"Bir zamanlar yaşıyorduk, şimdi ölüyoruz..."
•
Anlam kapalılığıyla süslenmiş bir şiir kitabı. Şiirlerini anlamak için ultra ultra açmanız gerekiyor algıları. Anlamın ne kadar yoğun olduğunu anlamak için açıklama kısmına bakmak bile yetiyor çünkü kitabın açıklaması, kitabın yarısı kadar. T. S. Eliot zor bir şair çıktı iyi mi?
Amma velakin kitabın 1.Dünya Savaşından sonraki toplumun durumunu konu aldığını bilmek anlaşılmayı biraz daha kolaylaştıyor sanki. Yine de zor bir kitap olduğunu bilin.
•
"Gereksiz pişmanlıklar yaşamamak için insanlardan bir parça mesafeli olmak iyidir..."
•
Halk arasında yanlış bilinen bazı bilgileri düzeltmek amacı ile,TS Eliot ingiliz degil amerikalıdır, ancak egitiminin bir kısmını ingiltere'de aldıgı ve ingiliz sairlerden, ozellikle de Ezra Pound'dan cok etkilendigi icin siirleri ingiliz siiri gibi algılanmıstır. aslında tamamen yeni bir akımın sairi, modernismin baslangıcını yaptıgı icin iki tarafa da pek yakın sayılmaz.
ingiliz edebiyati ogrencilerinin cogunu bu $iiri incelettirmeden mezun etmezler bi de.(annem soyluyor,ben bilmiyorum)
Eliot un anlamsızlıkla anlamlılaştırdığı en büyük şiirlerinden birisidir. Ezra Pound tarafından çoğunun kısaltıldığı bilinir. zira böyleyken bile acayip uzun bir şiirdir. anlaşılması oldukça güçtür...
kendi kendine bile gönderme yapıyor, yer yer,daha ne olsun?)))))
433 satirdan olusan bu siir 1922 eseri. T.S.Eliot bu siiri hayran oldugu Ezra Pound´a adamis........)Pounda sagolsun insafliymis cok kisaltmis)))
''toy şairler taklit eder, olgun şairler çalar; kötü şairler aldıklarını bozar, iyi şairlerse güzelleştirir.''
Çorak ÜlkeT. S. Eliot · Yaba Yayınları · 2011629 okunma
* * *
Thomas Stearns Eliot... Her cümlesi birkaç anlama gelen, akademik ve dini bilgisini kelimelerine yansıtan, bu kelimeleri de çoğunlukla imalı veya bozarak kullanan takdir edilesi İngiliz şair.
Çorak Ülke... Çevirisi oldukça zor olan bu kitabı tercüme edip Türkçe'ye kazandıran Yaşar Günenç de bir takdiri hak ediyor.
Kitabın arka planında, 1.Dünya Savaşı sonrası toplumun durumu olduğunun bilincinde olarak okunursa kitap daha iyi anlaşılacak ya da en azından anlamlı hâle gelecektir. Savaştan dönen erkekler ya da onları evlerinde bekleyen kadınlar artık eskisi gibi değildir. Savaşın erkekler üzerindeki psikolojik etkileri ve kadınların -erkeklerin yokluğunda- değerlerinin artması, toplumda giderek daha çok söz sahibi olması ve kendilerine olan güvenlerinin artması dolasıyla toplum bir anlamda kabuk değiştirme sürecine girmiştir. Bütün bunların olumsuz yansımaları da olmuştur ve T.S Eliot, bu kabuk değiştirmenin ülkeyi "ruhsal bir çoraklığa" sürüklediği üzerinde durur.
Bunu yaparken de mitlerden, dinden, edebiyattan, müzikten vb. oldukça faydalanır. Shakespeare ve Dante çıkar karşımıza sık sık, İncil'e göndermeler, Hint mitolojisi bile yer bulmuştur kendine Çorak Ülke'de. Bu metinlerarası yolculuğu okuması keyif verir vermesine ama bir o kadar da zordur, dipnotları okuyup özümsemeniz, gerektiğinde daha detaylı araştırmalar yapmanız gerekir.
