Giriş Yap

Beş Sevim Apartmanı

Rüya Tabirli Cinperi Yalanları

8.410 üzerinden
1.667 Puan · 339 İnceleme
128 syf.
"Rüyada günlük görmek iyi bir kitap okuyacağınıza işarettir. Rüyada günlük görülse de görülmese de
Beş Sevim Apartmanı
'nı okumak iyiye işarettir, onu okuyanın gönül gözü açılır, peri kızları rüyasına girer." Haberiniz olsun...... " Pürtelaş Sokağı'nda kediler bir gün canhıraş feryatlarla ortalığı inlettiler. Pürtelaş Sokağı'ndaki Beş Sevim Apartmanı'nda tuhaf şeyler oluyordu. Beş pencereli, beş odalı, beş acayip insanın oturduğu Beş Sevim Apartmanı'nda perdelerin arkasında tuhaf şeyler olup bitiyordu. Cinler âleminden gelenler, periler áleminden gelenler, cinperi âleminden gelenler, orada beş garip hikâye yazdılar. yazdılar.. yazdılar. Pardon, altı hikâye yazdılar. Bir de Doktor Samimi ve onun günlüğü var.
Mine Söğüt
ilk romanı Beş Sevim Apartmanı ile okuyanı cinperi âlemine götürüyor, uzun bir masal dinletir gibi, anlatır gibi, gösterir gibi." "Ben rüyaya inanırım mesela, mıhlanmış duygulara. Rüya dediğim de senin anladığın değil, bunu da belirteyim laf arasında.! "
Birhan Keskin
Siz kadın şairler,yazarlar hep varolun emi. Ne çılgın, ne pervasız, ne kadar da yoksunuz.... Yaşasın kutsal cuma.....(Ankara hani bugün 6 derece sıcak olacaktı.)
Beş Sevim Apartmanı
8.4/10 · 4.458 okunma
·
Reklam
152 syf.
·
Beğendi
·
8/10 puan
Beş Sevim Apartmanı-Rüya Tabirli Cin Peri Yalanları
"Gelin cinlerim, gelin, alın benden uysallığımı!" . Beş Sevim Apartmanı'na hoş geldiniz. Uslu bir misafir olursanız eğer tüm apartman sakinlerinin hayatına misafir olabilir ve kendi cin-perilerinizle barışabilirsiniz. Ufak bir uyarı: Bu kitap bir cin deneyi ve peri kobayları romanıdır! . Öncelikle yazarımız Mine Söğüt'ten biraz bahsedersem: İlk kitabı, Adalet Cimcoz: Bir Yaşam Öyküsü Denemesi isimli biyografi kitabıdır. 2003 yılında yayımlanan ilk romanı Beş Sevim Apartmanı ile yazım hayatına başlıyor Mine Söğüt. Beş Sevim Apartmanı/Rüya Tabirli Cin Peri Yalanları'ndan sonra Kırmızı Zaman adlı ikinci romanı yazım hayatında bir süreklilik kazandırıyor. Genellikle kitaplarında toplumca örselenmiş, kıyıda köşede kalan, ötekileştirilmiş ama bir o kadar da içinde yaşadığımız dünyada rahatlıkla rastlayabileceğimiz insan tiplemelerini konu alıyor Mine Söğüt. Cihangir Pürtelaş Sokağı'nın en gizemli ve mistik beş daireli Beş Sevim Apartmanı'nda geçiyor bu roman. "Beş" rakamı ne apartmandaki daire sayısıyla ilgili ne de konumuzla... Kimse apartmanın adının anlamını bilmiyor. Biz okuyanlar dışında. Buradan da beş kedili Beş Sevim Huriye Hanım'a da sevgiler, saygılar.. :) Doktor Samimi, aşk hayatını kabusa çeviren cin-perilerine meydan okumasıyla başlıyor. Hastaları gibi kendi de zorlu ve kırılgan bir çocukluk geçirmiş. Uyku hatta daha doğrusu uykudaki cin-perileri bir tek onu mutlu eden. Ardından kendi gibi cin-perilerle içli