu ben de kendime sormaktayım. Ne diyorum? Beynelmilel dedim, hemen açıklayayım: yazarımız neredeyse her milletin, -bunu zaman zaman ülkelere kadar indirgemiş üstelik- aşka dair, kadınlara dair, erkeklere dair tespitlerini dile getirmiş. İşte Fransız kadınları şöyle ahlaksızken, böyle sadık değilken, İtalya' da durum tam tersidir, Mağripli erkekler şöyle aldatmaz, falanca arkadaşımın sevgilisi böyle davranmış, karısı şunu yapmış, ingilizler tiyatroda böyle flörtleşmişler, sokakta şöyle yürümüşler şeklinde adeta dedikodu havasında devam eden bir kitap. Hemen örnekler yazayım. "Dürüst bir erkek kadının adını söylemez." "1100 yılından 1328 yılına kadar Provence'de aşk yalın görünümlüydü." "Gerçek aşkın anavatanını bedevi çadırlarının altında aramalıyız." gibi gibi inanın kitap böyle cümlelerle dolu. Bunları görünce Nasrettin hocanın nereden biliyorsun saydın mı? şeklindeki fıkrası aklıma geldi.
AşkStendhal · Oda Yayınları · 2009311 okunma
Anlaşılmayanın Anlaşıldığına Dair:
9/10
·260 syf.··
Beğendi
·
2025 94. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 14 Kasım 2025 19:14
Stendhal’in bu eseri, bir kadına beslediği karşılıksız aşkın sonucunda ortaya çıkıyor. Ancak aynı zamanda bu bir toplumsal gözlem, eleştiri ve öz-eleştiridir. Böyle bir eseri yazabilmesi, kendi duygularının bilincinde olduğu anlamına gelir; yani kendisinden uzaklaşıp kendisini eleştirdiği anlamına gelir. Zaten kendisinden başka bir kişiymiş gibi bahsetmesi de eleştirel bir tutum içinde olduğunu gösteriyor. Stendhal, duyguların tözünün açıklanamayacağını söylüyor; yani “aşk”ın nasıl oluştuğunu açıklayamam, ancak ortada aşk varsa, o aşkı felsefi olarak açıklamaya çalışabilirim diyor. Böylelikle deneyimlediği ve gözlemlediği şeyler sonucunda “bu çılgınlığı” açıklamaya çalışıyor. Kitapta şöyle bir cümle geçiyor: “Düşü bir kenara kaydetmek, şimdide öldürmek demektir, çünkü felsefenin yollarında incelemeye başlamış demektir insan düşlediğini…” (s. 55) Stendhal, duyguların ve düşüncelerin yazıya dökülemeyeceğini söylüyor, çünkü yazıya dökülürse artık içte yaşanan bir şey değil, her yönüyle incelenen bir şey haline gelir. Bundan dolayı Stendhal’in kendi duygularının bilincinde olup bu duyguları yazıya döküp incelemesinden, onun eleştirel bir tutum içinde olduğunu çıkarabiliriz. Az önce söylediğim üzere felsefi bir açıklama diyorum; çünkü bu bir roman değil. Stendhal, bu eserin herkes tarafından anlaşılamayacağını yazdığı üç ön sözde belirtiyor. Zira çok fazla tepki almış ve aldığı tepkiler üzerine eserini güncelleyip düşüncelerine notlar düşmüş. Yazdığı ön sözlere rağmen bu eseri roman diye tanımlayacak biri olursa, o kişi Stendhal’in “kitabın kapağını başlamadan kapatsın” dediği kişilerdendir. Ayrıca düşüncelere önem vermeyen, hayal dünyasını tatmamış ve her şeye pozitif yaklaşan kişilerin de bu kitabı anlamayacağını söylüyor. Tabii bir de aşkı, bu çılgınlığı
Edebiyat
Aşka DairStendhal · Yapı Kredi Yayınları · 2024311 okunma
Reklam
Aşka Dair
Puan vermedi·312 syf.·
2026 108. kitabı
Stendhal Aşka Dair için yazdığı 1826 tarihli birinci önsözünde bu kitabı herkes için yazmadığından bahsediyor. Adı Henri Beyle olan Stendhal’e göre aşk, eğlenceli bir roman konusundan ziyade insanın içinde yaşadığı karmaşık, zaman zaman da anlaşılması güç bir ruh halinin açık ve bilimsel bir çözümlemesi oluyor. 