Avrupa'da Cinsellik (Bir Yirminci Yüzyıl Tarihi)

·
Okunma
·
Beğeni
·
490
Gösterim
Adı:
Avrupa'da Cinsellik
Alt başlık:
Bir Yirminci Yüzyıl Tarihi
Baskı tarihi:
Eylül 2014
Sayfa sayısı:
232
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050922561
Çeviri:
Zeynep Yılmaz
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
Kalın perdelerle gizlenmiş sır dolu yatak odalarının içinden çekip çıkardığı cinselliğin izini, yirminci yüzyıl Avrupası'nın savaş meydanlarında, toplama kamplarında, ucuz kabarelerde, mahremiyeti unutmuş genelevlerde sürüyor Dagmar Herzog.

Eşcinsellik, heteroseksüellik, fahişelik, tecavüz, kadın bedeninin ve doğurganlığının denetlenmesi konusunda gösterilen ısrar, kanunlar, cezalar, işkenceler… Herzog, cinsel olanın aynı zamanda politik olduğuna ilişkin kanıtları bir bir sıralarken, cinselliğin zevkle olduğu kadar acıyla ve utançla da yoğrulmuş tarihini sunuyor okurlarına.
(Tanıtım Bülteninden)
232 syf.
Cinselliğin gelişimi, 1900-2010 yıllarını kapsayan bir dönem beş bölüme ayrılarak incelenmiş. Bu sayede evreler arasındaki geçişleri daha net görebiliyorsunuz.
Örneğin, I. Dünya Savaşı öncesi dönemde devletlerin cinsellik üzerine yürüttüğü politikalar, cinselliğin bu dönemde nasıl algılandığı, evliliklerde cinselliğe bakış açısına değinmiş.
Genel hatlarıyla da; Kiliselerin doğum kontrol yöntemlerine, kürtaja ve cinselliğe karşı yaklaşımları, bu yaklaşımların toplum ve devlet politikaları üzerindeki etkisi ve Dünya Savaşları’ndan sonraki dönemde Kilise’nin cinselliğe karşı duruşu mercek altına alınmış.
Nazi Almanyası’nda yaşanan toplu katliamlara ek olarak gerek toplama kamplarında bulunan insanlara gerekse dışardaki eşcinsellere yapılan cinsel tacizler, cinsel aşağılamalar ve zaman içinde Nazizmin cinselliğe karşı duruşundaki değişime yer verilmiş.
Günümüzde ise cinselliğe yüklenen yeni anlamlar, cinsellik üzerinden yürütülen devlet politikaları anlatılmış.
Kitapta beni en çok etkileyen kısımlardan biri şüphesiz ki Nazi Dönemi Almanyası’nda yaşananlar, devletlerin ve kutsal kabul edilen mercilerin doğum kontrol yöntemleri ve kürtaja karşı yaklaşımlarının altında yatan nedenler oldu.
Brückner ve Finkielkraut aile içi şiddetin “Hiçbir şekilde vahşi, kontrol edilemez bir ilkel güdüden kaynaklanmayıp daha çok mülkiyet sahibinin köleliğin ortadan kalkıyor olduğunu fark ettiğindeki tepkisidir. Şiddete, sadece artık kendilerinin olmayan gücü özleyenler tarafından müracaat edilir.“
"Eğer ekonimik bağımsızlıklarını tekrar elde edebilirlerse" diyordu Schirmacher, "kadınların doğal ve eski çokeşlilik dürtüleri yeniden uyanacaktır.
Fahişelik-"Doğrudan insan doğasından,onun fizyolojik ihtiyaçlarından ve tutkusundan ortaya çıkan kötünün iyisi bir şeydi."
Ya da Münster şehrindeki, Yeni Sol toplantılarında genellikle kibirli bir edayla ahkâm kesilen Marksist teorilerden usanmış Batı Alman feministlerin, 1972’de dolaşıma soktukları “Jenny el ilanı”nda belirttikleri gibi:

Jenny von Westphalen - [Karl] Marx’ın karısıdır. Daha doğru söyleyelim: Temizlikçisi, aşçısı, çamaşırcısı, fahişesi ve doğum makinesi... Kaldı ki bütün bunlar hiçbir iş hukuku düzenlemesi, üzerinde anlaşılmış çalışma saatleri ya da maaş olmaksızın yerine getirilmektedir. Karl, hizmetçiyi becermek, onu hamile bırakıp bunu itiraf etmekten bile çekinecek kadar korkak olmak dışında, evle ilgili işlerde parmağını bile kıpırdatmamıştır. Fakat masada oturup büyük kitaplar yazmış, insanlığın özgürleşmesi hakkında saçma sapan konuşmuştur... Hepimiz Jenny’yiz! Çünkü erkek egemen bir sistemde yaşıyoruz.
1909’da Fransız parlamentosu (birden fazla çocuğu olan ailelere vergi indirimi gibi düzenlemelerin olduğu) bir vergi düzenlemesi yapmakla kalmayıp aynı zamanda doğum kontrolü yöntemlerinin kullanımım suç haline getirmeye yöneldi.
Birçok İngiliz kadınının yönlendirildiği ve bir çeşit kürtaj turizminin hatırı sayılır derecede çoğaldığı, hastanelerin erken yirminci yüzyılda rutin olarak kürtaj operasyonu yaptığı tek yer Paris değildi. İsviçre’de Cenevre, İtalya’da Napoli ve Osmanlı İmparatorluğu’nda İstanbul kürtaj yaptırmak isteyen kadınların sık ziyaret ettiği şehirlerdi.
Diğer sorunların yanında (belki de bir gösterge olarak prezervatife İngiltere’de “Fransız mektubu”, İsviçre’de de “Parisli” adı verilmişti) prezervatifin, evlilik dışı seksle özdeşleşmiş bir geçmişi vardı.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Avrupa'da Cinsellik
Alt başlık:
Bir Yirminci Yüzyıl Tarihi
Baskı tarihi:
Eylül 2014
Sayfa sayısı:
232
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050922561
Çeviri:
Zeynep Yılmaz
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
Kalın perdelerle gizlenmiş sır dolu yatak odalarının içinden çekip çıkardığı cinselliğin izini, yirminci yüzyıl Avrupası'nın savaş meydanlarında, toplama kamplarında, ucuz kabarelerde, mahremiyeti unutmuş genelevlerde sürüyor Dagmar Herzog.

Eşcinsellik, heteroseksüellik, fahişelik, tecavüz, kadın bedeninin ve doğurganlığının denetlenmesi konusunda gösterilen ısrar, kanunlar, cezalar, işkenceler… Herzog, cinsel olanın aynı zamanda politik olduğuna ilişkin kanıtları bir bir sıralarken, cinselliğin zevkle olduğu kadar acıyla ve utançla da yoğrulmuş tarihini sunuyor okurlarına.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 9 okur

  • S. Ali
  • thetisinarkabahçesi
  • Serdar Gülmez
  • İlhan Çağlar
  • TUĞBA EFE
  • Moiz Efendi
  • Nargis
  • Aşna Fişna
  • Kemal Ersin Yılmaz

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%14.3 (1)
9
%0
8
%28.6 (2)
7
%28.6 (2)
6
%14.3 (1)
5
%0
4
%14.3 (1)
3
%0
2
%0
1
%0