Aşk-ı A-lâ

Şems-i Tebrizî
Tahmini Okuma Süresi:
9 sa. 4 dk.
Sayfa Sayısı:
320
Basım Tarihi:
Nisan 2012
Yayınevi:
Dokuz Yayınları
ISBN:
9786054309337
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

8/10
·320 syf.··
2024 55. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2024 18:53
Mevlana ve Şems'in tanışmasına, yol arkadaşlıklarına ve aralarındaki muhabbete kısmı şahit tutulduğumuz bir yolculuk gibiydi..Tasavvuf şairi ve İslam alimi Mevlana’nın öğretileri tüm dünyada hem mistik düşünce hem de edebiyatta büyük etki yarattı. Anlatılan hikayelere göre, İslam aleminde daima çok sevilen Mevlâna, maneviyatın derinliklerini birlikte keşfettiği hocası Şems-i Tebrizi’yi kaybedince çok üzüldü. Bu kayıp onun gönül dünyasında büyük değişikliklere neden oldu.. .."Şu dünyadaki çatışma, önyargı ve husumetlerin çoğu dilden kaynaklanır. Sen sen ol kelimelere fazla takılma. Aşk diyarında dil zaten hükmünü yitirir. Aşık dilsiz olur." Şems-i Tebrizi
Aşk-ı A-lâŞems-i Tebrizî · Dokuz Yayınları · 2012452 okunma
Puan vermedi·320 syf.·
2025 98. kitabı
Aşk-ı Âlâ’yı okurken kendimi bir dervişin dizinin dibinde oturuyormuş gibi hissettim. Hiç acele ettirmeyen bir kitap… Bazen bir cümleye takıldım durdum. Sanki Şems sadece o yüzyılda değil, şimdi de konuşuyor, kalbimin içini görüyor gibi. Aşkı öyle derin ama öyle sade anlatmış ki… Ne süslü ne zor, tam kalpten. Bazen sustum, bazen gözüm doldu. En çok da içime döndüm. Herkesin bir kere olsun okuması gereken bir kitap bence. Hani bazı kitaplar var ya, seni biraz daha sen yapar… İşte öyle bir şey. Ölen Sevgilimin Şiir Defteri
Duygu ve Düşünce
Aşk-ı A-lâŞems-i Tebrizî · Dokuz Yayınları · 2012452 okunma
1/10
·320 syf.··
2018 25. kitabı
2014’te alıp okumaya başlamışım ama sonra giriş kısmına ‘’yanlış kaynaklarla yazılmış faydasız’’ bir kitap olarak not alıp yarıda bırakmışım.. Son dönemde popüler oldu bu tarz gerçekten uzak islami kitaplar. Giriş yada arka kapak yazılarına baktığınızda aklınızda kitap ile ilgili oluşan fikir islami bir kitap olsada içeriğinin alakası yok.
