Bin Yıllık Hemşehri

·
Okunma
·
Beğeni
·
616
Gösterim
Adı:
Bin Yıllık Hemşehri
Baskı tarihi:
Eylül 2015
Sayfa sayısı:
176
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055162597
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
April Yayıncılık
"İlk elli yıl kiliseye, sonraki elli yıl sinagoga, ondan sonraki elli yıl da camiye gitti. Bir ara Konstantinopolis'e gelen Luther'in papazlarını da dinledi. Sonunda o gün nerede yemek dağıtılıyorsa oraya gitmeye karar verdi.

Büyük depremler, veba salgınları ve büyük yangınlar gördü. Bunların çoğundan ustalıkla sıyrılmayı bildi. Yakalandıklarının ise Theo'ya bir zararı dokunmadı. Büyük Kostantiniyye yangınlarının birinde, sucuk çalmak amacıyla girdiği ev alevlerin içinde kalınca kaçamadı, o da yandı. Ertesi gün hiçbir şey olmamış gibi küllerin arasında uyandı." Hazırlanın, ölümsüz Theo'nun rehberliğinde zamanda yolculuğa çıkıyoruz.

Theo, henüz delikanlıyken ölümsüz bir gelincik bedenine hapsedilmiş bir Bizanslı. Çelebi, görmüş geçirmiş, nüktedan, kitap kurdu bir dedektif. Şehir Konstantinopolis iken doğdu, yüzlerce yıllık başkentin binlerce halini yaşadı. Koca kentin her noktasını avcunun içi gibi biliyor ve İstanbul'da yaşanan doğaüstü vakaları kendine özel yöntemlerle ustalıkla çözüyor.

İstanbul'un gizemlerinin hepsine vâkıf Theo'nun ölümsüzlüğünün sırrı belki de hemşehrilerine asırlar boyunca yardım etmesi... İşte burada yazılanlar, İstanbul'da yüzyıllar boyunca hayatta kalmış bu fevkâlade gelinciğin başından geçen olağanüstü olayların hikâyesidir. İstanbul'un dehlizlerinde saklı nice sır aydınlanmayı bekliyor.
(Tanıtım Bülteninden)
İçerik hakkında birazcık bilgi içerir :)
İstanbul Konstantinopolis iken imparatorun kütüphanesinde çalışmakta olan Theo, Türklerin şehre girmesiyle şehir halkıyla beraber sığındığı Ayasofya'da korku ve üzüntü içerisinde dua ederken devasa kilisenin kapısı koçbaşlarıyla dövülmekteydi.O sırada Theo büyük bir değişim geçirerek olağanüstü bir gelinciğe dönüştü.Bu insan gibi konuşan, bir çok dil bilen, kitap kurdu, eski yazmalara meraklı, açıksözlü ama kalbi temiz gelinciğin İstanbul'un ve Yeni Dünya'nın kâh evlerinde, kâh zindanlarında, kâh dehlizlerinde, kâh meydanlarında, kâh gemilerinde gördüğü ve dahil olduğu maceralar insanı o zamanlara sürüklüyor ve saatler su gibi akıp geçiyor.
Harika bir kitaptı,okurken bitsin istemedim.Umarım Halil Bey yazmaya devam eder ve bizi bu harika hikayelerinden mahrum etmez. Tarihi fantastik romanları sevenlere şiddetle tavsiye eder iyi okumalar dilerim...
Fantastik isteyenlere genelde yabancı yazar ya da kitap önerilir. Ama ben bu sefer Türk bir yazardan bahsedeceğim. Böyle yazarların artması temennisini tüm kalbimle istiyorum. Benim gibi fantastik roman delisi okurlara duyurulur. İlk aldığımda çekincelerim vardı ancak hem Osmanlı zamanı olması hem de fantastik olması bir günde bitirmemi sağladı. Kitabın son kısmı daha iyi olabilirdi. Ama anlatılan olaylar gerçekten çok iyi... Serisini sabırsızlıkla bekliyorum :)
Bizanslı bir gelinciğin beşyüz yıllık maceralarla dolu ve tarihle içice öyküsü. Fantastik ve sürükleyici. Keyifle okunabilecek bir kitap. Merakla devamını bekliyorum.
Kurgusunda fantastik ögeler, golemler, hayaletler, karakoncoloslar, mitolojik hikayelerin bolca bulunduğu kitapta en çok dikkatimi çeken husus yazarın üslubundaki normalleştirme eğilimi. Kitabı okurken yazarın anlatımı o kadar sade ve kapsayıcı bir hale geliyor ki, okuduklarınız sanki normal hayatın bir parçasıymış gibi geliyor. Sanki her gün gazete, kitap, sucuk, hem de özel macar sucuğu karşılığında hayatımızdaki gizemleri çözen, heybeli bir gelincikle karşılaşıyormuşuz gibi hissettiriyor Halil Babilli. Her türlü olağanüstülüğe rağmen, hikayelerin geçtiği fantastik dünya, hali hazırda içinde yaşadığımız dünyanın ta kendisiymiş gibi. Gerçekçilik ile fantezinin bir kurguda bu kadar iç içe olması bence yazarın üslubunun en önemli artılarından.
Elli yıl kiliseye,sonraki elli yıl sinagoga,ondan sonraki elli yıl da camiye gitti. Bir ara Konstantinopolis'e gelen Alaman Luther'in papazlarını da dinledi. Sonunda o gün nerede yemek dağıtılıyorsa oraya gitmeye karar verdi.
Kitap dolu bir sandık hem manevi hem de dünyevi açıdan hayli ağır olabilir ve herkes bu ağırlığı yüklenemez.
Geçen yıllar ona ifritlerin, perilerin, cinlerin, gulyabanilerin de kavimleri ile beraber göç ettiklerini göstermişti. Bir kavim bir yerden bir yere göç ettiğinde sadece şahıslar göç etmez. Muhacirler, söylenceleri ile canavarlarını da beraberlerinde götürürlerdi.
Bana çok isim yakıştırırlar. İran'da vaktinde Mitra derlerdi.Ermeniler Sarkis der.Rumlar Yorgi adını verdiler bana.Ta Hind ellerinde Vişnu diye çağırırlar beni. Sizinkiler ise Hızır derler.Zorda kalanın yardımına koşarım.İnsanlar dünyaya gelmeden önce buradaydım,sizden sonra da kim gelirse onlara yardım etmek için burada olmaya devam edeceğim.Verilmiş bir sözüm vardır, onu tutarım.
Limanın oldukça içinde ve meydanın kuzeyde bir caddeye kavuştuğu yerde bulunan tek katlı taş bir binadan yükselen kahkaha,müzik,bağırış çağrış,küfür ve kavga sesleri o binanın bir meyhane olduğunu hiçbir şüpheye yer bırakmadan işaret ediyordu.Dünyanın her yerinde meyhanelerin konuştuğu dil aynıdır.
"Theo asırlar boyunca, onlarca insanın derdine derman bulmuş,
ölümlü gözlerin görmediği şeylere şahit, ölümlü kulakların
duymadığı şeylere kulak misafiri olmuştu."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bin Yıllık Hemşehri
Baskı tarihi:
Eylül 2015
Sayfa sayısı:
176
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055162597
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
April Yayıncılık
"İlk elli yıl kiliseye, sonraki elli yıl sinagoga, ondan sonraki elli yıl da camiye gitti. Bir ara Konstantinopolis'e gelen Luther'in papazlarını da dinledi. Sonunda o gün nerede yemek dağıtılıyorsa oraya gitmeye karar verdi.

