Baş Döndürenler (İmparatorların Savaşından Türklerin Ulusal Bağımsızlık Mücadelesine)

·
Okunma
·
Beğeni
·
660
Gösterim
Adı:
Baş Döndürenler
Alt başlık:
İmparatorların Savaşından Türklerin Ulusal Bağımsızlık Mücadelesine
Baskı tarihi:
Mayıs 2017
Sayfa sayısı:
480
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789751037749
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İnkılap Kitabevi
Karanlık, ümitsiz ve çaresizlik dolu günlerdi… Senelerce sürüp giden savaşlardan geri dönebilenler, parmakla sayılacak kadar azdı…

Arkasından daha beteri geldi! İngilizin İstanbul’u işgali yetmezmiş gibi, bir de Yunanlılar İzmir’e çıkıp Ankara’nın üzerine yürümez mi! Zaten yoksulluktan kırılmış olan halk, büsbütün şaşkına döndü ve kendisini daha da zavallı hissetmeye başladı…

Tam bu sıralarda çarşıda pazarda bir söz dolaşıyordu; deniyordu ki:
“Anadolu’da sarı bir paşa, padişaha asi olmuş, düşmanları memleketten kovmak için mücadele başlatmış.”

Halk buna sevinemedi, insanların bir kısmı da, “Ohoo… Osmanlı ne paşalar gördü. Uzun sürmez, onu da tepeler,” dedi…

Aradan fazla vakit geçmeden, konuşulanların rotası değişmişti. Bu defa, “O paşa herhangi bir paşa değil, Çanakkale Cephesi’ndeki Mustafa Kemal’miş…” denilince; insanlar “Mustafa Kemal’se, o yapar,” dediler…
480 syf.
·8/10 puan
Kitaba başladığım günden bu yana on beş gün geçmiş.. Hayli uzun bir zaman ! Fakat kitabı okumamın bu kadar uzun sürmesi sizi asla korkutmasın. Kitabın akıcılığı ve içeriği ile ilgili bir mesele değil, tamamen benim içinde bulunduğum durum ile ilgilidir.

Kitap "İmparatorların Savaşı" ve "Türklerin Ulusal Bağımsızlık Mücadelesi" adlarında iki bölümden oluşuyor ve ordumuza büyük katkıları olan Osman Pamukoğlu'nun "Tarih elveda demez; tekrar görüşmek üzere der." cümlesiyle başlıyor. Birinci bölümde Birinci Dünya Savaşının başlamasını tetikleyen unsurlar, Osmanlı Devletinin geri durma çabaları,milli duygularını Alman hayranlığının çok geririsinde tutan paşalar, Osmanlı Devletinin savaşa katılması ve mağlubiyeti anlatıyor. İkinci bölümde ise Mondros Ateşkesinden Lozan'a kadar sürdürülen siyasi, askeri, milli mücadeleler anlatılıyor.

"Baş Döndürenler'i aynı türde yazılan kitaplardan ayıran şey nedir? " diye soracak olursanız eğer söyleyeyim. Kitapta sayısal veriler gerek Türk arşivleri gerekse yabancı arşivlerden fayfalanılarak gerçeğe en yakın şekilde aktarılıyor. Savaşa katılan asker sayısı,esir sayısı, malzeme sayısı.. Bunun yanı sıra İtiraf devletlerinin komutanlarının notları ve yabancı gazetelerin demeçlerinin de kitapta yer alması yaşanan savaşlara olan bakış açınızı genişletiyor. Son olarak Cumhuriyet'in bel kemiği olan Sakarya Meydan Muhasebesi ve Büyük Taarruz(SAD Harekatı)'un gün gün tüm ayrıntı ve olabilesi gerçekliğiyle kaleme alınması okuyucuya yenilgi, ümit, yorgunluk,zafer ve daha birçok duyguyu Türk ordusu ile birlikte yaşatıyor.

İncelememi Mustafa Kemal Paşa'nın "... akan Türk kanları, gökte dolanan şehit ruhları devlet ve Cumhuriyetimizin ebedi muhafızlarıdır. " sözüyle bitirmek istiyorum.

YAŞA MUSTAFA KEMAL PAŞA !

