Aşk Üzerine

Stendhal
Yazar:
Stendhal
Çevirmen:
Ayberk Erkay
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

7/10
·254 syf.··
2023 7. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 16 Nisan 2023 17:43
De L’Amour, yazarın yarı felsefi yarı edebi bir dil kullandığı ve duygu dalgalanmalarının yaşandığı bir kitap. Stendhal, bu kitabı hakkında konuşurken her satırında ağlamak için yazmaya ara vermek zorunda kaldığını söylemiştir. Durum böyle olunca da kitaptaki duygu dalgalanmaları anlam kazanıyor. Eserin ilk bölümünde Stendhal, aşkın çeşitlerini ve her çeşidinin ayrı bir dayanağı olduğunu anlatıyor. Sonrasında ise sıra aşkın aşamalarına geliyor. Denemenin son bölümüne geldiğimizde ise Stendhal’in çok sevdiği bu kadına 1818 ile 1821 arasında yazdığı umutsuzlukla dolu 9 mektupla karşılaşıyoruz. Kitabın geneline baktığımızda ise Stendhal’in aşk duygusuna bağımlı olduğunu hatta bu duygudan, verdiği tüm acılara rağmen hiçbir zaman kaçmadığını görebiliyoruz.
Edebiyat
Aşk ÜzerineStendhal · Lotus Yayınevi · 2004311 okunma
Anlaşılmayanın Anlaşıldığına Dair:
9/10
·260 syf.··
Beğendi
·
2025 94. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 14 Kasım 2025 19:14
Stendhal’in bu eseri, bir kadına beslediği karşılıksız aşkın sonucunda ortaya çıkıyor. Ancak aynı zamanda bu bir toplumsal gözlem, eleştiri ve öz-eleştiridir. Böyle bir eseri yazabilmesi, kendi duygularının bilincinde olduğu anlamına gelir; yani kendisinden uzaklaşıp kendisini eleştirdiği anlamına gelir. Zaten kendisinden başka bir kişiymiş gibi bahsetmesi de eleştirel bir tutum içinde olduğunu gösteriyor. Stendhal, duyguların tözünün açıklanamayacağını söylüyor; yani “aşk”ın nasıl oluştuğunu açıklayamam, ancak ortada aşk varsa, o aşkı felsefi olarak açıklamaya çalışabilirim diyor. Böylelikle deneyimlediği ve gözlemlediği şeyler sonucunda “bu çılgınlığı” açıklamaya çalışıyor. Kitapta şöyle bir cümle geçiyor: “Düşü bir kenara kaydetmek, şimdide öldürmek demektir, çünkü felsefenin yollarında incelemeye başlamış demektir insan düşlediğini…” (s. 55) Stendhal, duyguların ve düşüncelerin yazıya dökülemeyeceğini söylüyor, çünkü yazıya dökülürse artık içte yaşanan bir şey değil, her yönüyle incelenen bir şey haline gelir. Bundan dolayı Stendhal’in kendi duygularının bilincinde olup bu duyguları yazıya döküp incelemesinden, onun eleştirel bir tutum içinde olduğunu çıkarabiliriz. Az önce söylediğim üzere felsefi bir açıklama diyorum; çünkü bu bir roman değil. Stendhal, bu eserin herkes tarafından anlaşılamayacağını yazdığı üç ön sözde belirtiyor. Zira çok fazla tepki almış ve aldığı tepkiler üzerine eserini güncelleyip düşüncelerine notlar düşmüş. Yazdığı ön sözlere rağmen bu eseri roman diye tanımlayacak biri olursa, o kişi Stendhal’in “kitabın kapağını başlamadan kapatsın” dediği kişilerdendir. Ayrıca düşüncelere önem vermeyen, hayal dünyasını tatmamış ve her şeye pozitif yaklaşan kişilerin de bu kitabı anlamayacağını söylüyor. Tabii bir de aşkı, bu çılgınlığı