1834 yılında yazdığı ikinci önsözde de bu tavrını daha da keskinleştiriyor ve aşkı gerçekten yaşamamış, acısını taşımamış, kalbin kırıldığı o derin yeri tanımamış olanların bu kitabı zaten anlayamayacağını belirtiyor. Akabinde eserlerini anlayacak kitle için meşhur olacak bir ifadeyle taçlandırıyor. The Happy Few (Mutlu Azınlık) olarak bir zümre diye bahsediyor. Bu önsözlerle başlayan Aşka Dair kitabında süslü bir duygusallıktan çok insanı düşündüren, dönüştüren, yer yer gururunu kıran ama yine de vazgeçilmez kalan bir iç tecrübe olarak ele alan, okurundan da sadece dikkat değil yaşanmışlık isteyen bir kitap olarak açılıyor. Kitabın ana konu başlıklarını kabaca aşkın tanımı, doğuşu, evreleri, psikolojisi ve toplumlarla olan ilişkisi etrafında topluyor. Stendhal aşkı tek bir duygu gibi ele almıyor, onu farklı biçimleriyle düşünmeye çalışıyor. Aşkın sadece hissedilen bir şey olarak değil kendi içinde ayrılan ve değişen bir ruh hâli olarak belirtiliyor . Aşka Dair’de anlatımı aşkı anlatan denemeler tarzında bir kitap olarak ilerliyor, aşkın nasıl başladığını, nasıl büyüdüğünü, neden acı verdiğini, insanın sevdiği kişiyi neden gözünde büyüttüğünü, umut ve kuşkunun aşkı nasıl beslediğini, toplumsal kuralların bu duyguyu nasıl bozduğunu inceleyen bir üslupla yazıyor. Eser bir deneme, bir psikoloji metni, bazen de insanın kendi kalbini ele veren bir iç çözümleme gibi okunuyor. Stendhal’in aşk anlayışında her şey çoğu zaman bir hayranlıkla başlıyor. Kişi önce
Düşünce
Aşka DairStendhal · Kırmızı Yayınları · 2012311 okunma
Puan vermedi·288 syf.··
2022 9. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 14 Ocak 2022 04:01
Son birkaç gündür sayfaları alıntılarla doldurduğum kitabın sonuna geldim. Kitaba başlarken "aşkın tarihsel bağlamda" ele alınacağı ifadesinden de hareketle rasyonel bir yaklaşım beklemiştim konuya. Fakat umduğumun aksine seyreden kısımlar oldu. Sözlerin pek çoğunun kadınların duygulardan, erkeklerinse mantıktan ibaret olduğu klişesi üzerine temellendirildiği yerler vardı mesela. Ya da aşkın milletlere (?) göre ele alındığı uzunca bir bölüm... Stendhal kitabı seyahat ederek yazdığı için bu güzel bir detay olabilir ama bu kadar stereotipi bir arada görmek de insanı biraz zorlamıyor değil. Süzme mercimek çorbası içerken bile bu kitabı okudum beş gündür. Bitmeyecek gibi geldiği için mi yoksa daha ne var bu kitapta diye heyecanımdan mı, ayırt edemiyorum tam anlamıyla. Yine de yalnızca alıntıladığım kısımlara bile dönüp baktığımda kitabın içselleştirdiğim bazı görüşleri barındırdığını ya da önemli konulara değindiğini görebiliyorum. Bütün olarak değerlendirince keyifli bir okumaydı. Bir sene önce ziyaret ettiğim bir tatil kasabasında aldığım bu kitap uzun zamandır bana kitaplığımdan göz kırpıyordu, okumasam eksik kalırdım diyebilirim. Aşk kadar öznel bir konu üzerine kimin ne kadar konuştuğunu dinlesek de fazla olmaz sanırım.
Aşk ÜzerineStendhal · Ren Kitap · 2020311 okunma
7/10
·254 syf.··
2023 7. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 16 Nisan 2023 17:43
De L’Amour, yazarın yarı felsefi yarı edebi bir dil kullandığı ve duygu dalgalanmalarının yaşandığı bir kitap. Stendhal, bu kitabı hakkında konuşurken her satırında ağlamak için yazmaya ara vermek zorunda kaldığını söylemiştir. Durum böyle olunca da kitaptaki duygu dalgalanmaları anlam kazanıyor. Eserin ilk bölümünde Stendhal, aşkın çeşitlerini ve her çeşidinin ayrı bir dayanağı olduğunu anlatıyor. Sonrasında ise sıra aşkın aşamalarına geliyor. Denemenin son bölümüne geldiğimizde ise Stendhal’in çok sevdiği bu kadına 1818 ile 1821 arasında yazdığı umutsuzlukla dolu 9 mektupla karşılaşıyoruz. Kitabın geneline baktığımızda ise Stendhal’in aşk duygusuna bağımlı olduğunu hatta bu duygudan, verdiği tüm acılara rağmen hiçbir zaman kaçmadığını görebiliyoruz.
Edebiyat
Aşk ÜzerineStendhal · Lotus Yayınevi · 2004311 okunma
Reklam