Keyifli okumalar. :)
480 syf.
·Beğendi·10/10 puan
1. dünya savaşı ve kurtuluş savaşına dair her şey var. Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşu için verilen mücadele açıkça anlatılmış. Okullarda ders bile işlenebilecek bir kaynak niteliğinde.
480 syf.
·9/10 puan
Osman Pamukoğlu'nun kaleme almış olduğu bu tarihi kitap; Saray Bosna suikasti ile patlak veren 1. Dünya Savaşı ile başlıyor ve Lozan Antlaşmasına kadar süren savaşları konu ediniyor. Sadece 1. Dünya Savaşı ile Cumhuriyetimizin kurulmasına kadar geçen süre içindeki savaşları anlatıyor. Birkaç tane de antlaşmaya yer veriyor. Kitap Atatürk'ü ve yaptıklarını anlamak için yeterli değil. Lâkin kitapta yine Mustafa Kemal'in askerlik yönünü, savaşlardaki rolünü anlayabiliriz. Ve halkı milli mücadeleye teşvik edip, Padişah Vahdettin ile verdiği mücadeler yer alıyor.
Okurken sıkılmadım, sade ve anlaşılır bir dil ile anlatılmış. Merak edenler için okunulabilir bir kitap.
480 syf.
·7 günde·Beğendi·8/10 puan
Kitabı uzun süredir elimde olmasına rağmen, sırası ve zamanı gelmediği için okuyamamıştım. Şu birkaç gün içinde okuyup bitirdim.
1.Dünya Savaşı'nın çıkış nedeni olan "Saraybosna Suikastı" kitabın başlangıç noktası, bitiş noktası ise "Lozan Antlaşması". Bu iki olay arasında geçen sürede koskoca bir İmparatorluk yıkılmış ve onun küllerinden yeni bir Cumhuriyet kurulmuştur.
Osman Pamukoğlu'nun olayları akıcı bir dille ele aldığını, kitabın -bir çok tarih kitabının aksine- okunmasının ve anlaşılmasının, detaylı askeri bilgilere rağmen kolay olduğunu da söylemeliyim.
...Milletvekili Besim (Atalay) şunları anlatır:
...Kış başlayınca, elektriği olmayan Ankara'da gaz lambalarının ve sobalarının fazla kullanılmasını önlemek maksadıyla çalışma saatleri kısaltılmış ve 10.30-16.30'a alınmıştı.
Ankara'da Millet Meclisi'nde Sevr görüşmeleri yapılırken Nebil Efendi'nin ''Boşuna yorulmuşlar, Türkiye yok diyeydiler daha iyi ederlerdi'' sözü her şeyi net ve kısa anlatıyordu.
...Wangenheim gittikten sonra kendi aralarında bir çıkar yol aramaya başladılar. Suskunluğun doruğa ulaştığı bir anda Halil Bey yerinden fırladı: ''Gemileri satın alalım.''

Gerçi gemileri satın alacak para yoktu ama böyle gösterilebilirdi.
"Ben ileri doğru giderken subaylarımızın ve erlerimizin büyük fedakarlıklarını ve kahramanlıklarını görüyordum. Belentepe ön yamaçlarındaki çalılıklar topçu ateşleriyle yanmış, üç ile dörtyüz metrelik bir saha ateş ve duman içinde kalmıştı. Piyadelerimiz bu saha içinden geçmekte ve bir kısmı yanarak şehit olmakta idiler...
"Türk milleti ya bu yeminin şartlarını yerine getirecek, ya bu yolda tarihin huzurunda şerefle silinip gidecektir. Fakat esir olmayacağız efendiler..."
"Teşkilatı Esasiye Kanunu ile şekil ve niteliği belli olan Türkiye devletinin kuruluşundan beri, Türkiye'nin mukadderatını el koyan ve bundan sorumlu olan yalnız ve ancak Türkiye Büyük Millet Meclisi hükümetidir"

Mustafa Kemal Paşa'nın ne zamandan beri uygulamak için beklediği an gelmişti. 30 Ekim 1922 günü Meclis'e aralarında Mustafa Kemal Paşa'nın da bulunduğu bir önerge verildi.

Bunda saltanat ve hilafetin birbirinden ayrılması ve saltanatın kaldırılması isteniyordu.

Meclis'teki muhalifler ayaklandı, görüşmeler uzadıkça uzuyor ama bir türlü sonuç alınamıyordu. Mustafa Kemal Paşa'nın o zaman meclis koridorlarında çınlayan ve Anadolu devriminin haklı isyanı çırılçıplak, bütün açıklığı ile ile dile getiren sözler memleket ufuklarında çınlar gibiydi.