Din
Aşk-ı A-lâŞems-i Tebrizî · Dokuz Yayınları · 2012452 okunma
10/10
·352 syf.··
2025 60. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 20 Nisan 2025 13:10
Herkese selamlar, Bugün şems-i Tebrizi'nin Aşk-ı Âlâ adlı eseri ile karşınızdayım. Eserde Mevlânâ Celaleddin Rumi ile Şems-i Tebrizinin hoş sohbetiyle hasbihal olduk. O kadar sürükleyiciydi ki kitap bitmesin istedim. Her bölümü ayrı güzeldi. En çok etkilendiğim, gözlerimin dolduğu sahnelerde biri de Şems-i Tebrizinin ölüm sahnesi oldu. Olay şöyle gelişti; Mevlânâ ile şemsimiz sohbet ederlerken dışarıdan birinin şemsi çağırdığı haberi kendisini aktarıldığı esnada "Beni öldürmek için çağırıyorlar"dedikten sonra dışarı çıktığı esnada bir Allah sesi işitilmiş olup Mevlânâ gittiğinde yerde kan lekelerin olduğunu ve şemsin orda olmadığı görüp oğlu Sultan Veled'i uyandırıp kontrol etmesini istemiş ama cesetten bir iz bulamamış. Bu kişilerin arasında mevlânâ'ın oğlu olan Alâeddin de varmış. Günler sonra Sultan Veled'in rüyasına cesedin yeri haber veriliyor. Rüyasında cesedin bir kuyuda olduğu ve hiçbir zarar görmediğini görüyor. Diğer günün sabahında hazırlanıp o kuyunun oraya gidiyor ve cesedi rüyasında gördüğü gibi kuyuda buluyor. Ve cesede hiçbir şekilde zarar gelmediğini görüyor. Bu ölümden sonra mevlânamız yıkılıyor tabii. Her bölümünde güzel kıssalara yer verilmiştir. Altını çize çize okuduğum bir eser oldu. Bu arada sevdiğim bir kişi tarafından tavsiye edildi. Kendisine de çok teşekkür ediyorum ayrıca. Mutlaka alıp okumalısınız. Lâkin ben beğendim umarım sizlerde beğenirsiniz. Şimdiden kâm dolu okumalar
Aşk-ı ÂlâŞems-i Tebrizî · Dokuz Yayınları · 2021452 okunma
Çok sıkıldım
Puan vermedi·352 syf.··
2022 6. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 30 Ocak 2022 19:34
Kitaba çok istekli başladım. Görünüşü ve arka kapağı çok ilgi çekiciydi. Kitapta Mevlana ve Şems-i Tebrizi'nin hayatlarına ve tanışmalarına yönelik hikaye tarzı bir anlatım olduğunu düşünerek başlamıştım. İlk birkaç sayfa o şekilde ilerledi fakat bu kısım, Mevlana ve Şemsin hayatları kısa sürede sona erdi. Daha kitabın başında ikisi de öldüyse kitapta ne var diye merak ederken geri kalan oldukça büyük kısmında Mevlana ve Şemsten alıntılar olduğunu gördüm. Kitabı sırf yarım bırakmamak için bitirdim. Alıntılar birbiri ile alakasız konulardaydı. Hiç bir bütünlük yoktu. Mevlana'nın ve Şemsin en beğenilen alıntıları gibi bir şeydi sanırım. Kitabı bu gözle okumak isterseniz belki istekli okunabilir. Güzel bir özet geçilmiş. Onun dışında kitabı tavsiye edemiyorum.
Hayat ve İnsan
Aşk-ı ÂlâŞems-i Tebrizî · Dokuz Yayınları · 2021452 okunma
7/10
·352 syf.··
2023 12. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 27 Temmuz 2023 19:12
Tasavvufa ilgi duyanlarda hayranlık uyandırabilecek türde bir kitap. Başlıklar merak uyandırıcı şekilde yazılmış, ancak bazı başlıkların altındaki içerik biraz bundan bağımsız kalmış; derleyen kişinin bu konuda bir miktar başarısız olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle kitabı okuduğum süre içerisinde anlam kopukluğu nedeniyle defaatle okuduğum satırlar, mânâyı idrak etmek için kendimi zorladığım anlar oldu. Yine de içerisinde çok beğendiğim, üzerinde tefekkür ettiğim cümleler, alıntılar oldu ve kitaptan alabileceğim manevî dersleri alarak kapağını kapattım. Mevlana ve Şems'in tanışmasına, yol arkadaşlıklarına ve aralarındaki muhabbete kısmi şahit tutulduğumuz bir yolculuk gibiydi, "sabırla okunduğu takdirde" tasavvuf ilgililerinin kitaplığına eklenebilir bir kitap olacağını düşünüyorum.
