Berlin Alexanderplatz

Alfred Döblin
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Bir yazar daha ne kadar cesur olabilir?
9/10
·468 syf.··
Beğendi
·
2022 23. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2022 21:08
Alt tabakadan, sıradan, doyumsuz bir serserinin basit hayatını ele alan Pikaresk bir roman bu. Ancak Alfred Döblin’in müthiş anlatım tarzı ile bir şahesere dönüşmüş. Okurken, bu kitabı nasıl olup da yıllar boyunca evde beklettiğime hayıflanıp durdum. Roman, adından anlaşıldığı gibi Berlin’de geçiyor. Zaman, eşsiz bir kırılma anı: Birinci Dünya Savaşı yenilgisi ve izleyen ekonomik kriz nedeniyle Almanya sosyal kaos içinde. Savaş sonrasının bozulan kadın-erkek nüfus dengesi içinde pornografi ve genel olarak seks ticareti, sert kanunlara rağmen gelişiyor. Dünya Savaşı sonrası, ölümü görmüş, ölümden zor kurtulmuş o insancıkların yarattığı yeni sosyal iklim, Britanya’da olduğu gibi Almanya’da da aristokrasinin altını oyuyor. Zor hayat koşulları sertleşen ilişkileri, şiddeti, tahammülsüzlüğü açıkça görünür şekilde körüklüyor; ancak siyasi partiler aralarındaki anlaşmazlıkları aşıp halka çözüm üretebilecek kapasitede değil. Ve Berlin, aristokrasinin anlı şanlı başkenti olmasına rağmen, hızla kaosa, sapkınlığa ve küresel iklimin yeni kültürel başkenti olmaya ilerliyor. Romanın kahramanı Franz Biberkopf. “Nasıl bir adam bu Biberkopf?” derseniz; buyurun yazarımız kendi anlatsın: “önce çimento fabrikası işçiliği, sonra mobilya hamallığı yapmış, iriyarı, dış görünüşü kaba olan Franz Biberkopf Berlin’e gelmişti. Babası tesviyeci olan bir kızla tanışmıştı. Sonra bu güzel kızı sokak kadını yapmış ve bir kavga sırasında yaralayıp ölümüne neden olmuştu. Cezaevinden çıkınca, bütün dünyaya ve de kendine, namusuyla yaşayacağına yemin etmişti.” Biz okuyucular Franz ile hapisten çıktığı gün tanışıyoruz. Yazarımızın çoğu yerde, çoğu kez vurguladığı gibi -ki bu Franz’ın iç sesi aslında- Franz “iyi kalacağına dair tüm dünyaya ve kendine yemin” ediyor. Bir eski savaş gazisi olan Franz
Edebiyat
Berlin Aleksander MeydanıAlfred Döblin · Everest Yayınları · 2019134 okunma
9/10
·468 syf.··
2021 142. kitabı
20.yy Alman edebiyatının önemli eserlerinden kabul edilen Berlin Alexander Meydanı, hapisten yeni çıkan, hayatının kalanında iyi ve namuslu bir insan olma kararı almış, eski bir hamal ve fabrika işçisi Franz’ın başından geçenleri anlatıyor. Arka planda da 1920’ler Almanyası’nı resmediyor Döblin; hızla artan enflasyon, yoksulluk ve sefaletle beraber toplumda yükselen homofobik ve antisemitik algı, Nasyonal Sosyalizm’in duyulmaya başlayan ayak sesleri ve yozlaşan ahlak anlayışıyla beraber dönemin Alman toplumunu yansıtıyor. Tüm bunlar Alman edebiyatında görmeye çok alışkın olduğumuz konular ancak bir başyapıt olan bu romanı sıradışı yapan yazarın anlatım tekniği. Berlin Aleksander Meydanı bu açıdan gerçekten çok özel bir eser. Hem birinci tekil hem üçüncü tekil şahıs anlatımının kullanıldığı metin boyunca, araya serpiştirdiği monologlarla zaman zaman farklı karakterlerin zihinlerinde gezdiriyor okuru Döblin. Bunun yanında, oldukça detaylı bir şekilde Berlin’den kesitler sunuyor metin boyunca. Adeta çok uzaktan yavaş yavaş ana karaktere yaklaşan bir kamera gibi, çoğu yerde karakterin bulunduğu ortamı ve hatta bu ortamdaki farklı insanları resmederek Franz’ın hikayesine geçiş yapıyor. Bu nedenlerle okurun dikkatini uyanık tutmasını isteyen bir roman. Çok sevdim. Farklı tarzda metinler okumaktan hoşlananlara tavsiye ederim.