"Hakimiyet ve Saltanat hiç kimse tarafından hiç kimseye ilim icabıdır diye müzakere ile münakaşa ile verilemez. Hakimiyet, saltanat; kuvvetle, kudretle ve zorla alınır. Osmanoğulları Türk milletinin hakimiyet ve saltanatına zorla el koymuşlardır. bu tasallutlarına altı asırdan beri devam ettirmişlerdir. Şimdi de Türk milleti bu mütecavizlerin hadlerini ihtar ederek, hakimiyet ve saltanatını, isyan ederek kendi eline doğrudan doğruya almış bulunuyor. Bu bir oldubittidir. Bahis konusu olan; millete saltanatını ve hakimiyetini bırakacak mıyız, meselesi değildir. Mesele zaten olup bitmiş bir hakikati ifadeden ibarettir. Bu, mutlaka olacaktır. Burada toplanmış olanlar, meclis ve herkes mesleyi tabii görürse, fikrimce uygun olur. Aksi takdirde yine hakikat usulü dairesinde ifade olunacaktır. Fakat ihtimal, bazı kafalar kesilecektir."
Osman Pamukoğlu
Sayfa 471 - İnkılap
Milletvekili Besim (Atalay) şunları anlatır:

"Milletvekili aylığı resmen 100 liraydı. Bunun 20 lirası orduya sigara parası diye kesilir, geriye 80 lira kalırdı. Kalan 80 liranın 25 lirasını ev kirası verirdim. Ev, Meclis'e çok uzak olan Ayrancı'daydı. Meclis'e gelmek için bir saat yol yürürdüm. Ay sonuna kadar 55 lira ile geçinmeye çalışırdım. Bütün arkadaşlar benim gibi idi. Bir yıl böyle geçti. Her gün zaten basit olan soframızdan karnımız doymadan kalkardık."
Osman Pamukoğlu
Sayfa 299 - İnkılap
"Yozgat isyanı çok kanlı bir şekilde bastırılmış ve Yozgat yağma edilmiştir. Ethem Bey'in kuvvetleri Ankara'ya geldikten sonra Ankara çarşısında ve Ankara etrafında büyük pazarlar kuruldu. Bizim Kuvayı Milliye Yozgat'tan sürdükleri hayvanları halkın gözü önünde satmaya başladı. Olup biteni hüzünle seyrediyoruz, fakat bir şey yapamıyoruz.

Ethem'in Yozgat'tan dönüşü üzerine kendisini istasyonunda karşıladığımızı ve Atatürk'le beraber bir müfrezesini teftiş ettiğimizi hatırlarım. Müfrezeyi teftiş ettik, başarılarını selamladık. Oradan ayrılırken Atatürk'e sordum: Her biri bir silah, tepeden tırnağa silahlı. Bunun kendilerine verdiği güven ve büyüklük duygusu ile herkese tepeden bakıyorlar. Bugün memlekette hakim olan kimdir? Bunlar mı, biz miyiz?

Beraber yürüyoruz, Atatürk biraz durdu, düşündü ve şu cevabı verdi: Biziz, dedi. Akıl bizdedir..."
Osman Pamukoğlu
Sayfa 281 - İnkılap

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Baş Döndürenler
Alt başlık:
İmparatorların Savaşından Türklerin Ulusal Bağımsızlık Mücadelesine
Baskı tarihi:
Mayıs 2017
Sayfa sayısı:
480
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789751037749
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İnkılap Kitabevi
Karanlık, ümitsiz ve çaresizlik dolu günlerdi… Senelerce sürüp giden savaşlardan geri dönebilenler, parmakla sayılacak kadar azdı…

Arkasından daha beteri geldi! İngilizin İstanbul’u işgali yetmezmiş gibi, bir de Yunanlılar İzmir’e çıkıp Ankara’nın üzerine yürümez mi! Zaten yoksulluktan kırılmış olan halk, büsbütün şaşkına döndü ve kendisini daha da zavallı hissetmeye başladı…

Tam bu sıralarda çarşıda pazarda bir söz dolaşıyordu; deniyordu ki:
“Anadolu’da sarı bir paşa, padişaha asi olmuş, düşmanları memleketten kovmak için mücadele başlatmış.”

Halk buna sevinemedi, insanların bir kısmı da, “Ohoo… Osmanlı ne paşalar gördü. Uzun sürmez, onu da tepeler,” dedi…

Aradan fazla vakit geçmeden, konuşulanların rotası değişmişti. Bu defa, “O paşa herhangi bir paşa değil, Çanakkale Cephesi’ndeki Mustafa Kemal’miş…” denilince; insanlar “Mustafa Kemal’se, o yapar,” dediler…

Kitabı okuyanlar 49 okur

  • Baki Turan
  • Fatihtilhe
  • Burak Kahveci
  • Haktan Bayhan
  • Mesut TOKER
  • yusuf gök
  • Doğan Çakır
  • ERHAN KÜLAHÇI
  • Semih Kuşçuoğlu
  • Çağatay erden

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%42.9 (9)
9
%14.3 (3)
8
%33.3 (7)
7
%4.8 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%4.8 (1)