Edebiyat
Aşka DairStendhal · Yapı Kredi Yayınları · 2024311 okunma
Aşka Dair
Puan vermedi·312 syf.·
2026 108. kitabı
Stendhal Aşka DairAşka Dair için yazdığı 1826 tarihli birinci önsözünde bu kitabı herkes için yazmadığından bahsediyor. Adı Henri Beyle olan Stendhal’e göre aşk, eğlenceli bir roman konusundan ziyade insanın içinde yaşadığı karmaşık, zaman zaman da anlaşılması güç bir ruh halinin açık ve bilimsel bir çözümlemesi oluyor. 1834 yılında yazdığı ikinci önsözde de bu tavrını daha da keskinleştiriyor ve aşkı gerçekten yaşamamış, acısını taşımamış, kalbin kırıldığı o derin yeri tanımamış olanların bu kitabı zaten anlayamayacağını belirtiyor. Akabinde eserlerini anlayacak kitle için meşhur olacak bir ifadeyle taçlandırıyor. The Happy Few (Mutlu Azınlık) olarak bir zümre diye bahsediyor. Bu önsözlerle başlayan Aşka DairAşka Dair kitabında süslü bir duygusallıktan çok insanı düşündüren, dönüştüren, yer yer gururunu kıran ama yine de vazgeçilmez kalan bir iç tecrübe olarak ele alan, okurundan da sadece dikkat değil yaşanmışlık isteyen bir kitap olarak açılıyor. Kitabın ana konu başlıklarını kabaca aşkın tanımı, doğuşu, evreleri, psikolojisi ve toplumlarla olan ilişkisi etrafında topluyor. Stendhal aşkı tek bir duygu gibi ele almıyor, onu farklı biçimleriyle düşünmeye çalışıyor. Aşkın sadece hissedilen bir şey olarak değil kendi içinde ayrılan ve değişen bir ruh hâli olarak belirtiliyor . Aşka Dair’de anlatımı aşkı anlatan denemeler tarzında bir kitap olarak ilerliyor, aşkın nasıl başladığını, nasıl büyüdüğünü, neden acı verdiğini, insanın sevdiği kişiyi neden gözünde büyüttüğünü, umut ve kuşkunun aşkı nasıl beslediğini, toplumsal kuralların bu duyguyu nasıl bozduğunu inceleyen bir üslupla yazıyor. Eser bir deneme, bir psikoloji metni, bazen de insanın kendi kalbini ele veren bir iç çözümleme gibi okunuyor. Stendhal’in aşk anlayışında her şey çoğu zaman bir hayranlıkla başlıyor. Kişi önce
Düşünce
Aşka DairStendhal · Kırmızı Yayınları · 2012311 okunma
Puan vermedi·214 syf.··
2024 17. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 22 Ağustos 2024 11:50
Öncelikle okuduğunuz her satır için kime göre neye göre diyip okumaya öyle devam etmeniz gerekebilir … Yazar aşk üzerine, cesaret üzerine, sadakat üzerine, aldatma üzerine kısacası aşka dair ne varsa onun üzerine bir şeyler yazmış. Bu yazılanlar yaşanmışlıklar mı yoksa tespitler mi bilemedim. Aşka dair bir şeyler yazıyorsanız; bu konuda allame-i cihan da olsanız eleştirileceksinizdir. Bu bağlamda yazarın özellikle kadınlarla ilgili söylemleri ya da tespitleri çok uçlarda. Bazı yerlerde rahatsız edecek düzeyde hatta. Kitabı okuyup aşk hayatıma şöyle bir şekil vereyim demeyeceksiniz sıkıntı yok, okuyun. Aksi olacaksa yandınız şimdiden söyleyeyim:) Keyifli okumalar.
