Bir Tutam Aydınlık

0,0/10  (0 Oy) · 
5 okunma  · 
1 beğeni  · 
415 gösterim
Sevgili Okurlarım,
Bu kitaptaki yazılarımın biçoğu gelecekten haber veriyor. Bir anlama Türkiye'nin fal kitabı. Hem de uzak geleceği değil, yakın geleceği bildiriyor. Örneğin "Devlet Devlete Karşı" başlıklı yazı, Sivas'taki insan kıyımı olayım öncesinden, tıpkı tıpkısına bildiriyor. Daha bunun gibi, olayları önceden haber veren biçok yazı okuyacaksınız bu kitapta. O olayları, yazının yayımlamamdan sonra yaşamışsak, yazarın bunu nasıl ve nerden bildiği bizi şaşırtabilir. Ama korkunç olanı şudur: Bu kitaptaki kimi yazılarda anlatılanlar dahaca yaşanmamışsa, gerçekleşmemişse, yaşanmış ve gerçekleşmiş olanlara bakarak okurlar, onların da günün birinde yaşana­cağını kestirebilirler.

"Önsöz'den önceki bikaç söz"den
(Tanıtım Bülteninden)

Kitaptan 2 Alıntı

Aziz Nesin - Yine Düşünmek!
"Bana göre, Türk insanının gittikçe daha koyu,
gittikçe daha aşırı Müslümanlaşmasının baş nedeni,
gittikçe daha çok günah batağına saplanması,
gittikçe daha çok haram yemesidir. İnsan, günahını, işlediği haramı
başkalarından saklayabilir, ama kendinden saklayamaz;
kendisi bilir günahkar olduğunu. Günah işledikçe kendi suçundan,
Tanrı’nın cezalandırmasından, cehennemde yanmaktan korkusu artar.
İşte o zaman kurtuluşu aşırı, koyu dindar olmakta bulur.
Daha çok günah işledikçe, Tanrısını daha çok memnun etmeye çalışır.
Allah, cahiliye Araplarını sapıklıktan kurtarmak için İslam’ı göndermemiş midir?
Bütün günahkarlar, Allah’ın bağışlayıcılığına sığınırlar, kendi kurtuluşları için.

Türkiye’de ahlaksızlık, günah, haram, suç, sistemin gereği olarak gittikçe
arttığından, Allah’ı memnun etmek için günahlarından arınmak isteyenlerin Müslümanlığı, aşırılığı da artmıştır.

Yurtdışındaki Türk işçileri, ellerinde bile olmadan daha çok günah
işlediklerine inandıklarından, o büyük günahtan kurtulmak için,
Türkiye’de olduklarından daha da aşırı müslüman olmayı gereksinirler.

Büyük sermayenin, dünyadaki günahlarının kefaretini ödemek amacıyla
iyilik vakıfları kurmaları, sevap işlemeleri, öbür dünyaya gidince cennette
güzel manzaralı, çarşıya pazara yakın, ama gürültüden
uzak bir parsel -hem de büyükçe- kapmak için değil de niçindir?
Gerçek Müslüman oldukları için mi?
Gerçek Müslümandılar da, bu denli haramı, günahı, hırsızlığı, yasal yolla
vergi kaçakçılığını ve en önemlisi bu vahşi sömürüyü nasıl işlediler ve
hala işliyorlar ve daha da bu gidişle çok işleyecekler…

Bu konuda benim düşüncem bu.
Siz nasıl isterseniz öyle düşünün, yeter ki düşünün…”

Bir Tutam Aydınlık, Aziz Nesin ("Yine Düşünmek" başlıklı makalesinden, 22 Ağustos 1993 - Adam Yayınları,1994)Bir Tutam Aydınlık, Aziz Nesin ("Yine Düşünmek" başlıklı makalesinden, 22 Ağustos 1993 - Adam Yayınları,1994)