Aşk-ı ÂlâŞems-i Tebrizî · Dokuz Yayınları · 2021452 okunma
Aşk-ı Âlâ
Puan vermedi·352 syf.··
2025 9. kitabı
Kitabı, tasavvufa olan ilgim sayesinde büyük bir hevesle okumaya başladım. Açıkçası kitap tasarımı da beni etkiledi (Kitabı kapağına göre yargılamış da olabilirim :)). Başlangıç kısmı olay örgüsünü çok güzel aktarıyor, insanı hemen içine çekiyor. Devamında Mevlana ve Şems’ten yapılan alıntılarla da derinleşiyor. İlk başlarda anlayarak ve keyifle ilerlerken, kitabın sonlarına doğru metni kavramakta zorlanmaya başladım. Bu durum okuma hızımı düşürdü. Bence içerik olarak gerçekten güzel ve kıymetli bir kitap fakat dili ve anlatımı benim kolayca anlamlandırabileceğimden daha edebiydi.
Aşk-ı ÂlâŞems-i Tebrizî · Dokuz Yayınları · 2021452 okunma
Puan vermedi·352 syf.·
2022 11. kitabı
Eğer hâlâ kızıyorsan, kendin ile olan kavgan bitmemiş demektir. Eğer hâlâ kırılıyorsan, gönül evinin tuğlaları pekişmemiş demektir. Eğer hâlâ kınıyorsan, düşüncelerin yeterince berraklaşmamış demektir. Eğer hâlâ karşılıksız sevmiyor ve sevgin de ayrım yapıyorsan, hâlâ akıl ve mantığını kullanıyor, içindeki sevginin yoğunlaşmasına engel oluyorsun demektir. Eğer hâlâ 'BEN' demekten vazgeçmiyorsan, dizginlerin hâlâ nefsinin elinde ve sen de bu esarete boyun eğiyorsun demektir. Eğer hâlâ musibetlere yana yana üzülüyorsan, gerçeği bilmiyorsun demektir. Ve eğer hâlâ, 'ŞİKAYET' ediyorsan, hakikati göremiyorsun demektir!... RABB'İM hakikati gören kullarından, eylesin inşaALLAH..
Aşk-ı ÂlâŞems-i Tebrizî · Dokuz Yayınları · 2021452 okunma
ÂŞK-I ÂLÂ.
10/10
·352 syf.··
Beğendi
·
2023 22. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 21 Ağustos 2023 03:25
Makamımız aşk,usulumüz edeptir bizim...! Kapımıza değil, gönlümüze vuran buyursun... Mevlana yi Mevlana yapan gönül ehli Aşkın adı Tebrizli Şemsten Âşkı Âlâ aşkın tarifi. Sizde kendinizden geçeceksiniz yolculuğa çıkacaksınız gönül yolculuğuna... Dünyanın çilehane olduğunu göreceksiniz. Aşkla sevgiyle görmeyi anlamak dileğiyle.