Aşk
Aşk ÜzerineStendhal · Mor Yayınları · 1998311 okunma
Puan vermedi·288 syf.··
2022 9. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 14 Ocak 2022 04:01
Son birkaç gündür sayfaları alıntılarla doldurduğum kitabın sonuna geldim. Kitaba başlarken "aşkın tarihsel bağlamda" ele alınacağı ifadesinden de hareketle rasyonel bir yaklaşım beklemiştim konuya. Fakat umduğumun aksine seyreden kısımlar oldu. Sözlerin pek çoğunun kadınların duygulardan, erkeklerinse mantıktan ibaret olduğu klişesi üzerine temellendirildiği yerler vardı mesela. Ya da aşkın milletlere (?) göre ele alındığı uzunca bir bölüm... Stendhal kitabı seyahat ederek yazdığı için bu güzel bir detay olabilir ama bu kadar stereotipi bir arada görmek de insanı biraz zorlamıyor değil. Süzme mercimek çorbası içerken bile bu kitabı okudum beş gündür. Bitmeyecek gibi geldiği için mi yoksa daha ne var bu kitapta diye heyecanımdan mı, ayırt edemiyorum tam anlamıyla. Yine de yalnızca alıntıladığım kısımlara bile dönüp baktığımda kitabın içselleştirdiğim bazı görüşleri barındırdığını ya da önemli konulara değindiğini görebiliyorum. Bütün olarak değerlendirince keyifli bir okumaydı. Bir sene önce ziyaret ettiğim bir tatil kasabasında aldığım bu kitap uzun zamandır bana kitaplığımdan göz kırpıyordu, okumasam eksik kalırdım diyebilirim. Aşk kadar öznel bir konu üzerine kimin ne kadar konuştuğunu dinlesek de fazla olmaz sanırım.
Aşk ÜzerineStendhal · Ren Kitap · 2020311 okunma
Puan vermedi·253 syf.··
2021 6. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 11 Ocak 2021 21:54
Ben şimdi ne okudum!!! Realistliğinden bu eseri sayesinde artık hiç şüphe etmeyeceğim sevgili Stendhal, olmamış tatlım bu. Seni kim ikna etti bilmiyorum, hiç mi arkadaşlarına falan okutmadın bastırmadan, diye kendi kendinize tribe girebileceğiniz bir eser. Hatta zaman zaman ba ba ba ba laflara bak sen dedirten.. Yani siz elbette sevebilir, hatta bayılabilirsiniz. Fakat kek tarifi verir gibi aşk tespiti mi yapılır? Esere kristalleşme gibi etkileyici bi benzetme ve betimleme ile giriş yapılmış. İnsanı okumaya ikna eden kısım belki de bu kısım, ay hadi şans vereyim galiba güzel bi şey falan derken, bi anda ne okuyorum, Stendhal sana daha fazla ne kadar sinirlenebilirim, diye okumaya devam ederken kendinizi bulacaksınız. Eserde güya aşka dair beynelmilel açıklamalar yapılmış, bunlardan bazıları yazarın kendi deneyimleri imiş. Eeee Şerife ne diyosun diyeceksiniz? İnanın aynı soruyu ben de kendime sormaktayım. Ne diyorum? Beynelmilel dedim, hemen açıklayayım: yazarımız neredeyse her milletin, -bunu zaman zaman ülkelere kadar indirgemiş üstelik- aşka dair, kadınlara dair, erkeklere dair tespitlerini dile getirmiş. İşte Fransız kadınları şöyle ahlaksızken, böyle sadık değilken, İtalya' da durum tam tersidir, Mağripli erkekler şöyle aldatmaz, falanca arkadaşımın sevgilisi böyle davranmış, karısı şunu yapmış, ingilizler tiyatroda böyle flörtleşmişler, sokakta şöyle yürümüşler şeklinde adeta dedikodu havasında devam eden bir kitap. Hemen örnekler yazayım. "Dürüst bir erkek kadının adını söylemez." "1100 yılından 1328 yılına kadar Provence'de aşk yalın görünümlüydü." "Gerçek aşkın anavatanını bedevi çadırlarının altında aramalıyız." gibi gibi inanın kitap böyle cümlelerle dolu. Bunları görünce Nasrettin hocanın nereden biliyorsun saydın mı? şeklindeki fıkrası aklıma geldi.
