10'da 10 vereceğim nadir yazarlardandır. Birine şair demek, o kimsenin tutkulu ve dolambaçlı gezegenlerin ağına takılarak kelimelerin esrarengiz bir mucidi olduğunu kabul edecek seviyeye gelmek demektir. Benim için ister Avrupa karanlık çağı olsun ister umum dünya, şiirin başkenti yanan bir kalbin içinden doğmuş olağanüstü kelime dizilerine ev sahipliği yapan bir diyardır.
Acısının derinliğine şahit olduğum Rimbaud'u okumakla sadece Fransa'nın o dönem karanlığını değil, insan olarak bir ruhun geçirebileceği sarsıntılı evrelere tanık olursunuz. Saygılar..
Bütün ŞiirleriArthur Rimbaud · Varlık Yayınları · 2014408 okunma
Bilindiği gibi Fransız şiiri dünya edebiyatında şiirin temel yalıdır. Rimbaud ise Fransız edebiyatının şiir konusunda en önde gelen şairlerindendir.Rimbaud ayrıca Türk edebiyatını ciddi manada etkilemiştir.Varlık yayınlarından çıkan tüm şiirleri eserinde yoğun bir mitolojik hava ve mitosların birleşiminden meydana gelmiş etkileyici şiirler var.
Şiir sevmesem ve çoğunu anlamasam da anlayabildiğim kadarıyla okuması keyifliydi. En büyük nedeni ise şairin bahsettiği konular. Ama bazı şiirlerinde pedofili benzeri rahatsız edici betimlemeler vardı. Belki yazarken yaşı küçük olduğu için böyle algılanmış da olabilir. Çeviri ise çok güzel değil örneğin Sensation şiirinin Orhan Veli çevirisi çok daha güzel, daha sonra kendim de çevirmeye çalıştım ve artık en sevdiğim şiirlerden biri.
Bütün ŞiirleriArthur Rimbaud · Varlık Yayınları · 2014408 okunma
Rimbaud,sadece 4 yıllık şiir serüveninde; Toplumsal, Emek, İşçi ve Aşk temalarıyla süslenmiş muazzam eserler ortaya koymuştur.
Bu kitapta şiir ve düzyazı metinleri bir araya getirilmiştir.
Ayrıca Batı dünyası şiirini derinden etkilemiş ve birçok büyük yazara/şaire ilham olmuştur. Arthur Rimbaud
Bu kitabın radyo tiyatrolarında neden sıklıkla tercih edildiğini anladım artık. Geç kalmışlığın verdiği ince bir sızı kaldı geriye. Bir de Rimbaud şiirleri..
Bütün ŞiirleriArthur Rimbaud · Varlık Yayınları · 2014408 okunma
Ece Ayhan şöyle demiş, "Bakışsız Bir Kedi Kara’da Rimbaud’nun etkisinde kalmışım denebilir, istenirse. Illuminations’u okuduktan sonra yazmıştım."¹
Arthur Rimbaud Fransız yazar ve şair. İlk şiirini 16 yaşında yayınlamış. 21 yaşında da yazmayı bırakmış. Nerden baksan kral haraket.ajaj şu kısacık yazın hayatında sen gel sembolizm akımının öncülerin biri ol. Arkandan millete ilham olacak şiirler bırak. Aykırı şair diye adın geçsin. Büyük sükse.
Bi makale çıktı karşıma, Ayhan ve Rimbaud'nun benzerliklerine ilişkin.
"Ayhan ve Rimbaud’nun şiirleri arasında, estetik plânında kimi farklılıklar bulunmaktadır; ancak etik değerler söz konusu edildiğinde, kesinlikle ortak bir tavrı paylaştıkları ve sürdürdükleri söylenebilir. Her ikisinin de en temel ortak yanı hiç kimseye ödün vermemeleridir. Ne yayıncıya, ne okura ne de iktidar sahiplerine."²
Devam ediyor Ece Ayhan;
"Bugün bile Türkçe’nin grameri yoktur, oluşum halindedir dil. Şiirin de, insanın da oluşum halinde olduğunu dikkate almadılar. Biz insanlığın sonunda değiliz. Başındayız daha. (…) Türk şiirinin içine ediyor Ece diyorlar. Amacım zaten bu. Bir şeyi yıkacaksın ki yeni bir şey kurulabilsin. Ben kendi kuşağımı da sorgulamak zorundayım. Nâzım Hikmet’i de, Edip Cansever’i de. İnatçıyım ama, haklı inadıdır bu. Şiirde de zorluk oradan çıkıyor. Şiir şiirde kalamaz. Kalmamalıdır da. Tarih, coğrafya, felsefe, sosyoloji, etik… Hepsini içermelidir şiir.‘ "³
"Ayhan’ın anlatımıyla, Rimbaud’da görüp varlığını saptadığı ve sonra kendi yapıtında kullandığı (Bakışsız Bir Kedi Kara) biçim bir örgüdür; üstelik çok sıkı bir örgü; üzerinde uzun süre çalışılarak üretilen türden bir örgü. Üstelik, bu sıkı örgüyü hazırlarken sanatçı, okura olanaklar ölçüsünde kendi varlığını unutturmayı dener. ‘Yer,
Arthur Rimbaud'un kaleme aldığı Köprüler şiiri bir köprü gibi bağlayıcı niteliğinde olup Rimbaud'u Verlaine'ye bağladığı gibi okur ve şiir arasındaki bağı da pekiştirecektir.
