Mübarek, bilge, bayan, Üm el Müminin; ki bu lakabı taşıyan son kişi Muhammet Peygamber'in karısı Ayşe'ymiş... Sitte, Arapça'da "hanım"... Hepsi de Gertrude L. Bell...
Arkeolog, yazar, gezgin, dağcı, coğrafyacı, ajan ve Çöl Kraliçesi. O bir İngiliz ama "Iraklıyım" da diyor. En son, Mezopotamya'da "El Hatun" dendiğinde ilk ve/veya sadece o akla geliyordu...
Onun için "Erkek beyni taşıyan son derece zeki bir kadın" diyorlar. Belki de, kendi sözleri "Bir cins için fazla kadınsıyım, öteki cins için fazla erkeksi," de erkek dünyanın tespitini tamamlıyor.
Amerikalı yazar Janet Wallach 1996'da "Desert Quinn" adıyla yayımlanan, Türkçe'si de 2004 yılında Can Yayınları'ndan çıkan Çöl Kraliçesi adlı çalışmasında Bell'in Red Cars'da başlayan Bağdat'ta sona eren 57 yıllık yaşamının izini sürüyor.
Wallach, çölde bedevilerle buluşuyor, İngiltere, Kahire, Şam, Kudüs, Amman ve Bağdat'ta arkeologlar, diplomatlar, yazar ve tarihçilerle görüşüyor; onu ailesinden, dostlarından dinlemiş düzinelerce kişiyle konuşuyor. Elimize ulaşan hayatı çok yönlü okumalarla yorumlamanın yollarını okura açıyor.
"Biri" olmak!
Mesela, Bell Birinci Dünya Savaşı sırasında ve sonrasında çöllerde deve sırtında dolaşan, Ortadoğu'nun kaderini çizenlerden "biri", Irak'ı, Irak'ın ilk kralı Faysal'ı yaratan kişi mi?
Burada, "biri" sözcüğü önemli, çünkü o hep, "biri" olmaya çalıştı ve önce Ortadoğu'da, sonra doğduğu ülkede "biri" oldu.
Yoksa, erkek dünyada sürekli onlardan "biri" olduğunu kanıtlamaya çalışan yalnız bir kadın mı?
Bir not bile bırakamadan
Yalnızdı; 11 Temmuz 1926'da, 58. doğum gününden üç gün önce, anne babasına yazdığı mektubu bitiremeyecek, hatta bir not bile bırakamayacak kadar yorgundu.
Yardımcısına sabah altıda uyandırılmak istediğini bildirdi. Elini uyku haplarına uzattı, bolca aldı,