Semboller ve benzetmeler vardır kitapta çokça bir de. Su, hem ölümü hem yeniden doğuşu simgeler örneğin. Ateş, hem şehveti hem de arınmayı sembolize eder. Bir Tiresias vardır ki çift cinsiyetli olması sebebiyle, bütünlüğü simgeler.
Toplumun kurtuluşa ermesi, verimsizliğin ve çoraklığın son bulması arzusu yatar şiirlerin temelinde. Sanskritçe bile söylenmiştir bunun çaresi:
Datta. Dayadhvam. Damyata.
(Ver, duygudaş ol,
Çorak ÜlkeT. S. Eliot · Yaba Yayınları · 2011629 okunma
Thomas Stearns Eliot'un okuduğum ilk kitabı. Sözlerini sürekli okuyordum ve bayağı seviyordum da.
Tesadüfen Pdf Drive'da denk geldim, okumak istedim. Ama ne yazık ki sözlerinden etkilendiğim kadar etkilenmedim ve beklentimi karşılamadı. Kitap her ne kadar kendi döneminde önemli kabul edilse de, şahsımca ağır olan dilinden dolayı çoğu kişinin beklentisini karşılamaya yetmiyor. Kitap sonunda dipnotlar verilmiş fakat pdfden okuduğum için kitabı bitirdikten sonra gördüm ve bu da daha fazla anlam karışıklığına sebebiyet verdi maalesef. Ki normalde de kelimelerin açıklamasına gerek duyulan kitapları pek tercih etmiyorum. Anlam benim için, ahenk unsurlarından önce geliyor. Bu kitaptaki şiirler bana onu veremedi. "Bana bir şey kattı mı?" diye sorduğumda da, sadece denk geldiğim anlamlı sözlerin, anlık bir duygu karşılamasından başka bir şey vermediği. Okuyup okumamak size kalmış.
Şiirle kalın...
Merhabalar, uyanık kaldığım zamanların %90'ını iş yerinde geçirdiğim için kitaplığımdan uzak kaldım, bu kitabı e-kitap formatında bulup okudum.
Şunu söyleyebilirim, ne kadar denesemde çeviri yapılan yabancı şairlerin kitapları bana çekici gelmiyor, o şairleri belki kendi dilinde okusam beni bir nebze olsun mutlu eder diye düşünüyorum ama yine de anlamsız geliyor, şiir konusunda edebiyata ömür vermiş insanlar nasıl düşünür nasıl eleştirir bilmem ben standart bir okurum.
Benim gibi düşünürseniz muhtemelen bu kitaptan sıkılabilirsiniz, yine de okurum ben diyorsanız keyifli okumalar dilerim :)
Ve gerçekten zaman olacak
Merak etmeye, “cesaret edebilir miyim?” diye.
Zaman olacak geri dönmeye ve merdivenden inmeye.
(...)
Cesaret edebilir miyim
Rahatsız etmeye evreni?
Bir dakikalık zaman olacak
Kararları ve yeni kararları tersine çevirmek için.
Çünkü biliyorum hepsini çoktan, biliyorum hepsini:
Biliyorum sabahları, akşamları, ikindileri,
Ölçtüm yaşamımı kahve kaşıklarıyla;
Biliyorum o sesleri, ölümcül bir düşüşle ölen,
Altında öbür odadan gelen müziğin.
Öyleyse nasıl kalkışayım?
Ve biliyorum o gözleri çoktan, biliyorum hepsini:
O gözler sizi çiviler basmakalıp bir yargıyla,
Ben, basmakalıp bir yargıyla bağlanınca, serilerek
iğnenin üzerine
(...)
Korktum kısacası.