AşkStendhal · Oda Yayınları · 2009311 okunma
7/10
·312 syf.··
Beğendi
·
2021 840. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 02 Kasım 2021 20:32
Bu tarz kitapları kim yazarsa yazsın, beğenemeyiz. Neden? Aşkı anlatmak mümkün mü? Yani herkesin kendine göre bu konuda bir tanımlaması olduğu kanaatindeyim. Kimi aşkı bir insanda bulurken, kimi bir eşyada kimileriyse parada buluyor. İnsani ilişkilerin kast edildiği bu romanı neden beğenmeyip, olmamış diyeceğiz peki? İşte bu sorunun önemi çok büyük. Mesela son zamanlarda bu gözüme batmaya başladı. İşte telefonunu cüzdanını kadına bırakırsan seviyorum demeye gerek yokmuş, lahmacun yemek büyük aşkmış, lahmacun yemeye giderseniz seviyorum demeye gerek yokmuş gibi saçma örneklerle devam eden bir seri... Yahu belki karşınızdaki insan sevildiğinden çok emin olsa da o iki kelimeyi, “seni seviyorum” şeklinde duymak istiyor? Bunu bu kadar indirgemek saçma yani bilmiyorum. Ya da benim dediğim saçmadır sevgi de neymiş. Herkes farklı perspektiften bakıyor. Ki bakınız daha biz kendi ülkemizden örneklerin dışına çıkamayarak bir kalıba koyamazken yazarın bunu farklı milletlere indirgeyerek bir isimlendirme çalışması yapması başlı başına yanlış. Tabi ne zaman kaleme aldığını bilmiyorum. Belki o dönem çok revaçtaydı ve para kazanmak için yazdı, olabilir. Ha beğendiğim noktalar yok mu? Mezar taşına kadar araştırdım yazarı ve üstten alta kelimeler halinde şu yazı vardı: Scrisse, Amo, Visse. Yazdı, sevdi, yaşadı. Gerek sevdiği kadınlara gerekse aşık olduğu kadınlarla asla beraber olamamış, sevgisi hiç karşılık bulmamış. Buna çok üzüldüm. Hayata bir kere gelip de o hayatın anlamını bulduğunuz insanın sizi umursamaması kadar kötü, duygusal olarak insanı bitiren çok az unsur vardır diye düşünürüm. He, şu olabilir mi? Bizde bazı şehirler bazı konularda niyeyse daha önde. Yani sıkça gördüğüm İzmir var. Manita İzmir Kazandı gibi paylaşımlar görüyorum. İlişkiniz bitmiş geçmiş olsun gibi
Aşka DairStendhal · Kırmızı Yayınları · 2012311 okunma
Aşka Dair
Puan vermedi·312 syf.··
2021 98. kitabı
Stendhal'ın aşkı anlatma çabası ile yazdığı kitap. Aşkın evrelerini, aşkın türlerini adeta aşkı bir evrensel ve herkes için geçerli bir süreç olarak izah etmeye çalışan bir kitap, özellikle kristalleşme kavramı çerçevesinde aşık olduğumuz insanı mükelleştirme olgusu üzerinde durmuş. Aşk herkes için özel bir durum, etrafınızda gördüğünüz ya da kendi kişisel deneyimlerinizle aşk üzerine herkes için geçerli olduğunu iddia ettiğimiz teoriler ileri sürecemeyeceğimizi düşünüyorum. Yazar zaten kitabın anlaşılmazlığı üzerine düzeltmeler ve yeni yeni önsözler yazıp durmuş. Olmamış maalesef... Aşk bir matematik teorisi değildir formüllerle ve kurallarla kurallarla açıklanabilecek...