Berlin Aleksander MeydanıAlfred Döblin · Everest Yayınları · 2019134 okunma
"Sev vatanını, kapat çeneni!"
Puan vermedi·468 syf.··
2023 15. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 18 Mart 2023 15:37
Modern bir olgu olan "meydan", bir milletin bütün toplumsal fenomenlerini görebileceğimiz, sözlükteki anlamını da baz alırsak "büyük toplanma alanları"dır. Meydan olgusunun, çeşitli sosyal, ekonomik ve siyasal işlevleri vardır. Dahası bir toplumun demokrasi mi yoksa diktatörlük ile mi yönetildiğinin en önemli ölçütlerinden biri sahip olduğu meydanlar ve meydanların işlevlerini yerine getirip getirmediğidir. Demokratik olmayan ülkelerde gözlemlenen meydan yapılarının ve kullanımlarının özelliklerinin, genellikle mimari açıdan yetersiz, içerisinde bulunanların bir an önce çıkmak isteyecekleri kadar düzensiz, ve çoğu zaman kullanıma kapalı olması dikkat çekici bir ortaklıktır. Alexander Meydanı, Berlin'deki 1945'e giden süreçte en son ve en büyük özgürlük anıtıdır. Yazarın, romanda söz konusu olarak seçtiği 1928-1929 yılları Almanya Tarihi'nde 1918-1945 aralığını kapsayan "Demokrasi ve Diktatörlük Dönemi" içerisinde yer alır. Ayrıca bu dönem aralığı bütün insanlık için "yaşamak" düşünüldüğünde adeta kayıp bir halkadır; çünkü varoluş sürekli bir tehdit ile sarmalanmış haldedir. Yazar, romanı Franz Biberkopf isimli karakterin 1928'de Tegel Hapishanesi'nden çıkması ki Franz Biberkopf'un hapishaneden çıkması ile insanın Cennet'ten kovulması romanda paralel düşüncüler olarak yer alır, karakterin namuslu bir hayat sürmek için mücadele vermesi ve bu mücadeleyi kaybedip 1929'da Büch Tımarhanesi'ne girmesine kadarki bir yaşam kesitini kaleme alır. Yazar, romanda gazete haberleri ile I.Dünya Savaşı sonrasındaki Almanya'nın gerçek durumunu ortaya koyar; ahlaken yozlaşmaya başlamış, fakir düşmüş, mazoşist ve çaresiz bir halk, artan aile trajedileri ve artan suç oranları... Yazar, romanda gelişim ve tüketimin yarattığı insan doğasındaki içgüdüsel heyecanın yitimine çok sık değinir.
Roman
Berlin Aleksander MeydanıAlfred Döblin · Everest Yayınları · 2019134 okunma
9/10
·468 syf.··
Beğendi
·
2021 9. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 03 Şubat 2021 00:00
Modern Alman Edebiyatı'nın önemli eserlerinden biri. Okuması da pek kolay değil. Öncelikle üsluba alışmak biraz zaman istiyor. Yazar yoğun betimlemeler ve sık başvurduğu bilinç akışı metodunun yanında, özellikle diyalogların paragraf yapısında oldukça karışık bir biçim kullanmış. Konuşmalar, tırnak içinde ve yan yana sıralı cümleler şeklinde verilmiş. Konuşanın değiştiğini anlamak için devamlı tırnak işaretlerini takip etmek gerekiyor ve kitabın bazı noktalarında bu tırnaklar da hatalı maalesef. Son derece yavaş ve özenli bir okuma yapmaya mecbur kalıyorsunuz. Alıştıktan sonra ise fazla sorun olmuyor. Diyaloglar böyle değil de satır satır verilseydi muhtemelen kitabın sayfa sayısı 