Ben Beyrut (Bir Kentin Günlükleri)Nizar Kabbani

·
Okunma
·
Beğeni
·
929
Gösterim
Adı:
Ben Beyrut
Alt başlık:
Bir Kentin Günlükleri
Baskı tarihi:
1999
Sayfa sayısı:
110
Format:
Karton kapak
ISBN:
9758274147
Orijinal adı:
Yevmiyyâtu Medîne Kâne İsmuhâ Beyrut
Çeviri:
İbrahim Demirci
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Hece Yayınları
Ben Beyrut.
Yüzüklerini, bileziklerini, gerdanlıklarını suda yitiren su kraliçesi..
Ben Akdeniz'in ayak altına düşen incisi..
Ben mitolojinin civa ile zehirlenmiş mavi balığı..
Ben; ilencin, şeytanların, korsanların; denizcilerini boğazlamak, hazinelerini yağmalamak üzere kovaladığı gemi..
Ben particiliğin kazurat kanallarında yüzerken boğulup ölen suçsuz kız çocuğu..
Ben yavrularına fırından bir kilo ekmek alırken belinden hançerlediğiniz Şems (Güneş).
Ben Beyrut. Sizin mermi şeridiyle, ahşap tabutla, ölüm ilânıyla değiş tokuş ettiğiniz, hak etmediğiniz sevgi şiiri..
Ben Beyrut.
Arkeoloji ve kazı kitapları beni de Sodom'u, Ammuriye'yi, Pompei'yi, Agadir'i, Hiroşima'yı andığı gibi anacak. Allah'ın "pişmiş taşlar atan ebâbil kuşları" gönderdiği öteki kentler gibi.
Gelecek tarihçiler Lübnan Masadası'ndan, Yahudi Masadası'ndan söz ettikleri gibi söz edecekler. Bu Yahudi halkının temel bireşimine katılan intihar ukdesidir; onunla kendini çökertmeye, toplu ölüm deneyimine girmeye kalkışır.
Ben Beyrut. Gözyaşlarını sel etmiş gemilerin, kumlarına ölümün aşağıdaki şiiri yazdığı kıyının hatırladığı terk edilmiş liman:
"Bin dokuz yüz yetmiş beş yılıydı. Akdeniz'in omzuna güzel bir kadın uzanmıştı. Adı Beyrut'tu. Ailesi oybirliği ile onu particilik benziniyle yakmaya; benzersiz bir barbarlık ve vahşet töreninde küllerini denize savurmaya karar vermişti."
Orta doğu halklarının küresel güçlerin oyunlarına safça aldanarak ülkelerini nasıl kaosa suruklediklerini ve diğer komşu ülkelerin de birbirinden ibret almadıklarını. Beyrut şehrinin bakışıyla çok akıcı ve bir solukta anlatan denemelerden olusan tavsiye edilecek bir kitap:Ben Beyrut. Nizar Kabbani bir Suriyeli olarak şimdiki Suriye nin içler acısı halini görseydi defalarca kahrolurdu.
Özgürlük su gibi sözcük;içine döküldüğü kabın biçimini alır.
Onu düz bir kaba koyarsanız düz olur.
Yuvarlak bir kaba koyarsanız yuvarlak olur.
Kendi halinde bırakırsanız bir Çingene'nin saçları gibi dağılır,çılgınlığının önüne kimse geçemez.
Yıldızlar, güneşler, göktaşları, devrimcilerin gözleri, peygamberlerin sözleri, hepsi ateşin cevherinden yapılmış değil midir?..
Nizar Kabbani
Sayfa 58 - Hece Yayınları
Sonra kül devri geldi...
Haydutların, kan dökücülerin devri.
Asalakların, anarşistlerin devri. Çılgınlığın ve çılgınların devri.
Feyruz'un sesinin Feyruz'a karşıt olduğu devir...
“Sen kim olduğuna karar veremediğin zaman, senin kim olduğuna başkası karar verecektir.”
“Onların hepsi de, Allah'tan, insanları hapse tıkan, gizli bir yolla öldüren bir polismiş gibi söz ederler.

Bana göre, Allah dostumdur.”
Ben Beyrut.
Her zaman başımı susuz kumlara gömdüm. Sorunlara karşı perdelerimi kapattım. Siyaset yolunun gürültülerini, olaylara ilişkin radyo yorumlarını, sıradan basit yurttaşın sözlerini işitmek için kulaklarıma pamuk tıkadım.
Doğal ve siyasi sınırlarımın Allah'ın inayetiyle ve Avrupa'nın ve dünyanın dostluğuyla korunmuş olduğunu düşünüyordum sanki.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ben Beyrut
Alt başlık:
Bir Kentin Günlükleri
Baskı tarihi:
1999
Sayfa sayısı:
110
Format:
Karton kapak
ISBN:
9758274147
Orijinal adı:
Yevmiyyâtu Medîne Kâne İsmuhâ Beyrut
Çeviri:
İbrahim Demirci
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Hece Yayınları
Ben Beyrut.
Yüzüklerini, bileziklerini, gerdanlıklarını suda yitiren su kraliçesi..
Ben Akdeniz'in ayak altına düşen incisi..
Ben mitolojinin civa ile zehirlenmiş mavi balığı..
Ben; ilencin, şeytanların, korsanların; denizcilerini boğazlamak, hazinelerini yağmalamak üzere kovaladığı gemi..
Ben particiliğin kazurat kanallarında yüzerken boğulup ölen suçsuz kız çocuğu..
Ben yavrularına fırından bir kilo ekmek alırken belinden hançerlediğiniz Şems (Güneş).
Ben Beyrut. Sizin mermi şeridiyle, ahşap tabutla, ölüm ilânıyla değiş tokuş ettiğiniz, hak etmediğiniz sevgi şiiri..
Ben Beyrut.
Arkeoloji ve kazı kitapları beni de Sodom'u, Ammuriye'yi, Pompei'yi, Agadir'i, Hiroşima'yı andığı gibi anacak. Allah'ın "pişmiş taşlar atan ebâbil kuşları" gönderdiği öteki kentler gibi.
Gelecek tarihçiler Lübnan Masadası'ndan, Yahudi Masadası'ndan söz ettikleri gibi söz edecekler. Bu Yahudi halkının temel bireşimine katılan intihar ukdesidir; onunla kendini çökertmeye, toplu ölüm deneyimine girmeye kalkışır.
Ben Beyrut. Gözyaşlarını sel etmiş gemilerin, kumlarına ölümün aşağıdaki şiiri yazdığı kıyının hatırladığı terk edilmiş liman:
"Bin dokuz yüz yetmiş beş yılıydı. Akdeniz'in omzuna güzel bir kadın uzanmıştı. Adı Beyrut'tu. Ailesi oybirliği ile onu particilik benziniyle yakmaya; benzersiz bir barbarlık ve vahşet töreninde küllerini denize savurmaya karar vermişti."

Kitabı okuyanlar 17 okur

  • kenan boybey
  • Cuma Eroğul
  • Mesut
  • Ahmet
  • mevlüt Demircialan
  • Gzlsrgl
  • MahmutHüdaiHazretleri
  • Ümmühan Şenel
  • Merve Duman
  • Jasikevicius

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%28.6 (2)
9
%42.9 (3)
8
%28.6 (2)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0