Büyük depremler, veba salgınları ve büyük yangınlar gördü. Bunların çoğundan ustalıkla sıyrılmayı bildi. Yakalandıklarının ise Theo'ya bir zararı dokunmadı. Büyük Kostantiniyye yangınlarının birinde, sucuk çalmak amacıyla girdiği ev alevlerin içinde kalınca kaçamadı, o da yandı. Ertesi gün hiçbir şey olmamış gibi küllerin arasında uyandı." Hazırlanın, ölümsüz Theo'nun rehberliğinde zamanda yolculuğa çıkıyoruz.

Theo, henüz delikanlıyken ölümsüz bir gelincik bedenine hapsedilmiş bir Bizanslı. Çelebi, görmüş geçirmiş, nüktedan, kitap kurdu bir dedektif. Şehir Konstantinopolis iken doğdu, yüzlerce yıllık başkentin binlerce halini yaşadı. Koca kentin her noktasını avcunun içi gibi biliyor ve İstanbul'da yaşanan doğaüstü vakaları kendine özel yöntemlerle ustalıkla çözüyor.

İstanbul'un gizemlerinin hepsine vâkıf Theo'nun ölümsüzlüğünün sırrı belki de hemşehrilerine asırlar boyunca yardım etmesi... İşte burada yazılanlar, İstanbul'da yüzyıllar boyunca hayatta kalmış bu fevkâlade gelinciğin başından geçen olağanüstü olayların hikâyesidir. İstanbul'un dehlizlerinde saklı nice sır aydınlanmayı bekliyor.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 31 okur

  • Zeyneb Balcı
  • Özlem Uzun
  • Tamer Sağcan
  • Simge
  • HE
  • Turgay Şükür
  • Murat Bahçıvan
  • vedat uğur
  • Ebru Özgür
  • Mehmet Aydoğdu

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%15.4 (2)
9
%23.1 (3)
8
%61.5 (8)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0