100-120 civarında artış gösterebilirdi. Yazar bu yönteme boşuna başvurmamış elbette. Üç dört kişinin bir arada konuşmasını o kadar akıcı ve gerçekçi aktarabiliyor ki inanılır gibi değil. Sonuçta "dedi Franz, diye cevap verdi Meck" gibi eklemeler de yok. Sırayla insanların söylediği şeyleri okuyorsunuz. Bu olaya gerçekçilik katıyor. Tabi kimin söylediğini siz takip edeceksiniz. Çünkü monologlar vs. da var. Anlatıcının değiştiği paragraflar var. Modern bir klasik okuyorum diyeceksiniz yani kesin. Bu kitap zor kabul ediyorum ama tam bir başyapıt. Her cümlesi mücevher gibi parlıyor. Sayfa 70'lerde birdenbire bir dumanın hislerini okuyorsunuz. Duman yani, bildiğiniz duman. Ben o satırlarda resmen şok geçirdim. Bir de o kadar güzel yedirilmiş ki genel atmosfere, mest oldum. Bakın daha kitabın konusundan bahsetmedik bile :) Aşağıya bu paragrafı iliştiriyorum. " Hava dumanlı. Pipolardan, sigaralardan, purolardan çıkan bulutlar koskocaman salonu dolduruyor. Duman kendine yol buluyor, çevresi ona çok dumanlı gelmeye başlarsa, hafifliğinden yararlanıp yukarılara çıkıyor, çatlaklar, delikler ve
Edebiyat
Berlin Aleksander MeydanıAlfred Döblin · Everest Yayınları · 2019134 okunma
10/10
·468 syf.··
Beğendi
·
2021 2. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 08 Ocak 2021 20:29
Alfred Döblin ( 1878-1957) Eser yayını : 1929 Döblin aslında nöroloji ve psikoloji eğitimi almış ve doktor olarak çalışmıs bir yazar ve bu eser onun başyapıtı. Aynı zamanda okunması gereken 1000 kitap listesinde. Kolay okunan bir eser olmamasına rağmen, muhteşemliği sonuna doğru açığa çıktı bence. Edebiyatta film tekniğini; montaj tekniğini kullanan Döblin, sanki kesik kesik sahneleri yan yana koymuşlar gibi eseri anlatır. Kimi yerlerde dönemin gazete haberlerine yer verir . Bilinç akışı ve birinci ve üçüncü şahıs bakış açıları karışımı bir teknik kullanır. Eser Franz Biberkopf isimli kahramanımızın 4 yıl hapis yatıp, serbest kaldığı günle başlar. 1920’lerde her çeşit insanı barındıran Berlin şehrinin insan manzaralarına ve Berlin ‘deki yaşam tarzına detaylı şekilde şahit oluruz. Gazete büfecisi, eşcinseli, “kederden kaç, yaşamla şakalaş” diyerek içen sarhoşu, soyguncusu, kadın tüccarı her tür düşük hayat standardı karakterlerini görürüz. Baş karakter Franz , cesur ve değişime ayak uyduran bir adam. Hapishaneye niye girdiğini okuyana kadar sempatik bile gelebilir. Franz başına gelenlerden ve hapis tecrübesinden sonra değişmeye karar verir . Namuslu bir hayat yaşamaya kendi kendine söz verir. Değişmek ister ama mizacı değişmediğinden kaderi de değişmez ve tekrar tekrar yıkılır. Her seferinde ayağa kalkma gücünü bulabilir. Güç peşinde koşmayı bırakıp , kendi ile hesaplaştığı an alınyazısını da eline alabilir ve ölümden dönebilir hayatının değişimini sağlayabilir. İçinde bana sert gelen pasajlar olmasına rağmen , suç işlemiş birinin zihnini ve değişimini izlemek muhteşemdi.