Aşk
Aşk-ı ÂlâŞems-i Tebrizî · Dokuz Yayınları · 2021452 okunma
Puan vermedi·352 syf.··
2023 118. kitabı
Tasavvuf konusunun aşk girizgahında söyleyecek çok şeyi olan büyük sufinin bilgeliği... Roman gibi değilde üzerinde tefekkür edilerek okunması gereken bir eser tasavvuf severlere hitap eden nadide bir kitap
Aşk-ı ÂlâŞems-i Tebrizî · Dokuz Yayınları · 2021452 okunma

Yazar Hakkında

Şems-i TebrizîYazar · 14 kitap
Şems-i Tebrizî ya da Şems ed-Dîn Muhammad (Farsi: شمس تبریزی) (d: 1185 - ö:1248), İslam alimi ve mutasavvıf. Mevlânâ Celâleddîn Rûmî'nin gönül dünyasında büyük değişikliklere sebep olan ve Mevlânâ tarafından yazılan ilâhî aşk şiirlerinden oluşan "Dîvân-ı Şems-î Tebrîzî" adındaki nazım eser sayesinde tanınan çok kuvvetli bir din âlimidir. Kimliği Şems-i Tebrizi künyesinden de anlaşılacağı üzere, günümüzde İran'ın Doğu Azerbaycan Eyaleti’nin yönetim merkezi olan Tebriz şehrinde m. 1185 yılında. Melik Dad oğlu Ali adında bir zatın oğludur ve Şemseddin yani dinin güneşi lâkabıyla anılmıştır. Daha küçük yaşlarda, mânevî ilimleri tahsilde gösterdiği kabiliyetle dikkat çeken Şems, din ilimleri tahsilden sonra, genç yaşlarında Tebrizli Ebubekir Sellaf'a mürid olmuş, ününü duyduğu bütün meşhur şeyhlerden feyz almaya çalışmış ve bu sebeple diyar diyar dolaşmıştır. Bu gezginliğinden dolayı kendisine "Şemseddin Perende" (uçan Şemseddin) denilmiş, ayrıca Tebriz’de tarikat pîrleri ve hakikat arifleri ona "Kâmil-i Tebrizî" adını vermişlerdir. Hayâtı ve şâhsiyeti Daha sonraları Sacaslı Şeyh Rukneddin, Tebrizli Selahaddin Mahmut ile mutasavvıf Necmüddin Kübra’nın halifelerinden Centli Baba Kemal’e intisap ederek onlardan feyz almıştır. Muhammed’in ahlakını örnek alan Şemseddin-i Tebrizî, devamlı bir arayış içerisinde olmuş, manevî bir işaret üzerine de Mevlânâ Celâleddîn Rûmî’yi arayıp bulmuştur. Dünyaya, kılık ve kıyafete önem vermeyen Şems, Mevlânâ ile üç-üçbuçuk yıl süren beraberliği neticesinde onun hayatında yeni ufukların açılmasına vesile olmuş, onu ilahî aşkın potasında eriterek, kâmil bir Hak aşığı yapmaya muvaffak olmuştur. Şems-i Tebrizî Şam’a döndüğünde, Mevlânâ Celâleddîn Rûmî için onun yokluğu dayanılmazdır. Şems’in varlığını kabullenememiş kimseler, Mevlânâ’ya ileri geri laflar etmişlerdir. Celâleddîn Rûmî’nin bu kimselerden birine verdiği cevap şöyledir: "Onun ışığı vurmazdan önce ölü bir nakıştım sadece taş duvarlarınızda. O, elindeki yay ile vurmazdan önce tellerime; hep aynı nameyi çalıp söyleyen, kendi sesine yabancı bir kuru rebaptım. Ben onun avucunda bağlar, bahçeler ağaçlar görür; deryalar gibi geniş, deryalar kadar berrak sular görürüm. Onun avucunda çıkan ağaçların gölgesinde dinlenirim. Lâkin siz bunların hiçbirini göremezsiniz." Bir süre sonra Şems, Mevlânâ Celâleddîn Rûmî’in oğlu Sultan Veled’in çağrısı üzere Konya’ya geri gelir. Mevlânâ bir daha şehirden ayrılmasın diye, onu bir kızla evlenmeye iknâ eder; bu kız Celâleddîn Rûmî’nin evinde evlâtlık olan Kimyâ Hâtun’dur. Kimya Hatun’a gizliden aşık olan, Mevlânâ’nın küçük oğlu Âlâeddin, bu durumu hazmedemez ve Şems aleyhtarlarının yanında yer almaya başlar. Ölümü hakkındaki