Yine de zahmete değerdi, her şeyden sonra,
Bardaklardan, marmelattan, çaydan sonra,
Çorak ÜlkeT. S. Eliot · Yaba Yayınları · 2011629 okunma
"İmgeciliğin Babası" olarak anılan Thomas Ernest Hulme ve "İmgeci şiir" akımının kurucusu Ezra Pound tarafından desteklenen Thomas Stearns Eliot, "Batının yetiştirdiği son şair" olarak anılır. T. S. Eliot şiirlerinde imgenin hem kesin hem imalı olması konusunda Fransız sembolistlerden etkilendiğini, "İhtiyacı olan şiirselliği İngilizcede hiç bir suretle bulamadığını bunu ancak Fransızcada bulduğunu" aktarmıştır.
Çorak Ülke; zaman, mekan ve konuşanın ani değişimleri nedeni ile karmaşık bir kitap olarak tanımlanır. Kişisel görüşüm şudur ki; 1. ve 2.Dünya savaşı arasında, ailevi ve kişisel problemleri olan bir yazarın ruhsal yansımasının, karmaşık ve değişken olmasından doğal bir şey yoktur. Bu dönemde verilen eserlerin de birbirine yapısal yönden benzemesi beni haklı çıkarır sanıyorum. Biz okuyucular bu konularda biraz tembellik ve bencillik yapıyoruz; okuduğumuz bizi yormasın, her esrar kendiliğinden diğer dizelerde ve mısralarda çözülsün istiyoruz. Bu kitap ki tatlı bir yorgunluk içeren, esrar-ı verilen dipnotları da okuyarak çözülecek bir kitaptır. Alıntılarım dışında incelememde yer vermek istediğim dizeler ise şunlardır:
Bu sarı sis ki sürter sırtını pencere camlarına,
Bu sarı duman ki sürter suratını pencere camlarına,
Dilini sokup yalar köşelerini akşamın,
Kalır hendeklerde duran suların üzerinde,
Düşsün onun sırtına bacalardan düşen kurum,
Kayarak terastan, birden sıçrayarak,
Ve görünce vaktin tatlı bir Ekim gecesi olduğunu,
Dolaşsın bir kez evin çevresini ve yatsın uykuya.
Eğer hayatım boyunca hiç sis görmemiş, tanımını duymamış olsaydım bu dizeleri okuduktan sonra muhakkak "Sisi" bir "Kedi" zannederdim.
Thomas Stearns Eliot, yazarlığının iyi olduğuna dair hiçbir şüphem yok, hatta bazen bu okur sayfasında bazen de sosyal medya da çok anlamlı sözlerine rastlıyoruz ve ona istinaden “Çorak Ülke” adlı kitabını aldım ve okudum, belki ben anlamamışımdır içeriğini derin anlamları olabilir ama okuduğum kadarıyla tavsiye etmiyorum neden mi? 2-3 sayfalık şiirlerin ardından açıklamalar konulmuş böyle olması okumayı zorlaştırıyor, belki yayınevi faktöründen de olabilir çokta sevemedim alacaksanız da “Yaba” yayınevinkini almayın derim.
İlk olarak dizelerde inanılmaz bir parodi görüyoruz, bir oyun, hatta öyle ki bu oyun şiirin bağlamından taşıyor, okuyucu ile şair arasına değiyor. "Heap of broken images" diyerek bizden ne beklememiz gerektiğini, ve beklentimizin de ötesinde, önümüze şiirin mesajinın bir kolaj gibi taşınacağını başta alıyoruz.
Waste Land sadece bir savaş eleştirisi değildir, bize hayattan ne beklememiz gerektiğini bile verir. Elbette şiir şairin kendi ideolojisi genelinde şekillenir, bu şekilleniş mitoloji öğelerinden alıntılanarak yapılmıştır. Şiirinin özünü hürmet ve yetkiyi kendinde bularak parodileştirme ile yoğuruyor.
Dantevari. İncilvari de diyelim, çünkü söylemlerin her biri bir vaaz; ateş vaazında da belirginleşen, şiirin ta başından beri gördüğümüz farklı dil geçişleri ile yabancılaşmanın ve dünya savaşları sonrası negatif değişimin anlatılışı, ve bu yabancı dillerin arasına Sanskritçenin de girişi, bize her bir söylemin zeytin dağı konuşması kadar önemli olduğunu ve şiirde bir zemini bulunduğunu anlatıyor.