Berlin Aleksander MeydanıAlfred Döblin · Everest Yayınları · 2019134 okunma
Puan vermedi·468 syf.··
2021 118. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 30 Aralık 2021 19:04
1920'lerin Almanyası. Nazizim ufaktan ufaktan yükselişe geçiyor. Bir kadını öldürdüğü için dört yıl cezaevinde kalan Franz Biberkopf ,salıverildiği gün artık iyi bir insan olmaya karar verir. Ayakkabi bağcığı,gazete gibi şeyler satarak hayatını sürdürmeye çalışır. Ancak çevresi buna pek imkan vermez. Eski arkadaşları, çalıp çırpma üzerine kurulu kapitalist sistem, derin yoksulluk,kadınlar,fuhuş, alkol,yükselen nasyonal sosyalizm,savaş....tüm bunlar Franz'i kollarından aşağı çeker, ayağına çelme takar. Düştükçe tekrar kalkmaya çalışır ancak çok zorlanır. Koştukça ağaçlara çarpar, gözleri kapalı bir şekilde tekrar yönünü bulmaya çalışır. Gözlerini açması için başından çok olay geçmesi gerekir. Kitabın anlatımı tıpkı bir film gibiydi. Kamera Berlin sokaklarında gezerken gördüğünü çekmiş gibi. Anlatıcı kameraydı, yazarın dışında.Montaj tekniği kullanılmış. Döneminin haberlerine de sık sık yer vermiş. Senin başına bir sürü şey gelirken hayat akmaya devam ediyor,demiş yazar adeta. Bertolt Brehct 'in epik tiyatro anlayışında etkisi olan Alfred Döblin'i okuyun. Gerçekten destansı bir romandı. Not: Tek eleştirim çok eril bir dili vardı. Kadınlar mal gibi görülüyordu. Berlin Aleksander Meydanı Alfred Döblin
Berlin Aleksander MeydanıAlfred Döblin · Everest Yayınları · 2019134 okunma
Puan vermedi·468 syf.·
2024 205. kitabı
"1928 yılının Berlin’i. Hikayemiz başlıyor Eski bir hamal ve çimento fabrikası işçisi olan Franz Biberkopf, bir insanın ölümüne sebebiyetten hapishanede yatar.. Dört yıl süren hapislik hayatından sonra cezaevinden çıkan Franz, bundan sonraki hayatını “iyi bir insan” olarak Berlin’de devam etmek ister. Ancak, kapitalist uygarlığın merkezlerinden olan Berlin, Franz’ın hapse girmeden önceki Berlin değil artık.. Her şey çok değişmiştir; insanlar, yapılar, yaşam… Franz, bu kentte varlığını sürdürememekten, yok olup gitmekten ve kendine söz verdiği “iyi bir insan” olarak yaşamını devam ettirememekten korkar. Yine de direnmeye çalışır. "Alfred Döblin’in Berlin Aleksander Meydanı romanı Almanya’nın 1920’lerin sonunda içinde bulunduğu siyasal, sosyo-ekonomik sorunları, işsizliği, açlığı, yoksulluğu, insanların çöküşüyle çaresiz kalan insanların faşizme sığınmasını anlatır.. "Korkunç an gelmişti. Dört yıl bitmişti. Son on iki aydır hep gönülsüzce baktığı o demir kapılar şimdi arkasından kapanıvermişti.. Onun cezası şimdi başlıyordu. Buraya girmek zorunda olduğumu biliyorum. Ben buraya gireceğim. İstemesem de. Zor da gelse.” Alfred Döblin’in 1929 yılında yayımlanan Berlin Alexander Meydanı romanı Almanya’nın 1920’lerin sonunda içinde bulunduğu siyasal, sosyo-ekonomik sorunları, işsizliği, açlığı, yoksulluğu,  insanların çöküşüyle çaresiz kalan insanların faşizme sığınmasını anlatır .""Birinci Dünya Savaşı’na giren Almanya, savaştan yenik çıkmakla kalmaz, savaş endüstrisine harcadığı para ile ekonomi olarak yıkıma uğrar.. Yaşanan ekonomik yıkım ile iç fiyatlar artmış, dış satın alma gücü zayıflar, işsizlik artar, enflasyonun da hızla yükselişiyle insanlar çok kısa bir sürede yoksullaşarak açlığa, sefalete ve çöküşe uğrar.. Tüm bu olup bitenler karşısında sosyal demokrat partilerin politika
Roman Edebiyat Dünya Klasikleri
Berlin Aleksander MeydanıAlfred Döblin · Everest Yayınları · 2019134 okunma
8/10
·468 syf.·
2020 23. kitabı
bir başyapıt. bir öfke anında sevgilisini öldürmekten hüküm giyen franz biberkopf'un hapishaneden çıkmasıyla başlıyor. yenilenmek, temizlenmek ve dürüst olmak isteyen, insanlara güvenen bir adamın hikayesi. franz dürüst olmaya çalıştıkça, aşağı çekiliyor. ancak onun taviz vermeye niyeti yok. peki ya mezbahalar? ya mezbahada yem olursun ya da mezbahada yem eden olursun franz. franz'ın olduğu kadar berlin'in hikayesi. ara sokakların, meyhanelerin, alt sınıfın hikayesi. eser, zaman zaman okuması oldukça güç bir hale dönüşüyor. bilinç akışı tekniğiyle yazılan bölümler, iç monologlar var fazlasıyla. bir paragrafı okurken, bir diyalogu, iç sesleri, karakterlerin anlık düşüncelerini ve hatta dışarıdan gelen sesleri vs bir arada okuyoruz. ancak pes edip bırakmayalım, akış hızlanıyor. yazar ekspresyonizm akımdan etkilenmiş, iç gözlem ve ruhsal durumlar anlatıda ön plana çıkmış. ruh halleri vurgulanmış. ekspresyonizm denince akla gelen münch'ün meşhur çığlık tablosundaki gibi, franz'ın tegel'den çıkışını da bir çığlığa benzetmek mümkün. bunun yanısıra sanatın diğer dallarına, edebiyattan politikaya göndermelerle yüklü bir kitap. yeterince anlayabildiğimi düşünmüyorum. almanca okuyanın şanslı olduğunu sanıyorum. çıkışıyla büyük ses getirmiş ve pek çok yazar ve sanatçıya ilham vermiş alfred döblin bu eseriyle. 16 saatlik , 14 bölümden oluşan serisini de izlemek mümkün. iyi okumalar.
