Bin Yıllık Hemşehri

8,5/10  (6 Oy) · 
14 okunma  · 
6 beğeni  · 
448 gösterim
"İlk elli yıl kiliseye, sonraki elli yıl sinagoga, ondan sonraki elli yıl da camiye gitti. Bir ara Konstantinopolis'e gelen Luther'in papazlarını da dinledi. Sonunda o gün nerede yemek dağıtılıyorsa oraya gitmeye karar verdi.

Büyük depremler, veba salgınları ve büyük yangınlar gördü. Bunların çoğundan ustalıkla sıyrılmayı bildi. Yakalandıklarının ise Theo'ya bir zararı dokunmadı. Büyük Kostantiniyye yangınlarının birinde, sucuk çalmak amacıyla girdiği ev alevlerin içinde kalınca kaçamadı, o da yandı. Ertesi gün hiçbir şey olmamış gibi küllerin arasında uyandı." Hazırlanın, ölümsüz Theo'nun rehberliğinde zamanda yolculuğa çıkıyoruz.

Theo, henüz delikanlıyken ölümsüz bir gelincik bedenine hapsedilmiş bir Bizanslı. Çelebi, görmüş geçirmiş, nüktedan, kitap kurdu bir dedektif. Şehir Konstantinopolis iken doğdu, yüzlerce yıllık başkentin binlerce halini yaşadı. Koca kentin her noktasını avcunun içi gibi biliyor ve İstanbul'da yaşanan doğaüstü vakaları kendine özel yöntemlerle ustalıkla çözüyor.

İstanbul'un gizemlerinin hepsine vâkıf Theo'nun ölümsüzlüğünün sırrı belki de hemşehrilerine asırlar boyunca yardım etmesi... İşte burada yazılanlar, İstanbul'da yüzyıllar boyunca hayatta kalmış bu fevkâlade gelinciğin başından geçen olağanüstü olayların hikâyesidir. İstanbul'un dehlizlerinde saklı nice sır aydınlanmayı bekliyor.
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Eylül 2015
  • Sayfa Sayısı:
    176
  • ISBN:
    9786055162597
  • Yayınevi:
    April Yayıncılık
  • Kitabın Türü:
Martenteo 
07 Nis 2017 · Kitabı okudu · 2 günde · Puan vermedi

İçerik hakkında birazcık bilgi içerir :)
İstanbul Konstantinopolis iken imparatorun kütüphanesinde çalışmakta olan Theo, Türklerin şehre girmesiyle şehir halkıyla beraber sığındığı Ayasofya'da korku ve üzüntü içerisinde dua ederken devasa kilisenin kapısı koçbaşlarıyla dövülmekteydi.O sırada Theo büyük bir değişim geçirerek olağanüstü bir gelinciğe dönüştü.Bu insan gibi konuşan, bir çok dil bilen, kitap kurdu, eski yazmalara meraklı, açıksözlü ama kalbi temiz gelinciğin İstanbul'un ve Yeni Dünya'nın kâh evlerinde, kâh zindanlarında, kâh dehlizlerinde, kâh meydanlarında, kâh gemilerinde gördüğü ve dahil olduğu maceralar insanı o zamanlara sürüklüyor ve saatler su gibi akıp geçiyor.
Harika bir kitaptı,okurken bitsin istemedim.Umarım Halil Bey yazmaya devam eder ve bizi bu harika hikayelerinden mahrum etmez. Tarihi fantastik romanları sevenlere şiddetle tavsiye eder iyi okumalar dilerim...