Aziz Nesin - Başka Nasıl Anlatmalı?
"...Tehlike üzerimize çullandı çullanacak...
Aymak zamanı ha geçti, ha geçiyor...
Bu tehlike, dinsel gericiliktir, bağnazlıktır, yobazlıktır, gericiliktir,
ortaçağı bile yaşamadan ortaçağ karanlığına gömülmektir;
üstelik 'Atatürkçüyüz! Atatürkçüyüz!' diye diye sürünerek,
inleye inleye akılcılıktan kaçıp gericilik batağında eriyip yok olmaktır.
Seni bu batağa sokanlar, seçtiğin kendi milletvekillerindir, bakanlarındır,
kendi hükümetindir. Bu demektir ki, sen yıllardır kendi kendini karanlık
bataklığına sürüklüyor ve kişiliğini, uygarlığını boğarak öldürüyorsun.


Ziyaret bahanesiyle türbeler açıldı, sesini çıkarmadın!
Tekkeler, zaviyeler açıldı, sesini çıkarmadın!
Tarikatlar, eskiden olduğundan daha da çoğaldı ve özgürleşti, sesini çıkarmadın! Borçlu olanın hacca gitmesi dince de yanlışken...
borçlu yoksul Türkiye'nin parasını kızgın Arap çöllerine savurmak için,
eskiden yasak olan hac yolunu açtılar, ses çıkarmadın!

Eğitim Birliği'ni bozmak için, İmam-Hatip liselerini sürekli açarak,
bu liselerde salt imam ve din görevlileri değil, hekim, mühendis, yargıç vb.
gibi toplum yönetiminin her katından insanlar yetiştirerek, anayasadaki laikliği
hiçe saydılar, sesini çıkarmadın! Kur'an kursları açtılar,
burdan çıkışlıları da lise eşdeğerli saymak istediler, sesini çıkarmadın!
Büsbütün alanı boş bulup azarak, demokrat yazarlarımızı kurşunladılar,
bombaladılar, sen sesini çıkarır gürültüler yaptınsa da sesini çıkarmadın!

Din dersi adı altında, salt Sünnilik mezhebi dersi olan din dersini
okullarda zorunlu ders yaptılar, sesini çıkarmadın!
Bir zamanlar korkularından Atatürkçü görünen yobazlar, şimdi
Atatürk'ü aşağılıyor, O'na karşı olduklarını açık açık söylüyorken
sen yine susuyorsun. Beklemesini bilen sinsi gericiler, asker okullarına,
Harp Okulu'na da İmam-Hatip çıkışlıları sokabilmek ve günün birinde
İmam-Hatiplilere İslamî ve askeri darbe yaptırmak için yasaları zorluyorlar
sen yine sesini çıkarmıyorsun!

Veee... Şimdi de özel ve resmî bütün öğrenci yurtlarına mescit
yapmak için hazırladıkları yönetmeliği Meclis'ten geçirmek için tartışıyorlar
ve sen hâlâ sesini çıkarmıyorsun! 'İbadetini yapmak isteyen öğrencilere
uygun yer ayrılması' bahanesiyle öğrenci yurtlarında mescitler açılacak,
ama sen sesini çıkarmıyorsun!

Tarihimizde gericilik yolunda atılmış hiçbir adım, bir parmak bile
alınamamıştır. Nereye götürüldüğümüz çok açık, çok belli.
Başka daha nasıl anlatmalı? Sana aptal olduğunu söylerken,
bu sözüm duyduğum derin ve büyük acının çığlığıydı.
Namık Kemal'in ağzıyla sana sesleniyorum:

Ey yareli şîr-i jiyan
Uyan, uyan bu hâb-i gafletten"

Bir Tutam Aydınlık, Aziz Nesin (Sayfa 35 - "Başka Nasıl Anlatmalı?" başlıklı makalesinden, 25 Mayıs 1993. - Aziz Nesin,Bir Tutam Aydınlık,Adam Yayınları,1.Basım Nisan 1994,s.35-36)Bir Tutam Aydınlık, Aziz Nesin (Sayfa 35 - "Başka Nasıl Anlatmalı?" başlıklı makalesinden, 25 Mayıs 1993. - Aziz Nesin,Bir Tutam Aydınlık,Adam Yayınları,1.Basım Nisan 1994,s.35-36)