Berlin Aleksander MeydanıAlfred Döblin · Everest Yayınları · 2019134 okunma
9/10
·470 syf.··
Beğendi
·
2018 770. kitabı
Kitabi okudugum yillarda herkes birbirine soruyordu bu kitabi okudun mu diye.En cok konusulan kitaplardan oldu uzun bir dönem. Oldukca gercekci yalin bir cesaretle iyi anlatim gucuyle yazar eteklerindeki butun toplum pisliklerini ortaya cikarmis.Hem duygusal acidan hemde toplumsal acidan insan olmanin ne oldugunu sorusturmaya iten bir eser. filmini de yaptilar ama bence en iyisi kitabini okumak gerek önce.
Berlin Aleksander MeydanıAlfred Döblin · Everest Yayınları · 2019134 okunma
10/10
·470 syf.··
2018 8. kitabı
Kitap antikahramanlar üzerine kurulu. Eski ahitteki eyüp hikayesini arka plana alarak nazilerin gelişini ve yıkımın sonuçlarını önceden haber veren başyapıt. Baş karakter biberkopf'un sehirdeki gezintileriyle şehri joyce'un dublini gibi yeraltı ve alt tabakasıyla keşfediyorsunuz. Bu roman aynı zamanda berlin şehrinin romanı. Döblin ana karakter franz biberkopf için " Ben onu eğlenmek için icat etmedim. Çetin, gerçek ve aydınlatıcı varlığını paylaşsın diye icat ettim" der. Ayrıca ünlü yönetmen Fassbinder tarafından kitaba sadık kalarak çekilmiş filmi de en az kitap kadar etkileyici.
Berlin Aleksander MeydanıAlfred Döblin · Everest Yayınları · 2019134 okunma

Yazar Hakkında

Alfred DöblinYazar · 3 kitap
1878'de, bugün Polonya sınırlarında kalan Szczecin'de doğdu. Berlin ve Friburg'da nöroloji ve psikoloji okudu. Daha öğrencilik yıllarında Hıristiyan öğrencilerle Yahudiler arasındaki mesafeyi anlattığı eleştirel yazılar yazmaya başladı. Yayımlanan ilk romanı, 1915'te basılan "Die Drei Sprünge des Wang-lung"du (Wang-Lung'un Üç Sıçrayışı). Bunu Wallenstein (1920) ve Berge Meere und Giganten (1924; Dağlar, Denizler ve Devler) gibi romanları izledi. Alman edebiyatında modernizmin en önemli temsilcilerinden sayılan Döblin, tarihi romanlardan bilimkurguya, denemelerden oyunlara, toplam otuzdan fazla çalışmaya imza atmış olmasına rağmen en çok Berlin-Aleksander Meydanı (1929) adlı başyapıtıyla tanınır. Roman 1920'lerin Berlin'indeki değişimi ve yeraltı dünyasını gözler önüne serer. Döblin, Nazilerin yükselişiyle 1933'te Fransa'ya, 1941'de de Amerika'ya sürgüne gitti. 1957'de Batı Almanya'da öldü.