rivâyetler Şems hicri 645, miladi 1247 tarihinde Mevlânâ'da meydana gelen büyük değişikliği hazmedemeyenler tarafından mı öldürüldü, yoksa geldiği gibi kimseye haber vermeden Konya’yı terk mi ettiği bilinmemektedir. Bu gün Konya’da Şems makamı olarak bilinen, halk ve bilhassa Mevlevîlerce türbesinden önce ziyaret edilen bu mescit-türbe de mevcut sanduka, boş bir sanduka mı, yoksa Mehmet Önder Bey'in bir hatırasında anlatıldığı gibi, Şems gerçekten burada mı gömülüdür, bu da bilinmez. Lâkin bu konuda en kuvvetli tezlerden birisi Sipehsalar'a veya eflakiye göre şöyledir: Şems-i Tebrizî'nin dedesi Haşhaşiler tarikâtında mürittir. Daha sonra tarikâttan aile kurmak üzere ayrılmak ister ve ayrılır. Ailesini kurar ama tarikat yönetimi değişir ve torun Şems'in tarikâta bağışlanmasını ister. Dedesi de vermek istemez. Zaten Şems eğitim için Şam'a gider ve Şems'i takip bu aşamada başlar. İlk önce bulurlar lakin kaybederler Şems'i ama Şems Mevlânâ'dan ayrılıp Şam'a gittiği vakit tarikattan bir mürit Şems'i fark eder çünkü Şems Şam sokaklarında yine bir dervişi tâbir yerindeyse rezil etmiştir. Bunun üzerine Şems'i takip Konya'ya kadar sürer ve daha sonra Şems bir dergâha çağrılır, tam yedi derviş gelmiştir Şems'i öldürmek üzere, Şems Celâleddîn Rûmî'dan ayrılmak üzere izin ister ve tam da bir vedalaşma hissi vermeden kendi eliyle ölüme gitmiştir. Hatta ölüme giderken "Rabbim şu kuyu mezarım olsun" diye dua etmiştir. Dergâha gittiği zaman yedi derviş onu beklemektedir artık.O her bir dervişle odalarda ayrı ayrı görüşerek hepsini konuşmalarıyla bayıltmıştır. En son derviş en iri cüsseli ve bilgili olandır. Şems dervişlerden namaz kılarken öldürülmesini istemiştir. Ve namaz kılarken zammı sure olarak Şems suresini okumuştur. Ayrıca İslam aleminde Osman'dan sonra gece kılınan ikinci cenaze namazı Şems hazretlerine aittir. Şems hazretleri Mevlânâ'ya bir mendil gönderir ölmeden önce mendilde şu yazmaktadır: "Ölümümün gözlerinin önünde olmasını isterdim gör bakalım aşk için ölmek ne demekmiş", yazmıştır. Mevlânâ'da bayılmıştır. Ayrıca Şems'in Konya dan ayrılıp kaybolması zayıf ihtimaldir çünkü yüce Allah ona rüyasında kendisine istediğinin verilmesi karşısında ne verebileceğini sormuş Şems de: "Canlara kanlara boyanacak başımı" diyerek aşk yolunda başını vermiştir. Şems-i Tebrizî Camii ve Türbesi Niğde’deki Kesikbaş Türbesi de Şems’e izafe edilir. Bunlardan ayrı olarak Tebriz şehrinde "Geçil" denilen mezarlıkta, aynı bölgede Hoy’da, Pakistan’ın Multon şehrinde Şems türbeleri veya makamları vardır. Bunlar çeşitli rivayetlerle süslenmiştir. Pakistanlıların söylediklerine göre de Şems, Konya'dan bir gece yarısı gizlice ayrılmış, Hoy şehrine hareket etmiş ve orada yerleşmiştir. Rivayete göre Şems-i Tebrizi Hoy’da vefat eder ve orada gömülür. Mezarı, Unesco Dünya Kültür Mirası'na aday gösterilir. Bir rivayete göre, Mevlânâ Celâleddîn Rûmî’nin küçük oğlu Âlâeddin de, Şems'i öldürenler arasındadır. Şems’in Konya'daki türbesi küçük, mütevazı, adeta saklanmış bir yerdir. Mevlânâ’nın o ihtişamlı türbesinin yanında -ki Mevlânâ -"En güzel türbe gökkubedir" der- sadedir.