Arthur Rimbaud'nun şiirlerini Ehrenburg'un sonrasına bırakmam, biraz rahatlamak içindi. Ama şiirler de şiir hani...
Şiire on altı yaşında başlayıp yirmi yaşında son vermiş arka kapağa göre. Biraz araştıracağım. Dört yıllık ürünüyle bütün büyük şairleri ve modern Türk şiirini de geniş ölçüde etkilemiş. Ben özellikle Mehmet Akif'i anımsadım. Konuşur gibi akıcı şiirler bana onu hatırlattı.
Rimbaud'nun tarzını sevdim. Bir kere ölçülü ve kafiyeli. Ayrıca mısra ve bölümler arası anlam bağlantısı ve geçişler var ki o da ayrı hoşuma gitti. Hele ilk şiirleri, krala karşı yazdıkları harika...
Bütün ŞiirleriArthur Rimbaud · Varlık Yayınları · 2014408 okunma
Erdoğan Alkan, mütercimlerin Piri! Rimbaud'yu çevirmek, çevirirken his ve duygularını taze tutabilmek.. şiir gibi bir sanatın, Fransızca gibi bir lügatın ustalıkla Türkçe'ye çevrilmesi neredeyse olanaksız. Büyük mütercimi, böyle nadide çeviri eserleri verdiği için dimağımda ölümsüzleştiriyor olacağım.
Gelelim Rimbaud'ya...
Rimbaud'yu anlayabilmek için geçirdiğim dört senenin ardından söylemek istediğim bir cümle var: Rimbaud, algılanamaz...
20 Ekim 1854'te Fransa'nın kuzeyinde Ardenler bölgesinde Charleville kasabasında, Bourbon Sokağı 73 numaralı evde doğar. Subay olan babası Frédéric, annesi Vitalie'yi genç yaşta terk eder. Vitalie Cuif(Rimbaud)'un Roche kenti yakınlarında çiftlik sahibi olan varlıklı bir aileden geliyordu. İlk doğan çocuklarına babanın adı olan Frédéric ismi konulur. Ailenin ikinci çocuğu Arthur, üçüncü çocuğu annesiyle aynı adı paylaşan Vitalie, dördüncü çocuğu Rimbaud'un hayatında önemli rolleri olan Isabelle'dir.
Annenin genç yaşta eşinden ayrılmasının baskısıyla yaşayan Rimbaud 8 yaşında laik bir eğitim sistemi olan Rossat Okulu'na verilir. Daha sonra Sous Les Alleés sokağına taşınırlar ve Sofu olan annesi tarafından dini eğitimde verilen Charleville Koleji'ne verilir. Din dersleri ve Latincesi oldukça iyi olan Rimbaud'a okulda "küçük pis yobaz" adı takılır. Öğretmeni Ariste Lheriter'in destekleri üzerine yazdığı şiire daha çok özenir. O sıralarda Çağdaş Parnasse dergisini okur, Théophile Gauiter, Théodore de Banville, Léon Dierx vePaul Verlaine gibi şairlerin şiirleriyle tanışır. Charleville'de düzenlenen geleneksel edebiyat yarışmasında birinci olur.
Öksüzlerin Yılbaşı Armağanları (Les Etrennes des Orphelins) adlı şiirini Revue Pour Tous dergisine gönderir ve bilinen ilk yazılı şiiri budur. George Izambard ile tanışıp, fikirlerinden etkilenir.Ofelya, Demirci, İzlenim, Güneş ve Ten gibi şiirleri bu döneme rastlar. Bu sırada çıkan Paris Komünü ayaklanması ve Prusya-Fransa savaşı siyasi çizgisinide belirlemiş olur. Paris'te çıkan La Charge gazetesinde Üç öpücük şiiri yayınlanır. Henüz 16 yaşındayken evden kaçıp Paris'e gider. Bundan sonra evden savaş ortamında 2 kere daha kaçmasına rağmen, perişan hallerde geri döner. Bu sırada Paris'in meşhur kafelerinde şiirler yazıp, çağın sanatı, siyaseti hakkında tartışmalara katılır ve absint içip, afyon yutmaya başlar. En son evden kaçışında, mektup ve şiirle dostluğunu pekiştirdiği dostu Verlaine'nin evine sığınır. Bundan sonraki dönemde yazdığı şiirler olgunluk dönemine ulaşır. 1873'te ilk şiir kitabıCehennemde Bir Mevsim (Une Saison En Enfer) yayımlanır. Verlaine'nin eşiyle arasının açılması ve Rimbaud ile eşcinsel ilişkilerinin başlamasıyla; Fransa'da dışlanan ikili Almanyave Belçika seyahatlerine başlarlar. Verlaine, Rimbaud'u Brüksel'de bir tabanca kurşunu ile yaralamasının ardından, eşcinsel ilişkileri yüzünden başları belaya girer. Verlaine kürek mahkumu olarak hapse atılır, Rimbaud ise serbesttir. 1875'te son kez görüşmelerinden sonra bir daha asla görüşmezler. Bu tarihten sonra da şiir yazmayı bırakır.