dışlı; bu cin-perilerin kanında, ruhunda, kemiklerinde gezindiğini iddia eden beş akıl hastasını Beş Sevim Apartmanı'nın birer dairesine yerleştiriyor. Kargocu gelir de bu cin-peri sakinlerinin dairesini kolay bulamaz diye apartmanda oturuş sırasını da yazıyorum: 5.Melike 4.Elif 3.Yusuf 2.Yeşim 1.Oğuz Zemin: Dr. Samimi Bundan sonra sırayla cin-peri kobaylarının hikayelerini hem bu akıl hastalarından dinliyor hem de Doktor Samimi sayesinde gerçek hikayelerini okuyoruz. Bir taşla 10, hatta 12 hayat hikayesi! Kimisi kendini cüce sanıyor, kimisi erkek; kimini cinleri istediğin için seviştiğini iddia ediyor, kimisi de ikizinin ölmesi gerektiğini düşünüyor. Hepsinin hayatları, yaşadıkları bambaşka ama çok benzer yönleri de var.. Doktor Samimi de dahil olmak üzere hiçbir apartman sakini aynaya bakamıyor çünkü aynada sadece kendi suretlerini görmeyeceklerini biliyorlar, cin-peri arkadaşlarına kavuşmak için uyku kavramından ziyade uykuda beklediklerini arzuluyorlar. Her gün farklı zamanlarda Beş Sevim Apartmanı'nın camından bakıyorlar. Uslu çocuklar gibi cin-perilerinin sözlerini dinliyorlar ve ne derlerse yapıyorlar bu apartman sakinleri. Gerekirse birini öldürüyorlar, çaylarına böcekler koyuyorlar; ailelerinin kafalarını ayakkabıyla eziyorlar... . "Babalar kızlarına kötü şey söylemezler. Söylememeliler..." . Mine Söğüt diğer kitaplarında olduğu gibi bu kitapta da toplumsal tespitlerini bir kurgu üzerinden yansıtıyor. Anne- baba- çocuk ilişkisi, kardeş bağı, sağlıksız çocukluk dönemleri, farkındalık... Her detayın hatta uykunun, bütün bir yaşamı nasıl etkileyebileceği; ve bu akıl hastası hatta deli olarak nitelendirilen insanların aslında toplumdakilerden daha sağlıklı olabileceği gözler önüne seriliyor kitapta. Bu, Mine Söğüt'ten okuduğum üçüncü kitaptı ve sanırım içlerinde en sevdiğim kitap oldu. Olay kurgusunun akışta başarılı olması, anlatım dilinin duruluğu ama bir o kadar da süreklilik içinde olması benim romanlarda en dikkat ettiğim husus ve bu konuda bu kitap benden tam puanı aldı. Özellikle beklenmedik son benim en çok etkilendiğim kısımlardan biriydi. Mine Söğüt'ün yazdığı ilk roman olmasına rağmen bir başarı örneği olduğunu düşünüyorum. Hele ki son kitabı Başkalarının Tanrısından nefret eden ve kitabın çok amatörce olduğunu düşünen biri olarak direkt Mine Söğüt okumalarına bu kitaptan veya Deli Kadın Hikayelerinden başlamanızı öneriyorum. Yine de bir kurgu okuduğumuzu; edebiyat olarak üstün bir performans beklememek gerektiğinin de altını çizmek istiyorum ama. Alt metnin yine Deli Kadın Hikayeleri gibi biraz ürkütücü ve mental olarak rahatsız edici olduğunu unutmamanızı tavsiye ediyor; okuyacaklara keyifli okumalar diliyorum. Yeni bir incelemede görüşmek üzere.. ^^ . "Ben kendimi bildim bileli yalan söylüyorum. Herkese en önemlisi de kendime."
Beş Sevim Apartmanı
8.4/10 · 4.458 okunma
·
128 syf.