Kolaj olayına tekrar gelecek olursak, birinci dünya savaşının zemin hazırlamasıyla sanatta modern atılımlar olmuştur, fakat bu atılımlar sanatın mümkünatının sorularını da beraberinde getirmiştir. Şiirde de, sanatta görebileceğimiz gibi gerçeğin parçalanmışlıklarını yansıtma, modern ilkeleri diyebileceğimiz karmaşıklık ve çeşitlilik, tam olarak Çorak Ülke yi oluşturur.
ve evet, barış barış barış.
Değişik bir kitap. Özellikle yazıldığı zaman için, gerek dize yapısı gerek yüklem örgüleri farklı bir çok anlamlandirmaya müsait. Favori kitabim mi hayır , ama dönemimde büyük etkisi olduğu kesin.
Thomas Stearns Eliot (26 Eylül 1888 - 4 Ocak 1965), ABD doğumlu İngiliz şair, oyun yazarı ve edebiyat eleştirmenidir. Ekspresyonisttir. The Love Song of J. Alfred Prufrock, The Waste Land ve Four Quartets adlı şiirleri 20. yüzyıl modernist şiirinin en başarılı örneklerindendir.
St. Louis, Missouri'de doğdu. Harvard Üniversitesi’nde okudu. Daha sonra İngiltere'ye yerleşti, evlendi ve bir bankada memur olarak çalıştı. Anglikan mezhebine geçti ve daha sonra şiirlerini yayımladığı Faber and Faber yayınevini kurdu. Londra'da 1965'te öldü.
T.S. Eliot’ın şiiri sıklıkla zaman bağımlı, zaman güdümlü gelenekten kaçma arzusunu yansıtmaktadır. "Burnt Norton" (1941) adlı şiiri buna bir örnek olarak verilebilir.
Klasik kültürün malzemesini şiirde çok fazla kullanır. 19. yüzyıl şiirindeki şen, iyimser ve umut dolu havaya karşı bir ayaklanmayı temsil eder. Yeats, Ezra Pound ile başlayan 'yenileşme' hareketini ileriye götürerek yaymıştır.
Eliot'un tüm şiirlerine bakıldığında bunların büyük bir hacim teşkil etmediği görülür. Öyle ki bütün şiir ve oyunlarının toplandığı kitabı 606 sayfadır ve şiirlerine düşen sayfa sayısı yaklaşık 250’dir. Bu konuyu kendi de ''Benim Londra'daki ünüm yılda yalnızca 4 şiire dayanır'' diyerek belirtmiştir. Bu konuda William Empson'un bir anısına değinmek de yararlı olacaktır. 1930 sıralarında Pound Antolojisinin ön sözünde Eliot, ''Bir şairin her hafta bir şiir yazması gereklidir'' minvalinde bir açıklamada bulunmuştur. Empson bunun gerçekten gerekli olup olmadığını Eliot'a sorar. Yanıt şudur: ''O parçayı yazdığım sırada aklımdaki şair Pound idi.''
Ezra Pound'a göre, ''Eliot başarının cezasını ödedi. Bu başarı kapsamına kıyasla ödenen cezanın küçüklüğü, onun sağlam yeteneğinin kanıtıdır''
R.P. Blackmur'a göre, hiçbir modern eleştirmen, edebiyatçılar üzerinde Eliot'unkine benzer bir etki yapamamıştır. Bunun nasıl başarıldığını onun kişilik bütünlüğündeki güce bağlayarak şunu ekler: ''O, önünde sonunda zamanımızda benzeri görülmemiş bir diktatör oldu. Ancak bir diktatör Ezra Pound'u yalın bir söyleyişle, 'II. Miglio Fabro' (Daha İyi Usta) yapabilirdi.''