Edebiyat
Aşka DairStendhal · Kırmızı Yayınları · 2012311 okunma

Yazar Hakkında

StendhalYazar · 30 kitap
Daha çok mahlası Stendhal ile bilinen Fransız Realist yazar. Marie-Henri Beyle (23 Ocak 1783, Grenoble – 23 Mart 1842, Paris), daha çok mahlası Stendhal ile bilinen Fransız Realist yazar. Marie-Henri Beyle, Grenoble'da 23 Ocak 1783 tarihinde burjuva bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Babası avukat Cherubin Beyle, annesi Hanriette Gagnon'dur. Çok sevdiği annesi 1790 yılında, Stendhal henüz yedi yaşındayken öldü. Stendhal, disiplinli ve muhafazakar kimseler olan teyzesinin babasının etkisi altında büyüdü. 1796'da Grenoble'da bir okula girdiyse de, 30 Ekim 1799'da askeri okulun giriş sınavına katılmak için Paris'teki, kuzeninin de çalışıyor olduğu Savaş Bakanlığı'na gitti. Ertesi yıl ağır süvari birliğinde teğmen olarak İtalya'ya gitti. Bu seyahati sırasında Dimenico Cimarosa ve Gioachino Rossini'nin müziğini ve Vittorio Alfieri'nin eserlerini tanıması için bir fırsat oldu. 1801'de ise Napolyon Bonapart'ın ordusunda görev alarak İtalya seferine çıktı. Bu sefer sırasında bir komutanın asistanı olarak Brescia'da üç ay kaldı ve bu sırada soylu ailelerin evlerinde bulundu; ki bu sürenin onun hayatında ne kadar önemli bir yer tuttuğu, sonradan yayınlanan günlüklerinden anlaşılmaktadır. Yine bu zamanlarda yerel dergilerin yazarlarıyla tanışıp Romantik edebiyatı öğrendi. 1802'de bu bölgeden ayrılarak Almanya, Avusturya ve Rusya'da bazı askeri görevlerde bulundu, ama asla savaşa katılmadı. Aynı yıl, hayatı boyunca aşık olduğu onlarca kadından ilki olan Madame Rebuffel'in peşinden Marsilya'ya gitti. Orada ticarete atıldıysa da başarısız oldu. Bu ve bunu takip eden olayların ve yılların, Kırmızı ve Siyah romanının baş karakteri Julien Sorel'in karakterinin detaylarının çizilmesine büyük katkı sağladığı düşünülmektedir. 1812'de Napolyon ile birlikte Rus seferine katıldı ve Moskova'nın baştan sonra yanışına şahit oldu. Napolyon'un büyük ordusundan sağ kalmayı başaran az sayıdaki askerden olan Stendhal, notlarının önemli bir kısmını, ordu Rusya'dan geri çekilirken kaybetti. Ayrıca o zamana kadar yüzlerce takma isim kullanan yazar, Stendhal ismini bu sıralarda seçmiştir. 1814'te Napolyon'un düşüşünden sonra Milano'ya yerleşmiş ve burada da Angéla Pietragrua'ya aşık olmuştur. Ertesi yıl Parma'yı ziyaret etmiş ve bu seyahati, üçüncü romanı olan Parma Manastırı'na ilham kaynağı olmuştur. 1817'de ise İtalya'daki izlenimlerini anlatan ve İtalya'ya olan hayranlığının simgesine dönüşen Roma, Napoli ve Floransa kitabını yazmıştır. 1818'de Napolyon'un Hayatı'nı yazmaya başlamıştır. Bu sırada da mutsuz bir aşk yaşayacağı Mathilde Dembowski ile tanışmıştır. 1821'de ise yasadışı bir İtalyan örgütüne üye olduğu suçlamasıyla Milano'dan uzaklaştırılmıştır. Stendhal bunun üzerine Batı Avrupa'yı dolaşmaya başlamıştır. Bu yolculuklar sırasındaki tecrübeleri, düşünceleri ve hisler, sonradan yazacağı romanların ana şeklini oluşturmuştur. 1827'de ilk roman Armance'ı, üç yıl sonra da Kırmızı ve Siyah'ı yazmıştır. 1831'de ise Trieste'ye giderek bir süre konsolosluk yapmıştır. 1839'da Parma Manastırı'nı yazmayı bitirdikten sonra, gençliğinde yaptığı İtalya seyahatlerinden birinde kaptığı frengi hastalığı etkilerini göstermeye başlamıştır. 1841'de geçici bir felce uğramış, daha sonradan da birçok benzer sıkıntılar yaşamıştır. Ve Paris sokaklarında yürürken bayılıp kaldırım kenarına yığılmasından birkaç saat sonra, 1842 yılının 22 Mart'ı 23 Mart'a bağlayan gecesinde vefat etmiştir. Mezarı Montmarte Mezarlığı'ndadır.