·
4 günde
Cin/peri bahane, feminizm şahane! Masalımsı anlatıma sahip ve dolayısıyla ben de modern masal diye tür atfettim kendisine. Bazı amatörce hataları da böylece örtbastır etmiş oluyorum. Müsbet cihet adına yazacağım tek bir şey var: güçlü satıraltı kinaye (ironi) kullanmış. Üç puan verdim, bir puan sırf bundan ötrüdür. Diğer iki puanı maalesef menfi başarısına göre verdim. Bunlar; şeytani misyonu çok iyi yerine getirdiği ve psikoloji/psikanaliz verilerinin edebiyatta nasıl suistimal edilebileceğine alâ örnek teşkil ettiği içindir. Okurken gerilmedim desem yalan olur. Cinler hakkında malumatımız vardır elbette, eseri okuyan kişi de birazcık bilgi edinmiş olacaktır. Cin/peri zaten eserin göz perdeleyen unsurları. Beni dehşete düşüren şeyden yazayım. Şeytanın insanın damarlarına kadar girebileceğini bilen biliyordur, fakat yazarın hokka ve divitine de girdiğini unutmamak lazımdır. Yukarıda bahsetmiştim güçlü ironi kullandığından ama cin, periyi karakterlere musallat ettirirken kendisine de şeytanın musallat olduğundan haberi olmamıştır anlaşılan. Okuyanlar ve yorumlayanlar büyük yüzdeyle kadınlardan oluşuyor. Değinen olmamış ancak bunda feminizmin etkisinin olduğu aşikardır. Feminizm, bu eserdeki gibi sunulan şeyse eğer, yerin dibine batsın da çıkmasın derim. Bu derecede erkek nefreti, erkek düşmancılığı ve caniliyi olurmu ya!.. Çocuk, bir sorun mu yaşıyoyorsun, seni sevmemişler mi, ne bekliyorsun git anne babanı öldür... Sakın düşünme neden diye... Bu mudur edebiyat?!! Geçelim bunları... Herkesin diploması olduğu ve olması gerektiğine inandığı günümüz toplumunda, çoçukluk travmalarını, sevgisizliğin, istismarın, tecavüzün ve şiddetin nelere bedel olacağını duymayan, bilmeyen de kalmamış olsa gerekir. Oğlan ve ya kız çocuğu olarak doğmak da tercih meselesi değildir. Gelecekte kötü huylu, intikamcı, intihara meyilli, şiddet uygulayan ve katil olacak bireye dönüşen çocukların hepsi babaların eseri midir?! Pekalâ, öyle olsun! Peki, bu babalar kimin eseri diye sormak yerinde olmaz mı? Gerçi annelerin rolünden de bahsetmiş, nesnel eleştiri ortaya koyacaksam eğer. Fakat, en nihayetinde suçlunun yine erkek olduğu vurgusu vardır. Gerçekliği var mı? Var. Böyle durumda sadece sebep sonuç ilişkisi doğrultusunda kurgulayacak ve tasvir edeceksin ya da kötüye teşvikten vazgeçeceksin. Açayım burasını... Diyelim ki, çocuk ihmal edildi, dışlandı, terkedildi, sevilmedi, tecavüze ve şiddete maruz kaldı. Real hayattan örnekler... Yazar yeteneğini kullanarak farkındalık oluşturmak adına bunları hikayeleştirebilirsin, ya da çözüm yolları sunarsın veya anlamlandırma çabalarını hissettirirsin. Böyle bir niyetimiz yok çünkü! Yoksa, şimdi gurur duyacağımız bir romandan bahsediyor olurdum. Pardon, roman dedim, romanlığı da olsaydı keşke. Betimlemeleri tatminkardır, eserin ilk çeyrek kısmı da (roman havası veren hissesi) kanıtıdır. Okunmasını tavsiye etmem! Katiyen etmem!!! İyi niyetimi arz ediyorum.. Belki canım sıkkındır, belki sinirlerim bozuktur, elden ne gelir, ne gördümse ne anladımsa onu yazmaya çalıştım. Anlatım biçimim de dağınıktır, anlayışınıza sığındım. Cin/perilerin ve şeytanın şerrinden Allahü teâlâ bizleri korusun. (Cinler hakkında bilgi isterseniz beş altı cümle bildiklerimden yazabilirim.)
Beş Sevim Apartmanı
8.4/10 · 4.458 okunma
4 yorumun tümünü gör
152 syf.
·
2 günde
·
10/10 puan
O kadar sürükleyici bir kitaptı ki bir günde okudum. Daha ilk sayfasından içine çekiyor okuyucuyu. Beş Sevim Apartmanı'nın her katında ayrı bir hikaye, ayrı bir acı. Doktor Samimi ise ortak noktalarını bulmaya çalışıyor bu insanların. Aslında tek bir ortak nokta var: Sevgisizlik. Sevgisizliğin nelere yol açabileceği etkileyici bir şekilde anlatılmış. Mutlaka okunmalı
Beş Sevim Apartmanı
8.4/10 · 4.458 okunma
1 yorumun tümünü gör
Reklam
2
35
343 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.26.42